"Hayatında hiç yıkım yaşamamış birinin yürüyüşünü taklit ederek buraya kadar geldi. Dikilmemiş her yeri temiz bir yama ekleyerek kapattı. Veda ve matemi geçti. Yıkılmadığına inandığı sürece, artık daha fazla yıkılmaycağına inandı. "
Kelimeler düşüncelerin ifadesi mi hala? Yoksa, lakırtıların içe kazılı izleri durmaksızın parladığı için insanları oraya buraya sürükleyen etkili ses oluşumları mı sadece? 
Uğur Dündar'ın Tv8'de Okan Bayülgen ile yaptığı söyleşiden...
"Geçmişteki tek kanallı dönemden buraya kadar gelelim, acaba o dönemlerden bir farkı var mı, yoksa bu sizin mutat işsiz kalışlarınızdan biri mi?"
"Yo, bu dönem çok farklı Okan. Bu dönemde maalesef mesleğimizdeki bazı omurgasızların da iktidarın yaptığı yanlışlara çok büyük desteği oldu.
Bir iktidar yüzde 50 ile işbaşına gelmişse, halkın yarısı, yani iki insandan birisi bu iktidara oy vermişse bundan daha büyük bir güç, bundan daha büyük bir destek düşünülemez. Ama aynı zamanda demokrasi için eğer iyi değerlendirilemezse bu tablo bir tehlike de yaratabilir. O da şu: 'Biz neymişiz, biz ne güçmüşüz!.. Biz ne yaparsak yapalım toplum bizi seviyor, toplum bizi destekliyor!..
İşte bu güç, sahiplerini zaman zaman yanlışlara götürebiliyor. O noktada medeni cesaretle ve iyi niyetle, özgüvenle, 'Bu yaptığınız doğru değil,' diyebilecek entelektüel birikimlere ihtiyaç vardır. Kendine güvenen insanlar doğru bulmadıkları bir durumu, karşısındaki kim olursa olsun, söyleme erdemini göstermelidirler."*
TV 8, 30 Kasım 2011
364
Sayfa 364 - Sia Kitap, Birinci Basım Aralık 2019·Kitabı okuyor
Ölüm gibi bir şey hayata küsmek. Hatta ölümde bir başka hayata geçiş umudu bile taşıyabiliyor da insan, yaşarken yaşamdan vazgeçmek... üstesinden gelinir gibi değil.