Bir yanım kadar yakın, göğe bırakılmış bir dua kadar uzak.
Aynı semânın altında büyüdük, başka başka ufuklara bakarak.
Sen baharı dallarında taşıyan bir ağacın gölgesinde dinlendin,
Ben rüzgârın bile uğramadığı kurak mevsimlerde kalarak.
Çehrende çocukluğundan kalma güneşli hatıralar vardı,
Benim geçmişimse akşam vakti kapanan eski bir han gibiydi.
Sen dönüp baktığında yüzüne tebessüm düşüren yollar buldun,
Ben hangi sokağa varsam biraz daha eksiliyordum sanki.
Hayata bakışın berrak bir nehir gibi akıp giderdi,
Ben her düşüncenin dibinde çöken tortularla yaşardım.
Sen yarınları konuşurken sesinde açan güller duyardım,
Ben dünü susturabilmek için gecelere sığınırdım.
Bir sofrada otursak ekmeğimiz aynı ekmek olurdu belki,
Aynı göğe baksak yıldızlar ikimize de görünürdü.
Yine de aramızda, haritalara sığmayan bir mesafe vardı;
Senin hatıraların yurt tutmuştu kalbinde, benimkiler sürgündü.
Kader ne tuhaf nakkaş...
Aynı dünyaya bırakıyor insanları, başka başka masallarla.
Kimi çocukluğunu bir mücevher gibi taşıyor ömrünün sonuna dek,
Kimi, kaybettiği bir cennetin kapısını arıyor yıllarca.
#Şeyda Keren