Hüseyin Akagündüz

Hüseyin Akagündüz
@murathanl
Erol Güngör İçin
Erol Güngör, zekâsı ve teorik bilgi birikimiyle Türkiye gerçeğine böylesine nüfuz edebiliyor, onu bu denli derinlemesine kavrayabiliyordu. Çünkü Türkiye'yi çok seviyordu, ama çok! İşte, sevdiği içindir ki, algılıyor, öğreniyor, anlıyor, açıklıyor ve aydınlatabiliyordu. Türk insanının küçücük günlük meselelerinden mûsikîsine kadar, toplumumuzun yapısından bu yapının din ve kültür tarafından şekillenmesine, köy topluluklarından kentleşmeye, oradan da sosyal değişmeye kadar Türkiye'nin hiç bir meselesi, Türkiye'ye ait hiç bir konu yoktur ki Erol Güngör yabancısı olsun. Doc. Dr. Nur Vergin ( İkinci Baskıya Önsöz'den) Dünden Bugünden Tarih-Kültür-Milliyetçilik Erol Güngör, 1987, İstanbul
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Rus Şairi Puşkin ve Osmanlı Paşası
Rus şairi Puşkin, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yapılan savaşa az bilinen diyarları görmek ve tanık olmak gayesiyle bir sivil olarak orduya katılır. Moskova'dan Tiflis'e, buradan Kars ve Erzurum'a kadar olan yolculuğu boyunca birbirinden farklı yerleşim alanları, milletler, kültürler, gelenek ve görenekler hakkında tesbitlerde bulunur. Erzurum'un teslim alınma sahnesi, buranın en yetkili komutanının sarayı hakkındaki izlenimleri ve geri dönüşü hakkında epey bilgi verir. Burada teslim olan Serasker Paşa ile tanıştırlır. Puşkin'in şair olduğunun söylenmesiyle burada bulunan Türk paşalardan birisi kendisine yakınlık gösterir ve şu güzel tesbiti yapar: "Bir şairle karşılaşmak her zaman hayırlıdır. Şair, dervişin kardeşidir. Onun ne vatanı vardır, ne de dünya nimetlerinde gözü. Biz zavallılar şan, iktidar ve para peşinde koşarken o, yeryüzünün hükümdarlarıyla aynı sırada durur ve herkes onun karşısında saygıyla eğilir." Kitaplarla Söyleşi 1 , Oğuzhan Saygılı, İstanbul, Sayfa: 165
Beş Şehir'den...
ÖLÜMÜN MİMARÎSÎ Şark için "Ölümün sırrına sahiptir!" derler. Fakat Şark milletleri içinde dahi ona bizim kadar hususî bir çehre veren, her türlü lâubalilikten sakınmaka beraber, onu ehlileştiren başka millet pek yoktur. Ve bunu ne kadar basit unsurlarla yaparız: Sade mimarili bir türbe çok defa tahtadan sırasına göre oymalı ve zarif, bazen de düz ve basit bir sanduka, birkaç işlenmiş örtü veya düz yeşil çuha, bir kavuk, bir tuğ...İşte cedlerimize ebedî hayatı tecessüm ettirmeye yeten malzeme bundan ibarettir. Bu kadar fakir unsurlarla hazırlanan abidede ferdî hayatı hatırlatan tek çizgi, isimden ibarettir. Evet, tek bir isim ancak milyonlarla ölçülen bir mesafeden bize ışıkları göndermekte devam eden sönmüş bir yıldız gibi, ölümün uzaklığından bir ömrün hatırasını tazeler, içindeki ölüden ziyade ölüm için yapılmış olan küçük fakat muhayyileye hitap etmesini bilen âbide, eski Türk şehirlerinin ortasında yaşanan zamanla ebediyet arasında aşılması çok kolay bir köprü gibi âdeta üçüncü bir zaman teşkil ederdi. Ölüler bu basit ikametgâhlarından sokağın bütün bir hayatına şahit olurlardı. Zaten Ramazan, bayram, kandil, büyük zaferler, sevinç ve kederlerimiz, hepsini onlarla paylaşırdık. Başka milletler içinde, onu bizden daha çok muhteşem şekilde tasavvur edenler, mezarı terk edilen dünya nimetlerinin küçük bir sergisi yahut da vehmedilen şekilde bir uhrevî hayat müzesi haline getirenler, sanatlarının ve icat kabiliyetlerinin bütün kaynaklarını içlerindeki fanîlik korkusunu yenmek uğrunda tüketenler çok olmuştur; fakat hiçbiri ona bizde aldığı ehil yüzü verememiş, onun korkunç realitesini, bizim kadar yumuşatamamıştır.
Edebiyat

Hüseyin Akagündüz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·344 syf.·
Beğendi
·
2020 104. kitabı
Jack London
7.8/10 · 10,3bin okunma
Naat'tten...
Bulutlar kanat, rüzgar kanat; Hızır kanat, Cibril kanat, Nisan kanat, bahar kanat; Ayetlerini ezber bilen Yapraklar kanat.. Açılsın göklerin kapıları, Açılsın perdeler, kat kat! Çöllere dökülsün yıldızlar; Dizilsin yollarına Yetimler, günahsızlar! Çöl gecelerinden, yanık Türküler yapan kızlar Sancağını saçlarıyla dokusun; Bilal-i Habeşi sustuysa Ezanlarını Davut okusun! Konsun-yine-pervazlara Güvercinler; "Hu hu"lara karışsın Aminler.. Mübarek akşamdır; Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler!
Şiir