Muhammed Fatih Coşgun

Muhammed Fatih Coşgun
@muhammedfatihcosgun
Arz-ı Hal isimli YouTube kanalımda sinema ve edebiyat üzerine içerik üretiyorum. Aynı zamanda kitap değerlendirme yazılarımı KitapHaber web sitesinde paylaşıyorum. Instagram:muhammedfatihcosgun Linkedin:muhammedfatihcosgun
Kamu Personeli
Yüksek Lisans
Ankara
6 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Bir Nasihatname Klasiği: Gençlerle Başbaşa
Puan vermedi
Ali Fuad Başgil Gençlerle Başbaşa "Çalış genç arkadaşım çalış. Namerde muhtaç olmak, ölmekten beterdir." "Gençliğini eğlenmekle geçiren, ihtiyarlığını ağlamakla geçirir." Daha kitabın ilk sayfasını açar açmaz karşımıza çıkan bu iki güçlü cümle, Prof. Dr. Ali Fuat Başgil'in kaleme aldığı Gençlerle Başbaşa kitabının ruhunu özetler nitelikte. Kitaba geçmeden önce birkaç önemli noktaya değinmek istiyorum. Hepimizin hayatta farklı yolculukları, farklı hikâyeleri var. Hedefe giden yollar değişse de herkes kendi hayatının yazarıdır. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil de, kendi fikir dünyasına ve tecrübelerine dayanarak gençlere bir rehber sunma amacıyla bu eseri kaleme almış. Aslında bu eser, doğrudan kitap yazma niyetiyle ortaya çıkmamış. İlk olarak Eminönü Halkevi yöneticilerinin davetiyle, "Gençliğe Öğütler" başlığı altında bir konferans veriyor. Konferans, gençler arasında büyük ilgi görüyor ve talepler üzerine, bu metni genişleterek dönemin gazetelerinde makale olarak yayımlıyor. Bu süreçten iki yıl sonra, bu kez Üsküdar Halkevi tarafından bir başka konferansa davet ediliyor. Konu ise: "Terbiyenin Karakter Üzerindeki Etkileri." Bu birikimlerin sonucunda Başgil, "Zaten az çok malzeme toplanmıştı" diyerek bu eseri meydana getiriyor. Kendisi kitabı "naçiz bir esercik" olarak tanımlasa da, arka kapakta ifade edildiği gibi, bu eser yalnızca genç çıraklara değil; aynı zamanda tecrübeli ustalara da rehberlik edebilecek nitelikte. Kitabımız 80 sayfa ve beş bölümden oluşuyor. Hacim olarak küçük olsa da içerik olarak oldukça dolu. Başgil'in sade ve doğrudan üslubu, her yaştan okuyucuya ulaşabilecek bir anlatım sunuyor. Kitapta başarı, ahlak, irade, çalışma azmi ve hedefe ulaşma yolları gibi birçok temel konu ele alınmış. Başgil, bireyi etkileyen çevresel koşullardan, arkadaş çevresinin önemine;
Gençlerle BaşbaşaAli Fuad Başgil · Yağmur Yayınları · 202419,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bilim Tarihine Adanmış Bir Ömür: Fuat Sezgin
Puan vermedi
Sefer Turan Fuat Sezgin Bilim Tarihi Sohbetleri "İslam medeniyetinin büyüklüğünü kendi insanımıza anlatmak, Batılılara anlatmaktan daha zor" diyor Fuat Sezgin. Ama bu zorluğa rağmen anlatmaktan hiçbir zaman vazgeçmemiş. Çünkü biliyordu ki bu medeniyetin büyüklüğü anlatıldıkça, Müslümanlar geçmişte olduğu gibi hem dini ilimlerde hem de bilim ve teknolojide yeniden atılım yapabilirlerdi. Batı dünyası tarafından yıllarca bilinçli olarak empoze edilen bir düşünce var: "Müslümanlar geri kaldı." Ne yazık ki bu önyargı gün geçtikçe daha da derinleşiyor. Bilgi kirliliği, temiz zihinlerimize sarmaşık gibi dolanıyor. Bu kirlilikten kurtulmak, hakikati görmek için çok okumamız, çok araştırmamız gerekiyor. İşte tam da bu noktada Fuat Sezgin'in hayatı ve eserleri, bizlere yol gösterici oluyor. Ömrü boyunca "aşağılık duygusuna" kapılmadan, Müslümanların yeniden bilimde söz sahibi olabileceğine inanarak çalışan Fuat Sezgin, çağımızın en büyük bilim tarihçisi olarak kabul edilir. İslam Bilim Tarihi alanında benzeri görülmemiş bir emek ortaya koymuş, bu alana ömrünü adamıştır. Altmışa yakın ülke gezmiş, yüzlerce kütüphanede binlerce kitap ve yazma eser incelemiştir. 