muntasova

7/10
·84 syf.··
2025 23. kitabı
İnsanın öyle muhteşem bir varlık sahası var ki, bazen yaşadıklarımızın çok ötesinde hissedip hislerimizin çok çok gerisinde bir pes ediş, harekete geçemeyiş, duygularınla o günde o anda kalıp geçen sadece zaman oluyor. Hatta bir yazar "Okumaya başlayıp da bitiremediğim tek şey insandır" diyordu. İnsan kendisini okuyabilen, yaşayabilen, aynı zamanda yaşananların ötesinde hissedebilen, hissettiklerini de aşıp tüm çaresizliği, hayal kırıklığı ile hayata ve yaşama geri dönebilen bir varlık. Varlık sahamız o kadar geniş ki... Şairlerin normal insanlardan daha fazla varlık sahalarına hakim olduğunu düşünürüm. Bir ilim adamı kıyaslaması yapmam doğru olmaz elbette ancak bir ilim ne kadar derin ve derya denizse şairlerin hissedişleri ve bu duygu yoğunluğu içerisinde hayatlerından sentezleyerek önümüze koydukları şiirler, dizeler, kavramlar ve de "Ömür Hanım" gibi seslenişler sadece buz dağının görünen kısmı. Bir kitap yazmak için bilmek gerekir, tanımak gerekir, çevreni, o çevrede kendini bulman gerekir. Şairler bunların çoğunu bünyelerinde derc edebilmiş nadide şahsiyetlerdir. Bir ömrü bir şiire, bir duyguyu bir dizeye, özlemi bir kelimeye, çaresizlikleni bir betimlemeye sığdırıp anlatabilirler. Günlerce yaşadıkları sancıların bir doğumudur şiirler, dizler. Benim burda bir solukta okuduğum hatta birkaç saatte okuduğum bu şiir kitabı şairlerin ömrünün özeti. Şairin okuduklarının, gördüklerinin, görmediklerinin sentezi olan bu kitapta Hanımı, Hatice Hanım'ın vefatı neticesinde ortaya çıkan duyguları ile baş edemeyişini, çaresizliğini, özlemini, tüm betimlemelerde hanımını buluşunu, hanımı olmadan keşfettiği birçok şeyin burukluğunu, ölümün daha makul gelişini, yaşamak için kendine ölümden bahaneler bulduğunu görüyoruz. Öyle içime işledi ki şu kısacık kitap sanki korku dolu
Yaşıyoruz SessizceŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201616bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Felsefe
9/10
·528 syf.··
2024 17. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2024 14:18
Herkese merhabalar. Kitabı okumaya felsefe tarihi dersinin keyifli bir şekilde ilerlemesi ancak tam manasıyla konuları tam oturtamadan bir sonraki konuya geçmemiz neticesinde üzerine okumalar yapma isteği ile başladım. Başlamamla bitirmem bir olmasa da kitabı dönem içerisinde bitirmiş olmak mutluluk verici. Bu kitabı kütüphanede bakıp, bulana dek Ahmet Cevizci hocamız ile tanışıklığımız yoktu. Bu kitapla beraber felsefe alanında takip edebileceğim kıymetli şahıstan geç de olsa haberdar oldum. Benim için çok kıymetli... Felsefenin İyonya okulu'nda başlaması ile doğa felsefesine giriş yapılan eserde genel çerçevede felsefenin başlangıcı ve temel konularını, ilerleyişi sistematize ederek ele alınıyor. Doğa felsefesi, insan üzerine felsefe, sistematik felsefe ve helenistik felsefe ele alınan başlıklar arasında olmakla beraber skolastik felsefe ve Ortaçağ Hristiyan Felsefesi gibi ileriki konulara pek de değinmiyor. Felsefe tarihi dersini desteklemek mahiyetinde ve filozofların metafiziğini ve bilgi anlayışlarını tümel, tikel ayrım noktalarını öğrenmek açısından okunmasının yerinde olacağını söylemek isterim. Bunun haricinde ne kadar akademik dile alışkın olsak da konu felsefe olunca bu akademik dil daha da ağır ve anlaşılmaz oluyor gibi geliyor o yüzden okurken bağlantı kurma ve kıyaslama noktasında zorlandım. Sonuçta biz maddeler halinde yazıp, çalışıp öğrenmeye alışmışız. Onun haricinde böylesine bir eseri hikaye eder gibi derleyip yazmak da hayli maharet ister hocamıza derin Saygılarımla...
