(Spoiler)
Okuduğum en eğlenceli kitaplardan biriydi. Yazar kitaba başlar başlamaz güçlü bir mizah duygusuyla olur olmaz yerlerde insanı kahkahaya boğuyor. Çoğu sayfada sesli güldüğümü hatırlıyorum. Çok sıradan olan olayları gözler önüne serip bunu alaycı bir şekilde eleştiriyor. Felsefik sorulardan öte çok basit, hayata yönelik soruları soruyor. Mesela gölde yazın yüzen ördeklerin kışın donan gölde kaybolmaları onu çok meraklandırıyor ve önüne çıkan taksicilere bunu soruyor. Onlar ise bu soruyu çok saçma bulup ona sinirleniyorlar. Bu ve bunun gibi bir çok şey beni çok güldürdü. 3 günde bitirdiğim bu kitabı okurken içime mutluluk duygusu doldu çoğu zaman. Yazarını görsem öpebilirim yani. Bu kadar sıradan şeyleri yazıp ama bu kadar ilginç ve eğlenceli kılmak kolay değil bence. Çavdar Tarlasında Çocukar olan kitabın ismiyle alakası yok pek yazılanların. Çavdar tarlası topu topuna iki kere ya geçiyor ya geçmiyor. Şarkıda geçiyor sadece ve yazara ‘’Ne olmak isterdin? ‘’ dediklerinde şarkıyı hatırlayıp o an Çavdar tarlasında kaçışan çocukları yakalamak istediğini söylüyor.
Yazar bir bakıma sıradan
şeyleri anlatırken felsefik de yaklaşıyor diyebilirim çünkü zaten felsefik şeyler sıradan şeylerden çıkmıyor mu ? Çoğu insanın dürüst olmadığını, onlardan nefret ettiğini ama aynı zamanda onları özlediğini söylüyor. Takıntısı olan bir yazar bence. Keyfine seks yapmayı değil, severek , konuşarak, tanıyarak seks yapmak istiyor. Ve bu yüzden önüne gelen fırsatları kaçırıp bakir kalıyor. Örneğin hayali yine sıradan bir mazotçuda çalışıp ormanda olan bir eve sahip olmak. Ama güneş gören bir ev. Kısacası çok eğlenerek okuduğum bir kitaptı. Kesinlikle tavsiye ederim.
(Uzun zaman önce Kitap Günlüklerim diye tuttuğum bir defterden.)
Merhaba kitap dostlarım.
Bugün sizlere okurken bana huzur veren, sıcacık atmosferiyle kalbime dokunan Elzem ile geldim.
Bazı kitaplar büyük olaylarla değil, hissettirdiği duygularla unutulmaz olur. Elzem de benim için tam olarak öyleydi.
Leyla'nın hayatı fedakârlıklarla örülmüş bir hayat.Yaşadığı kaybın ardından ailesi için kendi isteklerini geri plana atarken,bir yandan da güçlü kalmaya çalışıyor.Tam da bu noktada hikâyeye dahil olan Akın,sadece bir aşk karakteri değil;sabrı,anlayışı ve desteğiyle Leyla'nın yanında duran bir yol arkadaşı oluyor.
Kitapta en çok sevdiğim şeylerden biri karakterlerin birbirlerini değiştirmeye çalışmadan sevmeleriydi.Aralarındaki bağ yavaş yavaş kurulurken okuyucu olarak o gelişime tanıklık etmek oldukça keyifliydi.
Bunun yanında hikâyenin arka planında işlenen aile ilişkileri,komşuluk bağları ve mahalle kültürü kitaba ayrı bir samimiyet katmış. Kendimi bazen o mahallenin bir sakini gibi hissettim;kah gülümsedim kah duygulandım.
Yazarın sade ve akıcı anlatımı sayesinde sayfalar su gibi akıp geçti.Gereksiz drama boğulmayan,duygusunu dozunda veren hikâyesiyle beni içine çekmeyi başardı.
Ve final...Kitabı bitirdiğimde içimde tatlı bir mutluluk vardı.Karakterlerin çıktıkları yolculuğun sonunda yüzlerinin gülmesi,benim de kitabı huzurlu bir tebessümle kapatmama neden oldu.
