Veda etmediğini zannedenlerin vedası
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Kafkanın muğlak kahramlarının gerçekliğini çözmek için uğrastigimız kitaplarından,sadık hidayetin iç içe geçmiş kahramanlarından ,benliğin içinde oluşan yeni benliklerden ,var olmanın şüphe götürmez şekilde yok olmakla ilgisi olduğunu sezdigimiz kitaplardan edindiğimiz merakın,hazzın,heyacanın,şüphenin,korkunun ve gerçeğin ,bundan cok da uzun olmayan bi zamanda dünyanın küçük bi adasında yaşayan insanların fecaatlariyla son bulmuş öykülerinin ,tarihsel tanikliklarla harmanlanarak edebiyata dönüştürülmüş muhteşem bi örnegini okumuş olmaktan edindiğim acı tadı pek tarif edebilicek yetkinlikte değilim malesef . Nobel edebiyat ödülünü almış olması tek başına bi ölçü olmasa da kişisel begenilerimiz için,edebiyatın kaliteli yapıtlarını bir kenera ayırarak seçtiği gerçeğini de değiştirmiyor.Bu bazı ödül alan kitaplar tercih edilmeyi hak eden kitaplar pozisyonuna laf olsun diye ulaşmıyor şüphesiz . Edebiyatın belkide insanı en çok etkileyen tarafı ,acıları mutluklari ,ne kadar insanı duygu varsa işte ,unutmamayi sağlaması . Vesselam
Veda EtmiyorumHan Kang · April Yayıncılık · 20242,235 okunma
Bu nasıl karakter bu nasıl final SPOİLER
7/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
her şeyden önce değişen P.O.V sistemini beğendim ama dört bakış açısında kalmak biraz yetersiz olmuş son savaşta nyxin bakış açısından cyra ve ronan ile olan dövüşleri görmek isterdim hazır nyxden konu açılmışken başka bir konudan devam edelim ilk kitaptan beri gördüğümüz tanıdığımız sevdiğimiz gelişimine şahit olduğumuz bir karaktere bu son uygun mu gerçekten, yazar sanki "ya, ben bir final savaşı yazıyorum birilerini öldürüp dram yaratmalıyım" Demiş gibi ne olduğu belirsiz bir karakter ile gelip boş yere hiçbir işlevi olmayan bir ölüm yaşadı nyx, ölmeseydi eğer hiçbir şey değişmezdi her neyse biraz daha bu konu hakkında konuşmaya devam edersem buraya sığmaz gelelim başka bir meseleye, lin konusuna bu kitabın elimizde dört ana karakteri var diğer üçünün zaten tamamen onlara ayrılmış koskoca kitapları var yani yaşayacakları gelişimleri tamamlamışlar bu kitapla artık hikayelerine bir nokta koyacağız ama lin öyle değil biz lin ile yeni tanıştık ondan bir gelişim bekleriz yok geldiğinde neyse gittiğinde de oydu karakter hiçbir gelişim göstermedi sözde gösterdiği fiziksel gelişim ise bana gram geçmedi andros ile aralarında olan şey ise aşırı muğlak bırakıldı kardeş siz nesiniz neden böylesiniz gram cevap yok tam diyoruz aha bişey olacak tak ikiside ölüyor yani lin konusunda azda olsa bir gelişim okuyup dahada bağlanmak isterdim özgüvenine yersiz diyenler olmuş ama diğer karakterlere göre daha farklı psikolojideki bir karakter okumak güzel hissettirdi en sevdiğim karakterler ise kesinlikle irithel ve euria irithelin aradan geçen 7-8 yılda geçirdiği devasa gelişim hoşuma gitti baya, okurken gururlandım o derece eurianın ise kafasındaki sesler ikilemler aldığı fevri kararlar aşırı hoşuma gitti güç ve hırsın insanı nasıl parçaladığının canlı örneği bildiğin, drystan ve zaiden
Edebiyat
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202695 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Spoilersız bir inceleme
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Kaplan Dağdan İnince, Şarkı Söyleyen Tepeler'in ikinci kitabı. İlk olarak belirtmeliyim ki bu kitap, ilk kitaptan çok daha güzel bir kitaptı benim için. İlk kitaba 5/10 vermiştim. İlk kitabı olan Tuz ve Fal İmparatoriçesi'ni çok beğenmeme sebebim kısaca, dünyanın içine tam olarak giremeyişim ve hikâyenin çok muğlak ilerliyor olmasıydı. Hikâye anlatıcısının biraz daha evreni bize tanıtmaya çalışmasını isterdim. Ancak bu kitapta, kendimi daha çok evrenin içinde bulabildim ve hikâyeye çok daha iyi odaklanabildim. Şunu söylemeliyim ki, Nghi Vo bence gerçekten başarılı bir hikâye anlatıcısı. Yazım dili olsun, karakterlerin eşsizliği olsun, yarattığı evrenin özgün ve ilginç olması olsun her şey bu kitapta çok hoşuma gitti. Zaten bana her iki kitabı da okutan, yazarın yazım diliydi. Bu nedenle bu kitap benim için Tuz ve Fal İmparatoriçesi'nden daha başarılı bir kitaptı. Bir hikâyenin anlatıcısına göre ne kadar farklı yorumlanabildiğini, her yeniden anlatımın aslında yepyeni bir hikâye yazmak gibi olduğunu gösterdi. Hikâyenin, anlatıcısının bakış açısına göre kaç farklı şekilde anlatılabileceğini. Tarihi olaylarda da böyledir ya bu, tarihi bir gerçeği ne açıdan yorumlayacağınız tamamen size ve bakış açınıza bağlıdır... Akıcı, kolay okunan ve bir oturuşta bitirebileceğiniz ve gerçekten keyif alacağınız bir kitap. İlk kitabı sevmediyseniz bile bence bu kitaba bir şans vermelisiniz. Serinin ilerleyen kitaplarının çok daha güzel olacağını düşündüğüm için bu kitaba puanım 7/10
