10/10
·256 syf.··
2026 31. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 05:25
Eser şu soruları sorar • Insan özgürlük olmadan mutlu olabilir mi? • Düzen mi daha degerlidir, özgürlük ü? • Aşk insanı neden değiştirir? • İnsanı insan yapan şey akıl mı, ruh mu? Sembolik olarak İntegral: * Aklın ve matematiğin mutlak egemenliğini, * Bireyselliğin yok edilmesini, * Devletin insan üzerindeki tam kontrolünü, * “Mutluluk için özgürlüğün feda edilmesi” fikrini temsil eder. Roman, D-503’ün tuttuğu bir tür günlükten oluşur. Ancak bu günlük sıradan bir insanın duygu ve düşüncelerini anlattığı bir günlük değildir. D-503, bu metinleri İntegral’in gelecekte ulaşacağı uygarlıklara Tek Devlet’i tanıtmak amacıyla yazmaktadır. Tek Devlet her şeyi formüllere indirmek ister. Ama insan ruhunda her zaman bir “X”, yani hesaplanamayan bir taraf vardır. Biz romanındaki başlıca karakterler şunlardır: D-503 * Romanın anlatıcısıdır. * İntegral uzay gemisinin baş mühendisidir. * Başlangıçta Tek Devlet’in düzenine gönülden bağlıdır. * Roman boyunca büyük bir iç dönüşüm yaşar. I-330 * Gizemli, cesur ve sıra dışı bir kadındır. * D-503’ün hayatını altüst eder. * Kurallara meydan okur ve özgürlüğü temsil eder. O-90
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · Can Yayınları · 202311,9bin okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 00:00
Şeyler, ilk bakışta çok sade görünen ama zor kitaplardan biri. Bir kere yazarın deneyimine sahipseniz onu daha iyi anlayabilirsiniz. Çünkü dile getirdiği duyguları hissedebilmek için yaşamak gerekiyor. Perec, bu kısa romanda büyük olaylar anlatmıyor aksine, modern insanın gündelik hayatını, tüketim arzusunu ve eşyalara yüklediği anlamları mercek altına alıyor. Jérôme ve Sylvie adlı genç bir çift vardır. İyi bir hayat yaşamak isterler; güzel mobilyalar, şık evler, zarif eşyalar hayal ederler. Ancak zamanla okur şunu fark eder: Aslında onların peşinde koştuğu şeyler yalnızca nesneler değildir. O nesneler aracılığıyla saygınlık, mutluluk, aidiyet ve kimlik aramaktadırlar. Perec'in başarısı, bir vitrinin ya da bir oturma odasının tasvirinden toplumsal bir eleştiri çıkarabilmesi. Kitap boyunca uzun eşya betimlemeleriyle karşılaşılır. Başta bunlar gereksiz gibi görünebilir fakat yazarın amacı tam da budur. Okur, karakterlerin dünyasının nasıl yavaş yavaş nesneler tarafından işgal edildiğini hissettirir. Perec'in anlattığı arzu döngüsü hâlâ devam etmektedir: Bir şeyi elde ederiz, kısa süre mutlu oluruz ve sonra yeni bir şeye ihtiyaç duyarız. Bu nedenle Şeyler, sadece 1960'ların tüketim toplumunu değil, günümüz insanını da anlatan bir eser olarak okunabilir. Şeyler, "İnsan sahip olduklarıyla mı yaşar, yoksa sahip olmak istedikleriyle mi?" sorusunu soran bir roman. Bitirdiğinizde aklınızda karakterlerden çok, kendi arzularınız ve evinizdeki eşyalar kalıyorsa işte o zaman yazarla aynı deneyimi yaşadığınızdan emin olabilirsiniz.