Eğer sevginin, anlayışın ve aile sıcaklığının ön planda olduğu;sizi yormadan kalbinize dokunacak bir hikâye arıyorsanız,Elzem'e mutlaka bir şans vermelisiniz.
Sarah Jio’nun Yaşanmamış Hayatlar kitabı bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Hayatımızda gerçekleşmeyen olaylara, kaçırdığımız fırsatlara ya da yarım kalan hikâyelere çoğu zaman hep aynı yerden bakıyoruz: “Keşke olsaydı.” Üstelik bu ihtimalleri düşünürken genellikle sadece güzel taraflarını görüyoruz.
Bu kitap ise bana şu soruyu sordurdu: Ya olsaydı ve düşündüğüm kadar güzel olmasaydı? Ya gerçekleşmesini istediğim şey beni daha büyük bir hayal kırıklığına sürükleseydi? Ya üzüldüğüm o ihtimal aslında yaşansaydı daha çok üzülmeme sebep olsaydı?
Kitap boyunca fark ettiğim şey, yaşanmamış hayatları gözümüzde kusursuzlaştırdığımızdı. Oysa her seçimin, her yolun ve her ihtimalin kendine ait zorlukları var. Belki de bugün üzülerek düşündüğümüz bazı şeylerin gerçekleşmemesi bizim için daha hayırlıydı.
Bence
kitabın en güçlü yanı da buydu. Okurken sadece karakterin hayatını değil, kendi hayatımdaki “keşke”leri de sorguladım. Sonunda ise şu düşünce kaldı aklımda: Hayat, olmayacak olana üzülmek için çok kısa. Çünkü hiçbir zaman yaşamadığımız bir ihtimalin bize mutluluk mu yoksa daha büyük bir üzüntü mü getireceğini bilemeyiz.
Duygusal, akıcı ve düşündürücü bir kitaptı. Özellikle geçmiş seçimlerini sık sık sorgulayan ve “Acaba öyle yapsaydım ne olurdu?” diye düşünen herkese tavsiye ederim.
Jack London'ın kaleme aldığı Martin Eden, sadece bir aşk hikâyesi değil; insanın kendini var etme mücadelesini, sınıf farklarını, hayallerin bedelini ve başarı kavramını sorgulayan güçlü bir roman.
Martin, sevdiği kadına layık olabilmek için büyük bir azimle kendini eğitir, okur, yazar ve durmadan çalışır. Ancak roman ilerledikçe asıl sorunun başarıya ulaşmak değil, başarıya ulaştığında neyi kaybettiğini fark etmek olduğu ortaya çıkar. Martin'in yolculuğu boyunca bilgiye duyduğu açlığa, yalnızlığına, hayal kırıklıklarına ve iç çatışmalarına tanıklık ediyoruz.
Kitap beni en çok, toplumun insanlara değer verirken kullandığı ölçütleri sorgulamaya yöneltti. İnsan değişince çevresindeki insanların ona bakışı da değişiyor ama bu değişim her zaman mutluluk getirmiyor. Martin'in yaşadığı içsel dönüşüm ve giderek büyüyen yalnızlığı uzun süre aklımdan çıkmadı.
Jack London'ın akıcı dili ve karakter derinliği sayesinde romanın sayfaları hızla ilerliyor. Ancak geride sadece bir hikâye değil; emek, aidiyet, aşk, başarı ve yaşamın anlamı üzerine düşünceler bırakıyor.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Platon için devlet, bireyin mutluluğunu ve ahlaki mükemmelliğini destekleyen bir araçtır. Mutluluk, dışsal zenginlikte değil, ruhun kendi içindeki dengesinde ve adaletin tesis
edilmesinde yatar.
Eserin en güçlü yanı, birkaç sayfa içinde okuru gerçeklik algısını sorgulamaya zorlamasıdır. Borges'in sade görünen dili, altında son derece karmaşık fikirler barındırır. Bu nedenle kitap, hızlı okunabilecek bir eser olmasına rağmen sindirilmesi zaman alır. Her öykü ikinci ve hatta üçüncü okumada yeni anlamlar kazanır.
Kum KitabıJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 20181,911 okunma