Kaplan Dağdan İninceNghi Vo · İthaki Yayınları · 2023120 okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
‘Ah seni boyun eğmez ruh. Hayatı bir arada tutan müphem sözcükler ve muğlak düşüncelerdir. Dikişleri sökülene dek her bir ifadede ısrarla kusur bulmanın manası nedir?’ . 2019’da Bin Yıllık Dua ile tanımışım Yiyun Li’yi. ‘Öykülerin her biri iz bırakan türden.’ yazmışım. Sonra Akıl Ermeyince çevrilmiş ve onu da sevmişim hatta ‘empati kurmaktan korktuğum ancak şiirsel diliyle de hayran kaldığım bir eser’ demişim. Kazkafanın Kitabı durur mu? Hemen edinip onu da içercesine okumuşum. Çünkü kayıpları okumak dokunuyor bana. Cümlelere o kayıpların kokusu sinerse daha bir sarılıyorum kitaplara. Mutluyken Başka Adlarımız Vardı tam da böyle bir eser. Yas tutma, ebeveyn olma, yaşamın devamı için ufak detaylara tutunabilme gibi konulara hüzünlü ama bir o kadar da ümitli bir yerden yaklaşıyor. Kendisi intihara teşebbüs etmiş, iki oğlunu intihardan kaybetmiş bir yazar Li. Bu acıların izlerini Çarşamba Çocuğu’nda görüyoruz örneğin. Mutluyken Başka Adlarımız Vardı’da da. Umuyorum ki yazmak iyi geliyordur Yiyun Li’ye, en az onu okumanın bana iyi geldiği kadar ~ . Nuray Önoğlu çevirisiyle~
Mutluyken Başka Adlarımız VardıYiyun Li · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20268 okunma
Biraz da tarih incelemeleri :)
Puan vermedi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki Türkiye Hüner Tuncer Doç. Dr. Hüner Tuncer’in titiz bir arşiv çalışması ve diplomatik birikimiyle kaleme aldığı Menderes’in Dış Politikası eseri, Türk dış politikası tarihinin en radikal dönüşüm süreçlerinden birini uluslararası ilişkiler disiplininin temel yapı taşları üzerinden analiz eden sarsıcı bir kitaptır, Tuncer, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini oluşturan ve geleneksel dış politikayı biçimlendiren Atatürkçü ilkeler ile 1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti (DP) iktidarı tarafından hayata geçirilen pratikler arasındaki derin kırılmayı mercek altına almaktadır. Kitap, temelde realist bir uluslararası politika perspektifiyle yazılmış olup, bir devletin kendi ulusal gücüne dayanmaksızın, salt bir süper gücün koruyuculuğuna ve dış yardımlara yaslanarak tam bağımsızlığını sürdüremeyeceği tezini savunmaktadır. Tuncer, yapısal analize geçmeden önce, Atatürk dönemi dış politikasının "gerçekçilik", "tam bağımsızlık", büyük güçler arasında denge kurma ve ideolojik dogmalardan uzak durma gibi temel prensiplerini anımsatarak, Menderes dönemindeki "sapmanın" teorik ve pratik boyutlarını daha görünür kılmaktadır. Uluslararası sistemin İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok kutupluluktan iki kutupluluğa evrilmesi ve Soğuk Savaş’ın tırmanması, Türkiye’nin jeopolitik konumunu kırılgan bir zemine taşımıştır. Eserde, bu dönemin en kritik eşiklerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı ertesindeki Türk-Sovyet ilişkileri ve SSCB’nin Boğazlar ile Doğu Anadolu üzerindeki haksız talepleri teferruatlı bir biçimde incelenmektedir. Yazar, bu noktada önemli bir tarihsel ayrım yapmakta; İsmet İnönü dönemindeki Batı’ya yakınlaşma hamlelerinin savaş sonrası koşulların ve Sovyet tehdidinin dayattığı istisnai, konjonktürel bir zorunluluk olduğunu belirtirken, DP iktidarının bu çizgiyi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki TürkiyeHüner Tuncer · Kaynak Yayınları · 20133 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
Kitaplıktan rastgele seçip aldığım Murakami eseriydi benim için. İlk eserlerinden biri. Serinin ikinci kitabıymış. Fare ve ismi geçmeyen karakteri ilk kitabı okumadığımdan bağdaştıramadım elbette. Bittiğinde araştırıp anladım. Her ne kadar serinin ortasından daldıysam da benim için ilk kitabı önce okumak da belki anlamlı bir değişikliğe neden olamayacaktı. Zira Murakami okumak, büyülü gerçeklik ve betimlemenin gücüyle her kitapta keyif vermiştir. Bazı yerler muğlak, ikizler, intihar eden eski kız arkadaş, Fare’nin durup dururken kızla ilişkiyi kesmesi, ardından sürekli uzaktan evi gözlemesi, J’nin anlayışı, Pinball makinesine olan takıntı(maddi bir çıkar vermese de gururlandırıcı etkisi…). Anlamın sorgulanması, geçip giden hayatlar ve günlerin birbirine benzemesi… Kısa ama nitelik bakımından dolu bir eser. Keyifli bir Murakami deneyimi.
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,557 okunma