2018 yılında aramızdan ayrılan Fuat Sezgin, geride devasa bir ilmi miras bıraktı. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim kitap, gazeteci-yazar Sefer Turan tarafından kaleme alınmış, Fuat Sezgin ile yapılmış röportajlardan oluşan kıymetli bir eser. Kitap, karşılıklı sohbet havasında ilerlediği için oldukça akıcı. Terimsel bazı bölümler dışında okunması kolay ve zihinsel dünyanıza bilim tarihi ve Fuat Sezgin'in düşünceleriyle ilgili büyük bir bilinç katıyor. En azından benim için öyle oldu… Kitap 208 sayfadan ve üç ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm soru-cevap formatında ilerlerken, sonraki bölümlerde birçok alt başlık altında derinlemesine bilgiler
Bilim Tarihi SohbetleriSefer Turan · Pınar Yayınları · 20194,235 okunma
Yaşayan Tarihe Tanıklık: Beş Şehir
Puan vermedi
Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir Size de oluyor mu yeni bir şehre gezmeye gittiğinizde, o şehrin sokaklarında yürürken, yüzyıllar önce o yollarda kimlerin yürüdüğünü, nasıl hayatlar yaşandığını düşünmek? Ben bu hissi Beş Şehir kitabını okumadan önce de kendi içimde yaşıyordum. Fakat şimdi, yaşadığım yerlere, gezdiğim sokaklara, tarihle iç içe geçmiş eserlere bambaşka bir gözle bakıyorum. Çünkü mekân ve tarih, aslında birbirinden ayrılmaz iki gerçekliktir. Bu yazıda, Türk edebiyatının en önemli isimlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kaleme aldığı ve şehir kavramına edebi, kültürel ve tarihi bir derinlik kazandıran "Beş Şehir" kitabına yakından bakacağız. 1946 yılında yayımlanan Beş Şehir, Tanpınar'ın üniversitede hocası olan Yahya Kemal'e ithaf edilerek başlıyor. Kitap, yazarın gençlik yıllarından itibaren gezdiği, yaşadığı ya da derin bir bağ kurduğu beş şehri konu ediniyor: Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul. Bu şehirlerin ortak noktası ise tarih boyunca farklı Türk devletlerine başkentlik yapmış olmaları. Tanpınar, bu şehirleri sadece tarihsel ve coğrafi yönleriyle değil, aynı zamanda ruhlarıyla anlatıyor. Ona göre şehirler canlıdır; konuşur, hatırlar ve yaşatır. Mekânlar, yalnızca taş duvarlardan, caddelerden ibaret değildir. Her biri birer karakter gibidir; kendine özgü bir kişiliği, geçmişi ve kültürü vardır. Tanpınar, Ankara'yı Cumhuriyet'in başkenti olarak ele alırken; Erzurum'da Doğu'nun sert iklimiyle yoğrulmuş kültürel dokuyu; Konya'da Mevlana'nın ve tasavvufun izlerini; Bursa'da Osmanlı'nın ilk dönem ruhunu ve maneviyatını; İstanbul'da ise geçmişin ihtişamı ile geleceğe dair belirsizlik arasındaki gelgitleri işler. Her şehrin Tanpınar'daki karşılığı, hem bireysel hem de toplumsal hafızanın bir yansıması gibidir. Tanpınar, Bursa hariç tüm şehirlerde yaşamıştır; ancak
1000Kitap
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma
Distopik Bir Dünya Tasviri: 1984
Puan vermedi
