Puan vermedi·408 syf.··
2026 436. kitabı
Seyir, Türk yazar Piraye’nin kaleme aldığı, yayımlandığı dönemden itibaren çok satanlar listelerinde uzun süre yer alan ve okuyucuda derin bir içsel dönüşüm yaratmayı hedefleyen sarsıcı bir kişisel gelişim-psikolojik romanıdır. Eser, klasik bir kurgunun ötesinde, insanın kendi zihnini, alışkanlıklarını ve hayata bakış açısını sorgulatan bir rehber niteliğindedir. Romanın merkezinde Mina adında, dışarıdan bakıldığında başarılı ve düzenli bir hayatı varmış gibi görünen ancak iç dünyasında derin bir mutsuzluk, sıkışmışlık ve değersizlik hissiyle boğuşan bir genç kadın yer alır. Mina, hayatının tıkanma noktasına geldiği bir dönemde, kendi zihninin yarattığı illüzyonlarla ve geçmiş kalıplarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Kitap, Mina'nın bu sancılı ama şifa dolu kendini keşif yolculuğunu, adım adım pratik farkındalık yöntemleriyle birleştirerek anlatır. Kitaba adını veren "Seyir", insanın kendi hayatına, düşüncelerine ve duygularına dışarıdan bir gözlemci gibi (seyirci kalarak) bakabilme becerisini simgeler. Piraye, romandaki karakterlerin deneyimleri üzerinden okuyucuya şu temel soruları sordurur: "Hayatımı gerçekten ben mi yönetiyorum, yoksa çocukluğumdan beri zihnime kazınan korkular ve kodlar mı?", "Neden hep aynı döngüleri ve hayal kırıklıklarını yaşıyorum?" Yazar, nörobilim, kuantum felsefesi ve psikolojinin temel ilkelerini, kurgunun içine yedirerek oldukça anlaşılır, samimi ve sürükleyici bir dille sunar. Seyir; hayatında köklü bir değişim yapmak isteyen, kurban psikolojisinden çıkıp kendi hayatının sorumluluğunu eline almayı arzulayan herkes için hem sürükleyici bir roman hem de dönüştürücü bir başucu rehberidir.
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Puan vermedi·246 syf.·
2026 12. kitabı
Telefonunuzun ekranını kapattığınızda, çok kısa sürede olsa sürekli zaman geçirdiğiniz o sosyal medya uygulamasını açmadığınızda içinizde bir şeyleri kaçırıyormuş ve bir an önce tekrar o uygulamayı açmanız gerekiyormuş gibi hissettiğiniz oluyorsa, herhangi bir ses veya titreşim duymasanız dahi ekranı yeniden açıp tekrar bakma isteği duyuyorsanız merak etmeyin yalnız değilsiniz. İnternet sebebiyle günümüzde hiç olmadığı kadar hızlı ve büyük bir bilgi bombardımanına sürekli maruz kalıyoruz. Artık kendimizi sadece komşularımızla değil, dünyanın öbür ucundaki Hollywood yıldızları ile de kıyaslıyoruz. Artık başarı algılarımız herhangi bir dalda en üst mertebedeki kişinin bulunduğu seviyeye göre şekilleniyor. Dolayısıyla elde olanların devede kulaklığının ağırlığı ile sürekli bir tatminsizlik hisleriyle boğuşuyor ve kendimizi bir hamster misali sonu olmayan bir koşu tekerleğinde çırpınırken buluyoruz. İşte yazarımız çağımızın insanları düşürdüğü bu koşturmacada biraz soluklanması ve yavaşlayarak farkındalık oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor. M. Kemal Sayar okurların kafalarında daha kolay canlanır diye düşünmüş olacak ki, girişi arabalar ve trafik ile somut bir konu seçerek yapıyor. Ancak bu bence kötü bir başlangıç. En azından ben bu bölümdeki görüşleri eksik veya yanlış buldum. Hava