Evlendikten sonra duyulan aşk da biter elbette, ama onun yerini mutluluk alır. Buna rağmen bazı aceleci budalalar evlenmeden önce âşık olup yana yana bütün aşkı tüketirler. Niye? Çünkü hayatta en büyük amacı aşk sanırlar.
Acıklı filmlerden pek hoşlanmazdı Nakıp Ali. Bu yüzden, bazı yerli filmlerin sonlarını keserdi. Diyelim, oğlanla kız nice beladan sonra kavuştular, birbirlerine sarıldılar. Herkes tam oh çekeceği sırada kötü adam çıkıyor ortaya; oğlanı da, kızı da vuruyor ... Nakıp Ali atardı makası. Oğlanla kız birbirlerine sarılınca "Son" yazardı perdede; film biter, seyirciler de mutluluk içinde evlerine giderlerdi. "Tahsin Bey," demişti bir gün babama, "hiç yabancı filmi kesiyor muyum! Onların acıklısı bile bir başka. Bunlar zırvalık. İyi bir bok olsa kesmem. Millet zaten sıkılıyor, bir de ben mi içlerini karartayım!"
Aşk evlilikten sonra gelir unutma:
Evlenmeden önce alevlenen aşk yangını evlilikle söner ve geriye boş ve kederli bir yangın yeri kalır. Evlendikten sonra duyulan aşk da biter elbette, ama onun yerini mutluluk alır.
“Aşk, evlilikten sonra gelir. Unutma: Evlenmeden önce alevlenen aşk yangını evlilikle söner ve geriye boş ve kederli bir yangın yeri kalır. Evlendikten sonra duyulan aşk da biter elbette, ama onun yerini mutluluk alır. Buna rağmen bazı aceleci budalalar evlenmeden önce âşık olup yana yana bütün aşkı tüketirler. Niye? Çünkü hayatta en büyük amacı aşk sanırlar.”
Oradaki kadınlar benimle ilgilenir, sorular sorar, başımı okşar, beni ne kadar beğendiklerini söylerlerdi. Ama bunların hepsi bir oyundu. Oradan çıkınca arabaya biner binmez oyun biter, anneannem o mutluluk maskesini çıkarır, ben orada yokmuşum gibi davranırdı. Ben yanlış bir şey mi yaptım diye sık sık dönüp ona bakar, bazen de ‘Bana aferin dediler, beni beğendiler di mi anne?’diye sorardım çünkü benim en önemli görevim, daha doğrusu varlık sebebim aferin alabilmekti. O da hiç yüzüme bakmadan başıyla beni onaylardı.”