George Orwell 1984 Şimdi gözlerinizi kapatıp bir ülke düşünün. Bu ülkede bireysellik diye bir şey yok. Düşünceleriniz elinizden alınmış; konuşmanız, hatta düşünmeniz bile yasaklanmış. Zihinler kontrol altında... Üstelik yalnızca zihinler değil, her şey! İnsanlar, makineleşmiş bir düzende temel haklarından mahrum bırakılmış. Her hareketinizin izlendiği, sürekli baskı altında yaşanılan bir dünya. Gözlerinizi açtığınızda nasıl hissettiniz? Berbat, öyle değil mi? Peki, hiç düşündünüz mü böyle bir dünyada yaşamak zorunda kalsaydık ne yapardık? Ya da daha doğrusu, bir tepki verebilir miydik? İnsan, zor koşullara uyum sağlama konusunda eşsizdir. Hayatta kalmak ve akıl sağlığını koruyabilmek için adapte olur. Ancak ne kadar kötü bir duruma düşersek düşelim, bir süre sonra o durumu kabullenmeye başlarız. İşte tam da bu noktada George Orwell'ın kült eseri 1984 devreye giriyor. Bu kitap bir kâbus senaryosu, geleceğe dair yazılmış sarsıcı bir distopya. Totaliter bir rejimin birey üzerindeki baskısını analiz eden bu eser, yayımlandığı günden bugüne üzerine en çok konuşulan kitaplardan biri… Roman, Okyanusya adlı kurgusal bir ülkede geçiyor. Burada insanlar, "Büyük Birader" isimli lidere adeta tapıyorlar. Aile, arkadaşlık, aşk ve sevgi gibi kavramlar tamamen yok edilmiş. İnsanların tek amacı, iktidara hizmet etmek. Bireyler birer makineye dönüşmüş durumda. Nereye bakarsanız bakın Büyük Birader'in korkutucu bakışlarıyla karşılaşıyorsunuz ve o meşhur slogan her yerde: "Büyük Birader seni izliyor." Yaptığınız her hareket, kurduğunuz her cümle, yüzünüzdeki en ufak memnuniyetsizlik ifadesi bile "tele-ekran" adı verilen cihazlarla denetleniyor. Her an birilerinin sizi gözetlediğini bilerek yaşamak zorundasınız. Üstelik "Düşünce Polisi" diye bir kurum da var. Bir gece ansızın evinize girip
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Aliya’nın Gözünden İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri
Puan vermedi
Aliya İzzetbegoviç İslami liderler arasında şüphesiz müstesna bir konumdadır Aliya İzetbegoviç. İlk çocukluğundan ahirete irtihaline kadar geçen süreç, bizler için örnek ve onurlu bir hayat olarak portresidir. Bilge unvanını çoğu kimseye layık görmeyiz. Ancak Aliya, hem yaşantısı hem de yazdıkları ile bu unvanı hak eden birisi ve bugün sizlerle paylaşmak istediğim eseri ise "İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri" "Mevcut durum İslam'ın tatbik edilmesinin değil İslam'ın reddedilmesinin bir sonucu. İslam'ın varlığının değil yokluğunun bir sonucu. Ve bu teselli, şu mantığı içerir: Eğer İslam'ın yokluğu geri kalma ve kaosa neden olduysa İslam'a dönüş Müslüman halklar için yeni bir ruh ve yeni ve aydınlık bir devrin zuhuru anlamına gelebilir mi?" (sayfa 26) 1992 yılında ilk kez yayımlanan eser, Aliya İzetbegoviç'in farklı zaman dilimlerinde ve farklı konular üzerine kaleme almış olduğu on üç makaleden oluşuyor. Kitabı ellerinizin arasına alıp içindekiler kısmına baktığınızda aslında yüzyıllardır süregelen birçok problemin işlendiğini görmekteyiz. Örnek vermek gerekirse, İslam aleminin neden geri kaldığını, feministler tarafından hedef tahtasına konulan İslam kadınını ve annelik meselesini, Müslümanların İsrail ile ilişkisini, çağdaşlığa bakış açısını, İslami bir devrimin nasıl olacağı ve kur'an-ı kerimi nasıl okumamız gerektiğine dair makaleler yer alıyor. Başlıklar ilginizi üzerine topladıysa güzel. Başlıklara bakarak bazı hususlar hakkında şüphelerinizin olması da bir o kadar normal. Ancak bu konuda her zaman söylediğimiz gibi bir kitabı okurken, içinde verilen mesajların daha net anlaşılabilmesi için yazıldığı dönemi ve sosyolojik ortamı bilmemiz gerekiyor. Aksi halde yorumlarımız sağlıklı olmayacaktır. Bu kitabın yazıldığı süreçte Aliya, ülkesinin çalkantılı bir süreçten geçtiğini,
1000Kitap
İslami Yeniden Doğuşun MeseleleriAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınevi · 20201,569 okunma