Evet nasılki açlık derecesiyle yemeğin lezzet dereceleri ve karanlığın mertebeleriyle ışık mertebeleri ve soğuğun mikyasıyla hararetin mizan dereceleri bilinir; öyle de hayatımdaki hadsiz acz ve fakr ile beraber hadsiz ihtiyaçlarımı izale ve hadsiz düşmanlarımı def'etmek noktasında Hâlıkımın hadsiz kudret ve rahmetini bildim; sual ve dua ve iltica ve tezellül ve ubudiyet vazifesini anladım ve aldım.
(Şualar 72.sh - Risale-i Nur)
Siz hangi ülkenin sürgünüsünüz çocuklar
Eflatun bir mağaradan,
Âmâ gibi bakarken gözleriniz,
Neden öyle yaşlanmışsınız ,
Ecel kadar hüzünlü,
Sonbahar kadar güzelsiniz
•••••
İsmini sayıp durduğunuz şeylerin,
Tenhâsında nasıl da mahremsiniz
Biraz toprak,
Biraz ateş ve deniz,
Kum saatlerini ürkütüyor düşleriniz.
Evet, namaz ağırdır. Namaz kılarken de ağırdır, kıldırırken de ağırdır. Sabah namazı için kalkmak veya ev halkını sabah namazına kaldırmak ağırlık bakımından birbirinden aşağı değildir. Çünkü namazın bedeli cennettir. Cennet ise ucuz değildir.
Eğlendiğimiz, yiyip içtiğimiz mekanlar, bindiğimiz arabalar, taktığımız mücevherler bizi soylu kılmaz. Soyluluk ötekini işitebilmekten yapılma bir mücevherdir. Soylular, kalplerini bir mücevher gibi taşıyan ve kalpleriyle düşünen insanlardır. Bu ülkenin soylu insanları, diğerlerinin acısını içinde en çok hissedenlerdir.