Annelik kapı arkasında gizlice bir paket çikolata yemek gibi bir şeydi. Hem kendinizi mutlu eden bir şey yapmak istiyorsunuz hem de önceliği evladınıza vermediğiniz için vicdan azabı çekiyorsunuz.
○ günler geçip gitti ○ güzel, o sağlıklı; yaşam dolu mutlu günler ○ berrak pırıl pırıl gökyüzü ○ kiraz yüklü dallar Sarmaşıkların yeşil sığınağında birbirine yaslanmış evler ○ haylaz uçurtma damları Ve akasya kokusundan başı dönmüş o sokaklar geçip gitti...
Sayfa 13·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı susamıyorum sevgilim çünkü havada sesimi doğuran bir esir var bütün çilingirleri sofralara çekerek kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum kapısında kaldıkları sahiden evleri mi? bir kilidi açmak kolay değil o kadar hırsızın belki de yoktur kabahati! ** selam ile insan insana iliklenir başında ortasında ve sonunda yine selam çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim ** bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov! kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül ** ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar ** çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor ** bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan vardım ki seni sevdim seni sevdim evler arasından bir evdin
DERGAH
Kadına Şiddet -I-
I. Gece yine geç vakitte indi şehrin omuzlarına, Bir yerlerde, rutubet kokan bir apartmana bir karanlık gölge yaklaşıyordu. Ağır ve sarhoş adımlarla içeri girdi. Bir adam değil, Kendi ezikliğini yumruk yapmış bir öfkeydi o. Adımlarında korkunun kokusu, soluğunda öfkenin zehri saklıydı. Kadın ayak seslerinden tanıyordu yaklaşan felaketi. Asansör yine bozuktu, Öfke merdivenleri ağır ağır çıkıyordu. Bu karanlık gölge yalnızca bir evi değil, bir kadının tüm ömrünü çökertmeye geliyordu. (Bazı kadınlar Kocalarının ruh halini Anahtarın kilide giriş şeklinden anlardı.) Anahtarın kilitte dönerken çıkardığı o metalik, o soğuk ses, İçeride, kalbi göğüs kafesine sığmayan bir kadının infaz saatini duyuruyordu. Kadın korkuyu sesizce sofraya koyuyordu. Kalbi sanki kaburgalarını kırıp kaçmak istercesine çarpmaya başlamıştı. Kadın, sessizce kapıya doğru yürüdü. (Çünkü bazı kadınlar Kendi evlerinde misafir gibi yürümeyi öğrenmişti zamanla.) Kapı açıldı. Adamın yüzünde, bütün gün biriktirilmiş karanlık, hıncını çıkarma duygusu.
Hepimiz birbirimize benzemeliyiz. Anayasa’nın dediği gibi, herkes hür ve eşit doğmaz ama herkes eşit hale getirilir. Her insan diğer herkesin suretidir; o zaman herkes mutlu olur çünkü sinmelerine yol açacak, kendilerini kıyaslayacakları dağlar yoktur. Yani! Yandaki evde bulunan bir kitap, dolu bir tabancadır. Yak onu. Silahın mermisini al. Adamın zihnine zorla gir. Okumuş adamın hedefinin kim olacağını kim bilebilir? Ben mi? Onları bir dakika bile midem kaldırmaz. Böylece, sonunda tüm dünyadaki evler yangına dayanıklı hale getirildiğinde (geçen geceki varsayımın doğruydu), itfaiyecilerin eski işlerini yapmasına gerek kalmadı. Onlara bu yeni iş verildi... İç huzurumuzu koruma, aşağı olmaya karşı duyduğumuz anlaşılır ve haklı korku...
Reklam
Reklam