ŞeylerGeorges Perec · Metis Yayınları · 20161,362 okunma
Reklam
10/10
·300 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 18:36
Yeni yazarlar keşfetmek benim için her zaman heyecan verici olmuştur. Her yazılana saygı duyan biriyim; bazen bir yazar size çok yaklaşır, bazense mesafeli kalırsınız. Son zamanlarda bir dost tavsiyesiyle tanıştığım Erdem Özgül'ün Düşlerimizin Evi Burası kitabı ise bana yeni bir yazarla tanışmanın o güzel heyecanını yaşattı,çok memnun oldum ️Kitap, yeraltı edebiyatı diyebileceğimiz bir çizgide ilerliyor. Toplumun dışına itilmiş insanların hikâyeleri, sansürsüz bir dil, kimilerini rahatsız eden ama dönüp baktığınızda "Bu da hayatın kendisi" dedirten gerçekler… Belki de bu yüzden ben underground edebiyatı seviyorum; çünkü hayatı süslemeden, üzeri örtülmeden anlatıyor ️“Büyüyemeden, yaşayamadan, doğru düzgün doyamadan çalışıp ölen, çalışırken ölen çocukların anısına yazıldı bu roman.” diyor Erdem Özgül. Ve roman da tam olarak bu duyguyu taşıyor. Taşradan göçüp şehirde yeniden göç ettirilen insanların hikâyesi bu. Bir çöplüğün kıyısında kurulan yaşamlar… Sonra bir gün birileri geliyor ve "Buraya yüksek katlı binalar yapacağız" diyor. İnsanların evleri yıkılıyor ama ironik olan şu: Kendi yıkımlarının inşaatında yine o insanlar çalışıyor. ️Bazı evler yıkıldığında insanların sesleri, alışkanlıkları, çocuklukları, komşulukları da enkaz altında kalır. Gecekonduların yerine yükselen o dev binalar evden çok, gökyüzüne doğru uzanan yalnızlık kulelerine benzetiliyor kitapta. Bir zamanlar insanların birbirine seslendiği sokakların yerini, birbirini tanımayan insanlar ve binaların alması ne acı. ️Ragazzo, Gasteci Kız, Ahsen Hanım, Seyis Amca, Kosta, Çöpoğulları, Mehmet Bey... Her biri ayrı bir yara, ayrı bir hikâye, ama birbirine görünmez iplerle bağlı.Gasteci kız, kendi çalışması için gözlem yapmak için bu insanlarla vakit geçirirken, yaşadıklarını kaleme alıyor.Onun
Düşlerimizin Evi BurasıErdem Özgül · Eksik Harf Yayınları · 20262 okunma
Ormanda Kaybolmak Aslında En Büyük Sorunları Değildi
7/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:37
Konusu: Hutch, Luke, Dom ve Phil adındaki dört yetişkin adam üniversite yıllarında birbirinin en yakın arkadaşıdır ve yıllar sonra yeniden bir araya gelerek bir geziye çıkma kararı alırlar. Erkekler ve doğa meselesi anlayacağınız. Ama tatil yapmak için sanki özellikle tanrının bile unuttuğu İsveç'in en ücra güzergâhlarından birini seçerler. Fakat bu gezi planları daha en başından itibaren altüst olur çünkü ekipteki iki kişi hem kilolu cüsseleriyle böylesine uzun soluklu bir maceraya hazır değildir hem de yolculuğa çıktıkları ilk günden kendilerini sakatlarlar. Dolayısıyla ekibin en deneyimli üyesi ve bu tatili organize eden Hutch, onları kestirme bir yol için hiç el değmemiş bir millî park olan ormanın içine sokarak en kısa sürede insan topluluklarına yeniden ulaşmayı amaçlar. Yine de bu, belki de hayatlarında yaptıkları en büyük hata olur çünkü kestirme yol diye girdikleri orman aslında kaçınmaları gereken tek şeydir. Bu lanetli orman içinde pek çok kötülüğü saklamaktadır. Vikinglerin kanını taşıyan bir topluluktan geriye kalan ürkütücü evler, rün kazılı devasa taşlar, terk edilmiş kilise ve mezarlar, sayısız ölünün kalıntısı ve acayip ritüel mahalleri. Tüm bunlar yetmezmiş gibi insanlar gitse dahi