"Keşke aşık olabilseydim, dedi sesinde derin bir acıyla. Ama tutkuyu yitirmiş, arzuyu unutmuş gibi hissediyorum. Kendime fazla dönüğüm. Kendi kişiliğim benim için bir yük haline geldi. Kaçmak, uzaklara gitmek, unutmak istiyorum."
Yürüyordum, kendi kendime büyük
sözler söyleyerek kalabalığın içinde yürüyordum. Özgürlüğün kimse tarafından sevilmemeyi göze almak olduğunu söylüyordum.
yalnızca gerçekten sevdiğin kalır
seninle,
gerisinin yoktur bir değeri,
yalnızca gerçekten sevdiğin alınamaz elinden
yalnızca gerçekten sevdiğin mirastır sana; kimin dünyası bu, benim mi yoksa onların mı, yoksa hiç
kimsenin mi?
evvela göründü belli belirsiz, ardından ayan beyan aşikar
oldu
cehennemin dehlizlerinde bulunsa da cennet;
yalnızca gerçekten sevdiğin mirastır sana, yalnızca gerçekten sevdiğin alınamaz elinden.
bir sentor'dur karınca, kendi ejderhalar evreninde. yerle bir et kibrini, insan değildir çünkü var eden cesareti ya da düzeni ya da letafeti, yerle bir et kibrini, yerle bir et dedim.
öğren şu yeşil dünyayı, ki bilesin
bu ölçülü buluşta veya hakiki sanatta yerini, yerle bir et kibrini,
yerle bir et, paquin! üstün geldi yeşil miğfer senin zarafetine.
"kendinin efendisi ol, işte o zaman katlanır sana