“Terakkiperver Fırka seçime katılmadı fakat muhalif olarak kitlelerin karşısına çıktı. 1925 yılı Haziran ayında kapatılan bir partidir. Terakkiperver Fırka bünyesinde Milli Mücadele de Atatürk'ün yakın arkadaşları olan komutanlar ile birlikte İttihatçılar da toplanmıştı. O zaman pek fazla solcu yoktu. Solcular daha sonra Serbest Fırka'ya dahil oldular.”
"Allah ile ancak onun rızasına muvafık hareket ettiğin takdirde sohbet et.Halk ile ancak nasihat etmek ve nasihati dinlemek kaydıyla arkadaşlık yap. Nefis ile ancak ona muhalif hareket etmek suretiyle arkadaşlık et. Şeytanla ancak ona düşmanlık gütmekle arkadaşlık yap."
Ama sevgili Bebek İsa, içinde gölgeye yer olmayan bir dünya beni biraz tedirgin ediyor. Senden istediğim pek çok şey var ama ilk ve en önemlisi şu olacak. Yüreklerimize gölgenin vicdanını yeniden ver, hepimizi bu çok insani boyuttan mahrum etme. Şerrin bilincine sahip olmayan insan nedir ki? Rousseau zamanından beri bize insanın, doğası gereği iyi olduğu yineleniyor ve bu sürekli yineleniş meyvelerini veriyor. Bizi çevreleyen şerrin suçu, asla içimizde değil, dışımızdadır deniyor: Toplumun, adaletsizliklerin, yozlaşmanın, ebeveynimizin, muhalif siyasetin suçudur ama asla bizim kesin sorumluluğumuzdan kaynaklanmaz. Bu düşünce üzerine büyük diktatörlükler kuruldu -on milyonlarca cana mal olan diktatörlükler-ve hâlâ ayakta durmaya çalışıyorlar. Dış koşulları değiştirerek, deniyor, insan değişecektir ve toplumu daha adil, daha hoşgörülü kılacaktır. Peki ya öncelik, içsel değişimi sağlamaksa? Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitabımın son sayfalarında anneanne torununa şöyle yazıyordu:
Unutma ki yapılacak ilk devrim, insanın kendi içinde yapacağıdır, evet ilk ve en önemli devrim budur. İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken, bir düşünce uğruna savaşmak, yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.
Çirkin bir şeyi yaymak, fasığı açıklamak, şeriatta haram ve münker olunca, sırf karışıklık sebebiyle bir müslümanı ifşa etmek, nasıl münasip olacak! Bir beldeden diğer beldeye nida etmekte hangi dindarlık var!
İslamiyyetin ve şefkatin yolu, şudur ki, bir şahıstan zahiri şeriat ilimle rine muhalif bir kelime sadır olsa, bunu söyleyene bakmalıdır. Bu kimdir? Eğer sapık ve zındık ise, onu red etmek gerekir. Onu ıslah ile meşgul olmamalıdır. Eğer Müslüman lardan ise, onun Allah'a ve Resulüne imanı varsa, sözünü ıslah için gayret etmek gerekir. Sahih bir manaya onu yormak gerekir. Söyleyenden bunun hallini taleb etmelidir. Hallinden aciz kalırsa, ona nasihat etmeli. Zira emri bi-l ma'ruf ve nehyi ani-l münker yumuşak lıktır. Zira bu, icabete yakındır. İcabeti maksud değilse, bilakis onu yaymak ve rezil etmek ise, bu başka bir iştir. Allahu teâlâ muvaffa-kıyyetle rızıklandırsın.
Cihânda cennetü'l-me'vâ muvâfık yârla hem-demdir
Muhâlif şahsa yâr düşmek bu âlemde cehennemdir
Lâedri
"Bu dünyada cennet gibi bir hayat yaşamak ancak münasip bir dostla mümkündür. İnsanın, gönlünü tam olarak anlamayan, müşterek hissiyata sahip olmayan birisiyle birlikte yaşamak zorunda kalması bu dünyadayken cehennemi yaşaması demektir."