(Feylesofların) problemlerinden bir tanesine vakıf olduğun zamqn, bir feylesof yahut kelamcı veya mütefekkir yahut hangi ilimde olursa olsunbir kimse bunları zikr etmiş ve ettiklerine de inanmış diye, bunları tekrar eden, aktaran muhakkık (araştırıcı) bir sufi için, feylesof (olmuştur) ve feylesofların d'ini yoktur demeyiniz. Zira dinsiz olarak da bir feylesof, bunları söylemiş olabilir. Şu halde ey kardeşim sakın gafil olma : Çünkü bu (nevi bir) söz (=iddia), tahsili olmayan bir kimsenin sözüdür: Feylesofun bütün bilgileri batıl (yanlış) değildir. Ola ki bir meselede onlar haklı bulunsun. Şu halde iyice görülüyor ki İbn'ül-arabi iki nokta üzerinde israr etmektedir: Birincisi feylesoflara kafir damgasını vurmanın mantıksızlığı; ikincisi de, feylesof ların bilgileri yanlıştır hükmündeki sakatlık . . . İşte bu görüşte olanlar için İbn'ül arabi « ... tahsili olmayan insanlar .. » diyerek, cahil kimselerin verdiği bu nevi yan lış hükümlerin karŞısına çıkıyordu. ". .. şayet gerçekleri bilmiyorsak, muayyen bir meselede feylesofların doğru olan sözlerini tesbit etmemiz gerekir . .. " Nihat Keklik
1000Kitap
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu okumaya başlamak istiyorum ,onu anlamak için ilk hangi kitabından başlamamı tavsiye edersiniz?
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
500 YILDIR BEKLENEN MÜTEFEKKİR...
(...) İslâma Muhatab Anlayış, her çağın Müslümanının, İslâm’ın hakikatine göre yerinin ve duruşunun ne olacağını belirleyen genel anlayıştır. Bu anlayışın kaybedildiği yerlerde ve çağlarda, İslâm’ın hakikati çağın getirdiği meseleler arasında kaybedilir ve “kaba softa ham yobaz” tipiyle, “küfür yobazı” tipi, bu zeminde birbirini takib ederek peydâ olur. Ya İslâm’ı, çağı hükümlendiremeyen bir anlayışsızlıkta bırakmak veya onu büsbütün çağdışına itmek söz konusu olur. İşte, Salih Mirzabeyoğlu , 500 yıldır kaybedilmiş olan bu anlayışı getiriyor. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in onu “500 yıldır beklenen mütefekkir” diye karşılaması ve selâmlaması da bu yüzden! -Selim Gürselgil, İBDA KÜLLİYATI ÜZERİNE DENEMELER -13- (İslâma Muhatap Anlayış) Teorik Dil Alanı -I-, -1 Haziran 2011-, akademyadergisi.com, 19 Ekim 2016- Kaynak: S.G. “İBDA Külliyatı / Salih Mirzabeyoğlu’nun Eserlerine Giriş Mahiyetinde Denemeler” ismiyle 2015 yılında Akademya tarafından basılmış ve bir süre sonra tükenmiş bir eserden kamuoyunun istifâdesi amacıyla yapılmış iktibaslardır. Eser, Türkiye’nin en çok takib edilen forum sitesinde İBDA Külliyatını tanıtma gâyesiyle 2011-2014 yılları arasında kaleme alınmış denemelerden oluşmaktadır.
Akademya Yazıları
•İkna edilmişlerle yola çıkılmaz. Yola, inanmışlarla çıkılır.• ▪︎İsmet ÖZEL▪︎ Mütefekkir & Şair
Hadiselerin Muhasebesi - 21
Yusuf Ziya Gümüşel üzerinden iktidara yakın İslamcı kesim yargı ve hukuk sistemini eleştiriyor. Çok garip; yani yıllardır her kesim, hatta kesimsiz sade vatandaş dahi hukuk sisteminin mağduru iken, yıllardır hukukun ırzına geçilirken sesleri çıkmıyor da bir hadise üzerinden "Vay efendim hukuk katlediliyormuş!" filan deniyor. ​Türkiye’de yargı mekanizması yıllardır silindir gibi toplumun üzerinden geçerken, çıtı çıkmayanların, sırf kendilerine yakın birinin uğradığı haksızlık karşısında adalet naraları atmaları mide bulandırıcı. ​Hele bir tanesi var ki sözde mütefekkir diye yutturdukları sahtekar çıkmış, "İdeolojik bir grubun baskısı ile Yusuf Ziya Gümüşel'in tutukluluğu hukuksuz devam ediyor," diyor. ​Ulan yavşak; senin ideolojinin, senin gücünün ve senin mahallenin baskısıyla alınan hukuksuz kararları, karartılan hayatları nereye koyacağız? ​İşin trajikomik tarafı şu: Eğer iddia ettiğin gibi bu ülkenin hukuku, muhalif bir grubun tesiri altında kalabilecek kadar satılık ve zayıfsa; o halde düşün ki muazzam bir devlet gücünü elinde tutan iktidara yakın ideolojiler, hukuka bugüne kadar neler yaptırmıştır? ​Zulüm gören senden diye ortalığı ayağa kaldırıp, başkasına reva görülen haksızlığa karşı kafanı çeviriyorsan, sırtını dönüyorsan, senden ala zalim mi var? ​Hoşunuza gitsin ya da gitmesin; hukuk, adalet dağıtmak, milletin hakkını ve hukukunu korumak için değil; egemen olanın haksızlığını meşrulaştırmak için icat edilmiştir. Bu hadisede hukuk çığlığı atanlar adalet arayışı içinde değiller, sadece kendi imtiyazlarını istiyorlar. Bu samimiyetsiz, ikiyüzlü tavır sadece iktidara yakın çevrelere ait bir hastalık değil. Cemiyetin ekseriyetine işlemiş genel kalitesizlik, her kesimi sarmış toplumsal bir çürüme. Seküleri, milliyetçisi, solcusu veya dindarı fark etmiyor;
Yolcu
Dijital yazılarımı deftere geçiriyorum, çirkin el yazımla yazmaya çalışırken fark ettim ki ben epeyce yazıyormuşum. Bu hesabımda çok az yazdım diye hayıflanıyordum; demek ki önceki "mütefekkir" ve "seyyahgurme" hesaplarımda sildiklerim, yıllar içinde diğer yazdıklarım hep boşa gitti, ah çok yazık oldu. Hepsi silindi, kötü yazdığım için oldu bunlar hep; neden güzel yazamıyorum? Eh Saye Hanım, siz gelene kadar "ben söylerim valideniz yazar" diye düşünürdüm ama o da yok. Mecbur kötü el yazıma katlanacaksınız, siz ikinize ayrı ayrı defter oluşturuyorum, içinde okuyabilirseniz el yazım ile notlarım olacak. Bunlardan bağımsız bir üçüncü defter daha oluşturacağım, Temmuz sıcağında buza yazdığım yazılar olacak. Yolcu, yalnızken de yolcudur; yeter ki pusulası Kur'an ve Sünnet, azığı ise "Allah var gam yok" teslimiyeti olsun. Yoldayken mesaj kutum açık olacak, olur ya senden haber gelir. Geçen yıl Kasım ayında yazmışım aşağıdaki dizeleri: Sen güzel insan ararsın ben insandaki güzelliği Sen günahkara buğz edersin, ben günahın kendisini Sen seni ararsın ben ise öteki beni Sen yolcusun, ben yolcu durak belli, yol belli (26 Kasım 2025)
1000Kitap