Kamil Bey, yüreğinin derinlerinde uyanan tedirginlikle gözlerini kıstı, Fransız’ın yüzünü seçmeye çalıştı. Bütün Batılılar, hain oldukları için mi bu kadar çiğ gerçekçiydiler yoksa bu kadar çiğ gerçekçi olduklarından mı bir yerde, ister istemez hain, kaba, bencildiler?
Hani bazen tükenmesinden korkarız ya sevdiğimiz şeylerin. En sevdiğimiz keki en sona bırakırız da bitecek diye korkumuza yiyemeyiz. İşte onun gibi bir şeydi bu kitapla ilişkim. Bitmesin diye az az okuyup hep başucumda tuttum. Doyamadıkça okumaktan çekindim. Her kelimesinde teselli buldum. Ramazan’ın ilk haftasıydı ve hiç unutamayacağım bir his bıraktı içimde. Nazan Bekiroğlu, başlarken zorlandığımız ama içine daldığımızda çıkmak istemediğimiz bir derya deniz.
Hayatımda okuduğum en “yavan” kitaptı. Başladığım an anladım fakat Yunus Emre’nin hatrı için yarım bırakmak istemedim. Ama keşke bıraksaydım. Yunus’un bendeki kadim hatırasını maalesef ki zedeledi. Yükseklerden aldı, indirdi. Hiç gerek yokmuş bu kitabın yazılmasına.