Birtakım insanlarda kendi yaralarına tuz serpmek bazen müthiş bir tutku haline gelir. Sanki en büyük arzuları, acı içinde kıvranan ruhlarını hayran hayran seyretmektir ve kendi talihsizliklerinin bu derece berbat bir durumda olduğunu bilmek onlar için gerçek mutluluk kaynağıdır
“Mutlu olmak istiyorsanız, şu gerçeklerden korkmamalı ve onlarla yüzleşmelisiniz: İlk gerçek, daima mutsuz olduğumuz ve üzüntümüzün, acı çekmemizin ve korkmamızın bir sebebi olduğudur. İkinci gerçek de bu duyguların hiçbirini kendimizden tamamen uzaklaştıramayacağımızdır.”
Une Parfaite Journee Parfaite, Martin Page
“Mutlu olmak istiyorsanız, şu gerçeklerden korkmamalı ve onlarla yüzleşmelisiniz: İlk gerçek, daima mutsuz olduğumuz ve üzüntümüzün, acı çekmemizin ve korkmamızın bir sebebi olduğudur. İkinci gerçek de bu duyguların hiçbirini kendimizden tamamen uzaklaştıramayacağımızdır.”
Eğer ölüm herkes için olağan ve meşru bir sondan ibaretse insanların ölmelerine engel olmak niye? Bir tüccarın ya da memurun fazladan beş, on yıl yaşamasının kime ne faydası var? Tıbbın gayesini, ilaçların acıları hafifletmesi olarak görürseniz kaçınılmaz olarak ortaya şu soru çıkar: Acıları hafifletmenin amacı nedir? İlk olarak, acıların insanı kusursuzluğa götürdüğü söylenir. İkinci olarak ise, eğer insanoğlu acılarını haplarla ve damlalarla hafifletebileceğini öğrenirse, bugüne kadar onları hem her türlü kötülükten koruyan hem de onlara mutluluk bahşeden dini ve felsefeyi tümüyle terk edebilir. Ölüm döşeğindeki Puşkin korkunç acılara maruz kalmış, zavallı Heine birkaç yıl felçli yaşamıştı. Peki acı çekmedikleri takdirde bir amip gibi bomboş ve anlamsız bir yaşam sürdürecek olan falanca Andrey Yefimıç ya da filanca Matryona Savişna'nın hasta olmasına engel olmak niye?
...sürekli acı çekiyordum, tüm bu mutsuzlukların vücudumda kaldığını ve bilgeliğin ruhuna kadar geçernediğini gösterdim; üzüntü her zaman, kendi yaptığı yollardan içime girememenin utancını yaşadı.