Mutlu olmak istiyorsanız, şu gerçeklerden korkmamalı ve onlarla yüzleşmelisiniz: İlk gerçek, daima mutsuz olduğumuz ve üzüntümüzün, acı çekmemizin ve korkmamızın bir sebebi olduğudur. İkinci gerçek de bu duyguların hiçbirini kendimizden tamamen uzaklaştıramayacağımızdır.
Tarifi mümkün değildi. Türlü türlü, çeşit çeşitti; gözyaşı ve kahkaha, mutluluk ve elem vardı; meşakkatli, ilginç ve sıradandı; nasıl görürseniz öyleydi: Çalkantılı ve tutkuluydu, önemliydi; üzücü ve komikti; ıvır zıvırdı; basit ve karmaşıktı; neşe vardı ve umutsuzluk da;
annelerin çocuklarına, erkeklerin kadınlara duyduğu aşk; şehvet kurşun ayaklarını odadan odaya sürüklüyor, suçlu ve masumları, çaresiz eşleri ve perişan çocukları cezalandırıyordu;
alkol erkekleri ve kadınları ele geçiriyor, kaçınılmaz bedelini tahsil ediyordu; bu odalarda ölüm iç çekiyordu; ve bazı zavallı kızları dehşet ve utançla dolduran hayatın başlangıcına orada teşhis konuyordu.
Orada iyi ya da kötü yoktu. Sadece gerçekler vardı. Bu da hayattı.
Sayfa 524 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
1247 En büyük mutluluk, eksikliklerimizi düzelten ve hatalarımızı dengeleyendir.
1246 Eksiklikleri sadece sevgisizler fark eder. Bu nedenle bunları fark edebilmek için sevgisizleşmek gerekir, ancak bu iş için gerektiğinden fazla değil.
1247 Eksikliklerimizin neler olduğunu dinleriz, onları cezalandırırız, onlar yüzünden sabırla birçok acı çekeriz, ama iş onlardan kurtulmaya gelince sabırsızlaşırız.
1248 Bazı eksiklikler bireyin varlığı için gereklidir. Eski dostlar bazı tuhaflıklarını bıraksalar bizi rahatsız ederdi.
Ama hayatımızın, tıpkı bir roman gibi artık son şeklini aldığını hissettiğimiz günlerde, en mutlu ânımızın hangisi olduğunu benim şimdi yaptığım gibi hissedip seçebiliriz. Yaşadığımız bütün anlar içerisinde neden bu ânı seçtiğimizi açıklamak da, kendi hikâyemizi bir roman gibi yeniden anlatmayı gerektirir elbette. Ama en mutlu ânı işaret ettiğimizde, onun çoktan geçmişte kaldığını, bir daha gelmeyeceğini, bu yüzden bize acı verdiğini de biliriz. Bu acıyı dayanılabilir kılan tek şey, o altın andan kalma bir eşyaya sahip olmaktır. Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anların hatıralarını, renklerini, dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.
Birçok mutlulukları ya zehirli bir ayrılık ya da kesin bir boş vermişlikle bitmiş, hiçbiri en mesut zamanında bile şu mutluluğun sadelik ve güzelliğine benzeyememişti..
Yetişkin yaşamından kaçmak ve çocukluk cennetini yeniden inşa etmek için yazarız. Ama sonra, nihayetinde, çocuk şarkılarını yeniden keşfedip yeniden yazdığımızda, acı da olsa yetişkinliğimize geri döneriz.