taptıkları "şey" hâlâ orada, o ağaçların arasındadır. Kadim ve vahşi, unutulmuş zamanlardan kalma eski bir tanrı, bir canavar. Ve yıllar sonra nihayet avlayabileceği yeni kurbanlar bulur. Bizzat kendi ayaklarıyla onun inine giren talihsiz turistleri. Şimdiii gelelim benim yorumlarıma. Bakın, yukarıda da bahsettiğim gibi kitabın çok ilgi çekici bir konusu var. Yani kesinlikle okurken insanı etkileyen, derinden sarsan ve genel olarak memnun eden bir roman olduğunu söyleyebilirim. Hele ki yarısından sonrası için en çok bu dediklerim geçerli. Şöyle izah edeyim; tam olarak
1000Kitap
RitüelAdam Nevill · Pegasus Yayınları · 2015191 okunma
10/10
·257 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 21:04
Eğer bir devrim yapmak, isyan çıkarmak istiyorsanız aşık olun. Aşk devrimlerin en yaratıcı olanıdır. Eğer yaşadığınızı kanıtlamak istiyorsanız kendinize bir aşk hikayesi yazmalısınız. Sonu genelde mutsuz biter ki kalıcı olsun, unutulmaz olsun. Mutlu biten aşk hikayeleri bence bitmiş sayılmıyor. Kavuşmak aşkın en büyük sınavı çünkü. ​Kitapta aşkı o kadar güzel anlatıyor ki... Ali şu ana kadar okuduğum en 'kafa' karakter olabilir. Uzun süredir okurken ağladığım bir kitap olmamıştı. Kitabı seveceğime çok emindim çünkü kitabı açtığımda karşılaştığım ilk tarih doğum günümdü. İster istemez farklı bir yakınlık kurarak okumaya başladım kitabı. Ben aşk okumayı çok seviyorum. Hele böyle aşkları... İlk görüşte aşk olur mu, buna hâlâ emin değilim ama ilk görüşte o insanla bir hikayenizin olduğunu anlayabilirsiniz. ​Kırlangıçların denizcilere evlerini bulmalarında nasıl yardımcı olduğunu biliyor muydunuz? Bu bence karşılıksız bir aşk gibi. Denizcilerin umudu, kırlangıçların umurunda bile değil aslında. Bazen sadece seversiniz, yolunuzu bulmak için o gökyüzüne muhtaçsınızdır ama gökyüzü bunu bilmez. Hayat umutlar ve hayaller üstüne kurulu. Çok büyük hayal kırıklığına uğrarsanız demek ki çok büyük hayaller kurmuşsunuz. Hayal kırıklığına uğradığımızda bir daha hiç hayal kuramayacağız sanıyoruz. Ama her sabah yeni bir hayal oluyor. Farkında değiliz. ​Kitabı okurken hep Göğe Bakalım şiirini düşündüm. Hep onun dizeleri yankılandı zihnimde. Sayfaları çevirirken sanki Turgut Uyar arkadan fısıldıyor gibiydi. Uzun lafın kısası ben çok sevdim. ​Göğe Bakma Durağı ​İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gitgide azalan hacimden Kafamı kaldırıp kaldırıp bu kaçıncı aramaktan Seni
1000Kitap
Kırlangıç DönümüSinan Sülün · İletişim Yayıncılık · 2015413 okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 11:54
Serkan Türk'ün kaleminde nehirler sessizce akıp gidiyor, yalpalayan tüm eski gemiler bir şiir gibi eğiliyor suyun içine. Gövdeler, kavanozlar, pencereler boş olsa da bu öykülerde her zaman umut var. Giderek sığamıyorum yaşadığım evlere. Evler çatılı, balkonlu, bahçeli ve sessiz oldu hep. Evleri çıkardım şiirlerden ve hayatımdan. Bir evin içinde yaşandı izlediğim son film. Ve şimdi bu ev bozması yerde pencere açık, kapıların önünde oturmuş, zeytin ağaçlarına bakıyorum. Birilerinin geçtiği o küçük patika yolun beni hiçbir yere götüremeyeceğinin bilincindeyim. İlerideki çayırlık yeniden yeşerdiğindeyse burada olmayacağım. Gökyüzünü yeniden görmüş, bulutları selamlamış olmak beni mutlu kılacak. Rüzgârlı Camlar
Rüzgârlı CamlarSerkan Türk · Everest Yayınları · 202589 okunma
Reklam
Reklam