Gece Yarısı Kütüphanesi, modern dünya edebiyatının insan ruhunun kırılganlıklarını, depresyonu ve varoluşsal sancıları en naif ve iyileştirici şekilde ele alan vizyoner kalemlerinden Matt Haig’in; pişmanlıkları, yaşamın anlamını ve paralel evrenlerin felsefi boyutunu muazzam bir fantastik kurguyla harmanladığı sarsıcı, kült ve edebi değeri çok yüksek bir başyapıttır. Eser; hayatta yaptığı tüm seçimlerin yanlış olduğuna inanan, kedisinin ölümüyle mutlak bir yalnızlığa gömülen ve artık yaşamak istemediğine karar veren Nora Seed adındaki genç bir kadının, yaşam ile ölüm arasındaki o zamansız kesitte, saat tam gece yarısında kendini devasa bir kütüphanede bulmasını merkezine alır. Matt Haig; sıradan bir fantastik yolculuk öyküsü kurgulamanın fersah fersah ötesine geçerek, Nora’nın o kütüphanedeki "Pişmanlıklar Kitabı"nı açıp, geçmişte farklı kararlar verseydi yaşayabileceği o alternatif hayatları tek tek deneyimlemesini adeta bir ruh hekimi ve filozof titizliğiyle masaya yatırır. Kitap; rock yıldızı olunan parıltılı sahnelerden kutup bilimciliğine uzanan o sonsuz olasılıklar evreninde, mükemmel hayat arayışının ve "keşke"lerin insan zihnini nasıl un ufak ettiğini anlatırken, asıl mucizenin sadece "yaşamak" eyleminin kendisinde olduğunu harika bir vizyonla sunar. Yazarın o son derece akıcı, samimi, her satırında o melankoliyi ve yaşama sevincini en üst düzeyde hissettiren lirik ve keskin dili; okuru başarı, mutluluk, pişmanlık ve insanın kendi hayatıyla barışma cesareti üzerine derin bir muhasebeye davet eder.