Mesela şu sıralar çok eski bir hatıra beni son derece bunaltıyor. Geçen gün kafamda bütün açıklığıyla canlanıverdi ve o zamandan beri de insanın yakasına yapışıp bir türlü aklından gitmeyen hüzünlü bir musiki nağmesi gibi adamakıllı rahatsız etmeye başladı. Halbuki ondan kurtulmam lazım. Buna benzer yüzlerce hatıram var; zaman zaman bunlardan biri durup dururken canlanıp beni ezmeye başlıyor. Nedense yazmakla onu defedeceğime inanıyorum. Denemekten ne çıkar sanki?
Sayfa 44·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
TÜRK MÜZİĞİ ve MİLLÎ BÜNYE...
(...) Türk müziğine “millî değildir” diye saldıranların başında “Türkçülüğün Esasları” müellifi Ziya Gökalp gelir. Gökalp, adıgeçen eserinde, Türk müziğini “Arap, Acem ve Bizans müziklerinin melezi, iptidaî ve mürtecî” sayar, onu derhal atıp, yeni bir musikî icad etmek gereğini öne sürer. Bir Yunanlı’nın, “Eski Yunan felsefesi, Babil, Mısır, İran ve Hind melezidir; derhal onu atıp, yeni Yunan felsefesi yapmalı” demesine eş bir cehalet örneği… Toplumun ruhunu atıp ona yeni bir ruh bulmaya çalışmak türünden bu düşünce, ne var ki 1920’lerden sonra baş mesele hâline gelir ve 1930’larda tatbike geçirilir: Türk müziği çalınması ve söylenmesi yasaklanır! Topluma belediye bandolarıyla, “filârmoni” orkestralarıyla yeni bir müzik dayatılır. Toplum bu köksüz ve soysuz müziğe isyan eder. Paris, Berlin, Londra gibi Batılı merkezlerden, “noel hediyesi” hâlinde Türk’e yeni bir ruh getirme davranışı, her alanda olduğu gibi müzikte de birtakım hoyratlıkları beraberinde getirir ve nihayet “millî bünye” tarafından şiddetle reddedilir.
Selim Gürselgil, TÜRK MÜZİĞİNE GİRİŞ, -Türk Müziğinin Kökleri-, (I. Dönem, Ocak 1996, Feyyaz Aksakal imzasıyla)
Akademya Yazıları
İnceleme
Puan vermedi·415 syf.··
2026 18. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:45
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur’u, bence yalnızca bir aşk romanı değil; insanın kendi içindeki kırılmaları, geçmişle bugün arasında sıkışmışlığını ve “ait olma” arayışını anlatan çok katmanlı bir eserdi. Mümtaz ve Nuran’ın ilişkisini okurken bir yandan büyük bir aşkın içine giriyor, diğer yandan yaklaşan savaşın huzursuzluğunu, dönemin aydınlarının iç çatışmalarını ve İstanbul’un melankolik ruhunu hissediyorsunuz. Özellikle Tanpınar’ın İstanbul tasvirleri kitabın en etkileyici yanlarından biriydi; bazı sayfalarda şehir adeta romanın başlı başına bir karakterine dönüşüyor. Kitabın adı “Huzur” olsa da satır aralarında sürekli bir huzursuzluk dolaşıyor. Karakterlerin hiçbirinin tam anlamıyla mutlu olamayışı, geçmişin yükünü taşıması ve hayat karşısındaki kırılganlıkları beni en çok etkileyen taraflardan biri oldu. Tanpınar’ın dili yer yer ağır ilerlese de, sabırla okunduğunda insanın zihninde iz bırakan cümlelerle karşılaşıyorsunuz. Özellikle musiki, zaman ve aidiyet üzerine düşündürdüğü bölümler uzun süre aklımda kaldı. Benim için Huzur, olaylardan çok ruh hâli okuduğum bir romandı. Bitirdiğimde geriye büyük bir sessizlik ve hafif bir iç sıkıntısı bıraktı diyebilirim.
Duygu ve Düşünce
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Bu olgun, zarif, güzel kadında, güneşin öz bahçesi imiş gibi baştan başa aydınlık ve füsun olan bir taraf vardı, o zamana kadar tanımadığı, kendisinde eksik sandığı bir taraf, sadece meşguldü, onun varlığı ile dolup boşalmaya hazırlanıyordu. Her düşünce serin bir uyanış durumunda değişiyor, uzviyetin derinliklerinden gelen küçük ve esrarlı dalgalar, unutulmuş hayat şarkılarını tekrarlıyordu. Bu sessiz musiki ikisinde de vardı, ikisinin de içinden yüzlerine doğru yükseliyor,
Sayfa 114·Kitabı okudu
Puan vermedi·348 syf.··
2026 31. kitabı
Süleyman Ateş’in "İslam ve Musiki" adlı eseri, İslam düşünce tarihinde üzerine en çok mürekkep akıtılan ve tartışılan konulardan birini; yani müziğin dini, ahlaki ve hukuki statüsünü ele
İslam ve MusikiSüleyman Uludağ · Dergah Yayınları · 201539 okunma
8/10
·60 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 18:08
Böyle bir derginin olduğundan haberim yoktu. Alıntılar ana sayfama düşünce ilgimi çekti ve hemen sipariş verdim. Günümüzde özellikle gençlerin okuması gereken bir sayı olduğunu düşünüyorum. Gerçekten dolu dolu ve günümüz insanının bilhassa gençlerin mutlaka okuması gereken bir sayıydı. Sosyal medya eleştirisi ve hasetin bir hastalık olduğu, nasıl tedavi edileceğine dair yazılan yazılar, verilen ayet ve hadis örnekleri çok faydalı. İlerleyen sayfalarda Osman Nuri Topbaş‘ın yazısı dikkatimi çekti ve derginin cemaatle ilişkisi olduğunu anladım. Tarikat ya da cemaatlere genelde önyargılı olsam da bu durum beni rahatsız etmedi. Genelde haset ve sosyal medya üzerine yazılan yazılardan oluşsa da kitap tanıtımları,Şeyh Şibli ve Ekmekçi hikayesi, Filistin, Somali, musiki, sanatla ilgili yazılar, Rachel ile Esma’nın hikayesi ve başka içerikler de vardı. Hiçbir sayfasının boş olmadığını düşündüğüm gayet kaliteli bir dergi. Aynı sayıdan bir tane daha alıp okulun kütüphanesine hediye etmeyi düşünüyorum ki öğrenciler faydalansın. Bu zamana kadar okuduğum en faydalı, sayfa doldurmak için boş yazılarla dolmayan, siyasetle hakaret etmeyi birbirine karıştırmayan bir dergi olduğunu söyleyebilirim.
Edebiyat
Genç Dergisi - Sayı 233 (Şubat 2026)Genç Dergisi · Erkam Yayınları · 20266 okunma