“Sonra kuşkunuz da iyi bir özelliğe dönüşebilir, yeter ki eğitin onu. Bilici olmalı kuşkunuz, eleştirici olmalı. Size bir şeyi zehir etmek istedi mi sorun bakalım, neden şu ya da bu şey çirkinmiş, kanıtlar isteyin, sınamadan geçirin kendisini. Belki o zaman çaresiz kalacak, ne yapıp edeceğini bilemeyecektir; ama belki de kafa tutacaktır size. Sakın arkasını bırakayım demeyin, kanıt isteyin hep ve her defasında böyle davranın, böyle uyanık ve şaşmaz. Bakacaksınız bir gün gelecek, kuşkunuz sizi mahveden bir nesne özelliğini yitirecektir; hizmetinizde çalışan en iyi uşaklardan birine dönüşecek, belki de yaşamınızın kurulup çatılmasına katkı yapan tüm güçlerin en akıllısı olacaktır.”
Nasıl kıyaslarım seni bir yaz günüyle?
Çok daha güzelsin çünkü, çok daha dingin,
Canım mayıs goncaları sarsılır hoyrat yelle,
Yaz çabucak uçup gider bitişiyle mevsimin.
Işıtan gözü semanın bazen yakar kavurur,
Parıldayan altın yüzüne gölgeler iner,
Hem her güzelliğin hükmü bir gün son bulur,
Kimini zaman yol eder, kimini kader.
Oysa senin sonsuz yazın asla solmayacak,
Geçmeyecek zamanın hükmü yalnız sana,
O da gölgemde diye Ölüm caka satamayacak,
Sen bu sözlerde ölümsüz, aldırmazken zamana.
Soluk aldıkça insan, gözlerde fer oldukça
Hayat verecek sana bu şiir yaşadıkça.