Aşk insanı mahvedebilir, tekrar ayağa kaldırabilir ve yeniden dağlayabilirdi; bugün beni, yarın seni ve ertesi gece onu sevebilirdi, işte böyle istikrarsızdı. Ama kırılamaz bir mühür mumu gibi sağlam kalabilir, ölüm gelip çatana kadar sönmeyen bir ateş gibi yanabilirdi de çünkü bu kadar sonsuzdu işte. O zaman aşk nasıl bir şeydi?
Aşk insanı mahvedebilir, tekrar ayağa kaldırabilir ve yeniden dağlayabilirdi; bugün beni, yarın seni ve ertesi gece onu sevebilirdi, işte böyle istikrarsızdı. Ama kırılamaz bir mühür mumu gibi sağlam kalabilir, ölüm gelip çatana kadar sönmeyen bir ateş gibi yanabilirdi de çünkü bu kadar sonsuzdu işte. O zaman aşk nasıl bir şeydi?
Çok, çok fazla sayıda kadın, gerekli bilince ulaşmadan önce korkunç bir söz vermişlerdir. Genç kadınlar olarak temel bir yüreklendirmeden ve destekten öyle yoksun, üzüntü ve gücenmeyle o kadar doludurlar ki, kalemlerini bıraktılar, sözcüklerini kilitlediler, şarkılarını susturdular, sanat çalışmalarını durdurdular ve bunlara bir daha asla dokunmamaya ant içtiler. Böyle bir durumdaki kadın, istemeden de olsa, kendi eliyle yaptığı hayatıyla birlikte fırına girmiş demektir. Hayatı küle döner.
Bir kadının hayatı kendinden duyduğu nefretin ateşinde de ölüp gidebilir, çünkü kompleksler soğuktan yakabilirler ve en azından belli bir süre için, o kadını korkutmayı başararak onun için önemli olan çalışmalara ya da hayata yakın durmasını önleyebilirler. Gitmemekle, hareket etmemekle, öğrenmemekle, arayıp bulmamakla, elde etmemekle, üstlenmemekle, olmamakla yıllar harcanır.
Bir kadının kendi hayatının geleceğine ilişkin sahip olduğu hayaller, başka birinin kıskançlığının ya da birinin ona yönelik apaçık yıkıcı niyetinin alevlerinde de öldürülebilir.