Felsefe
İlk Çağ Felsefesi TarihiAhmet Cevizci · Asa Kitabevi · 200759 okunma
Puan vermedi·%63 (225/352 syf.)·
Gıda üzerine aldığım seçmeli ders vesilesi ile okumamı öne çekmek durumunda kaldım. (ve zorunlu okumalar dan hiç hoşlanmam) kitabın içeriğinin her zamankinden farklı ama Canan Karatay tarafından sürekli dile getirilen bir yanı var: "Ekmek de yemiyceksiniz,pirinç de makarna da bulgur da siyez bulguru da yemiyceksiniz". Yazarın keendisi nörolog olduğu için çoğunlukla tüketilen besinlerin nörolojik, fizyolojik ve psikolojik yönlerine dikkat çekiyor bununla birlikte savunduğu öğretileri yapılan birçok gözlemlerle delillendirmeye çalışıyor. (Hatta ben haklıyım bakın diyebilmek için midir bilinmez sürekli delil niteliğinde örnekler Sunuyor. Sonuçta herkes savunduğu çıkarımlara inanılmasını ve güvenilir olmasını ister.) Diyetisyenler tarafından çokça tercih edilen karbonhidrat, yağ ve protein dağılımının yanlış olduğunu ve bir an önce bunun farkına varılması gerektiğini bizlere anlatmaya çalışıyor. Normalde "azı karar çoğu zarar" tabiri sıkça kullanılır lakin bu tabiri pek de yerinde bulmuyor. Bu tabir obez olan birisi için geçerli olabilir yani besin dağılımını azda tutarak karbonhidrat, yağ ve protein tüketip kilo verebilir. Ancak sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmek isteyenler için bu mümkün değil. Sağlıklı bir psikoloji, fizyoloji ve nöroloji için karbonhidrat tamamen hayatımızdan çıkmalı bunun azı diye bir kullanım söz konusu olamaz. Çünkü faydası olmadığı gibi zararı olan ve zararından da emin olmayan bir içeriğe sahiptir. Bunun aksine karbonhidrattan eksiye yağ oranından daha yüksek beslenme stiline çalışmalı ve yağ'ın beynimizi işleyişi için ihtiyaç duyulan bir besin değeri olduğunu kavramalıyız.(Karatay'ın dediği gibi kuyruk yağı, iç yağ vs. Margarinden bahsetmiyor). Karbonhidrat tüketiminin birçok prikolojik rahatsızlığa sebebiyet verdiğini ve küçük çocuklarda da
Gıda
Tahıl BeyinDavid Perlmutter · Pegasus Yayınları · 20151,351 okunma
Puan vermedi·634 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2024 12:58
Öncelikle kitabı okumaya arkadaşımın evinde can sıkılmasıyla başladığımı ve hiç o ana dek ümit yaşar Oğuzcan şiirleriyle pek aramın olmadığını belirtmekle başlamak istiyorum. O gün orda rastgele açtığım sayfalardan güzel kısımları denk gelmiş olacak ki çoğu şiirini o gün okuyup bitirmiştim. Daha sonra arkadaşımın kitabı kütüphaneye bırakması ile kitabı almam bir oldu. Okumaya başladığımda ilk günki olumlu izlenimim hiç değişmedi çünkü kendimi eksik şairlik vasfımla yazdığı şiirlerine çok yakın hissediyordum. Afilli kelimeler kullanmadan kafiyeli ve net bir şekilde kendini ifade etme tarzı hoşuma gitti. Yaşadığı sosyal çevrenin etkisini çokça yansıttığı ve aile diziminin ve kadınların onu çokça etkisi altında bıraktığı şiirlerinde ayan beyan gözükmekte. Okuyacak olanlara keyifli şiirlemeler :)
Şiir
Şiir Denizi 1Ümit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 20073,306 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 16:11
Münevver Ayaşlı hanımefendiyi önceki hayatımda tanımaz bilmez idim. Ta ki üniversite yıllarına ayak basıp yurt ismi olarak dillerde dolanana ve sonradan o yurtta kalana kadar. Adaşı olduğum için de yurtta ki görevliler "tam yerine gelmişsin" demişlerdi ilk haftalarda. Yine Münevver hanım ile kütüphanedeki bu kitabı olmasa ve merak edip tanımak için elime almasam yine kim olduğu muamma olarak kalacaktı... Açıkçası kitaba ilk başladığımda çok sıkılmış keyif alamamış bırakmıştım ta ki okuduğum kitaplardan sıkılıp farklı kitap arayışına girene kadar. O vakit dedim artık bu kitabı bitireceğim ve bir günde bitirdim. Dilinin bu kadar yalın, anlaşılır ve kültürlü olduğunu gösterecek seviyede kullanması beni şaşırttı. Hele hele betimlemeleri ve sadece hafızamda kalanları yazıyorum diyerek anılarındaki bu hissiyatının kuvvetli oluşu, sosyalitesinin bu denli örgün bir ağ modelinde olması ve siyasi olayları yorumlaması ve siyasi olaylara olan bakış açısını takdir ettim. Aslında anlattıkları tarih bağlamında önemli noktaları olan ancak ana karakter hep kendisi olan bir bakış açısıyla sunuyor bize... Edebiyat dersinde hep derlerdi ki : "yazarlar döneminin sosyal, siyasal ve kültürel olaylarından örnekler bakış açıları ve izlenimler sunarlar." ve bu izlenim Münevver Ayaşlı hanımefendinin kendisine dokunan yanı ve bu da o kadar zevkle dinlenilecek bir hatıra ki... Selanikten göçmek zorunda kalışlarını, Osmanlıyı ve Osmanlı'nın çöküşüyle birlikte cumhuriyeti görmüş olması ve bazı paşaların şahısları ile verdiği bilgiler, İstanbula hayran kalışı.. Ve bunların hepsini içselleştirerek tüm hissiyatıyla sahiplenişini ve hüznünü anlattığı bir eser. Acısıyla, neşesi ile, pişmanlıkları ile bize sunduğu kendi hayat hikayesiyle birlikte kocaman bir tarih... Ben hayran kaldım anlatışına ve
Rumeli ve Muhteşem İstanbulMünevver Ayaşlı · Timaş Yayınları · 201444 okunma