Can sıkıntısı ve oyun.— İhtiyaç bizi çalışmaya zorlar ve çalışmanın yarattığı ürünle birlikte ihtiyaç susturulur; ihtiyaçların sürekli olarak yenilenmesi bizi çalışmaya alıştırır. Ancak ihtiyaçların susturulduğu, adeta uyuşturulduğu ara zamanlarda can sıkıntısı bizi ele geçirir. Nedir bu? Kendisini şu anda yeni, ek bir ihtiyaç olarak hissettiren şey böyle çalışma alışkanlığıdır ve biri çalışmaya ne kadar güçlü biçimde alışmışsa, daha doğrusu biri ihtiyaçlarından ötürü ne kadar çok acı çekmişse, ihtiyaçları da o kadar çok olacaktır. İnsanlar can sıkıntısından kurtulmak için, ya ihtiyaçlarının gerektirdiği ölçünün ötesinde çalışırlar ya da oyunu, yani bu şekilde çalışma ihtiyacından başka bir ihtiyacı giderme maksadı taşımayan çalışmayı keşfederler. Oyundan bıkan ve daha fazla çalışmasını gerektiren hiçbir yeni nedeni olmayan herhangi biri zaman zaman, hareketlilikle dans arasındaki, dansla yürüme arasındakine benzer üçüncü bir durumun özlemine, büyük bir mutluluk veren dingin bir hareketliliğin özlemine kapılır. Bu, sanatçının ve filozofun mutluluk vizyonudur.
Yine bir boşluğa yanıt vermekteyim; ama yanıt vermek konuşmakla olabilecek bir şey, yazarak bir deneyim kazanmıyor insan, olsa olsa mutluluk nedir, sezer gibi oluyor.
Bu durumu başka bir zaman önleyebilir miydim?
Bir sonraki sefer neyi farklı yapardım?
Kendimi başarılı hissetmek için ne olması gerekiyor?
Bu deneyimden kendimle ilgili ne öğrendim?
Gelecekle ilgili hayalim nedir?
Bu durumda yüzleşmediğim şey ne?
Diğer seçeneklerim neler?
Hiçbir şey yapmasaydım, ne olurdu?
Sormam gerekeni neden sormadım?
Şu anda mutlu olmak için ne yapmalıyım?
Bunu yaparak ne elde edeceğimi umuyorum?
Kariyerimde/ilişkimde/ailemde/yaşamımda en büyük farklılığı ne yapardı?
İsterseniz sorularınızı süsleyebilirsiniz:
Cevabı biliyormuş gibi davransaydım, ne derdim?
Sihirli bir değnek sallayıp kendim için herhangi bir şey dileyebilseydim, ne dilerdim?
1'den 10'a kadar bir derecelendirme, bunu yapmayı ne kadar istiyorum?