kirliliği, gürültü, şehirlerin otoyollarla delik deşik olması gibi savları ile durumun problemli oluşuna tabii ki katılıyorum ancak çözümün araba girmeyen bazı sokaklar planlanması olmasına pek katılamıyorum. Çünkü bence ana problem şehirlerdeki nüfus yoğunluğunun çığırından çıkmasıdır. Ayrıca yazar: "Yollarda herkes eşittir." diye bir cümle kuruyor. (Syf.19) Bu cümleyi nasıl yorumlasam bilemedim, İstanbul trafiğinde patron da çalışan da arabaya binince eşittir diyebileceğimizi pek
Hayata Dair
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Dünyayı nasıl deneyimlediğimize dair güçlü kaynaklar olan duygular iç dünyamıza ve uzaklara ayna tutuyor. Kitapta hayatınızda ilk defa duyacağınız ya da sıklıkla deneyimlediğiniz toplam 154 duygu yer alıyor . Bu duyguların çoğu farklı coğrafya veya kültürlere özgü, hiç düşünmediğimiz ama "evet evet böyle de bir duygu olabilirmiş" dediğimiz duygular. Örneğin ; Lappel de vide ( boşluğun düşme değil atlama çağrısı) , awumbuk( misafir gidince içini kaplayan hüzün ) .. Akıcı bir şekilde okunacak bir kitap değil bana göre , molalı bir şekilde okunmalı, ek araştırmalar yapılmalı . Günün sonunda diyoruz ki ; "bütün duyguları anlatacak kadar kelime yok, zaten anlatmaya gerek de yok" . Hissedelim..
Duygular SözlüğüTiffany Watt Smith · Kolektif Kitap · 2020498 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 45. kitabı
Kederli günlerden geçen bir derviş, rüya aleminde gizemli bir adaya düşer. Bu adada insanlık tarihinin en büyük zihinleri peygamberler, veliler, filozoflar ve edebiyatçılar büyük bir halka şeklinde oturmuş, sanki dervişi beklemektedir. Derviş halkanın ortasına oturur ve hayatın dertlerine karşı bu nurani meclisi dinlemeye başlar. Kitapta 99 teselli bulunmaktadır: ölüm korkusu, yalnızlık, ayrılık, başarısızlık, umutsuzluk, hayal kırıklığı, yaşlanma,mutsuzluk, kaygı, değersizlik hissi... Yazarın sade ve akıcı bir dili var. Altı çizilecek bir çok cümleye sahip.Yüzyıllar önce yaşamış bir dervişin, Schopenhauer’ın ya da Tanpınar’ın da tıpkı bizim bugün hissettiğimiz o iç sıkıntılarıyla, kaygılarla ve hüzünle boğuştuğunu görmek, insana yalnız olmadığını hissettiren bir huzur veriyor.Kitap, dünyanın neresinde doğarsak doğalım, acımızın da neşemizin de aynı dilde olduğunu hatırlatıyor. Kitap boyunca yukardan bakan, ders veren bir üslup yerine, yaranıza üfleyen, size şefkatle yaklaşan bir dost eli hissediyorsunuz. Sayfaları kapattığınızda içinizde karanlık bir keder değil, tam aksine her şey geçecek ve her şey olması gerektiği gibi dedirten, teselli bulmuş, aydınlık bir ferahlık kalıyor.
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 201710,2bin okunma
Mutsuzluğa dair
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:05
Modern dünya bize sürekli "mutlu olma" sorumluluğu yüklerken, kitap bu dayatmaya bir başkaldırıyla yaklaşır. Eser, mutsuzluğu bir zayıflık ya da kaçılması gereken bir hastalık olarak değil; insanın varoluşsal bir gerçeği, ruhun en dürüst çıplaklığı olarak masaya yatırıyor. Okuru sahte bir teselliyle avutmak yerine, acının kalbine doğru cesur bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın güzel yanı, hüznü acı ve kederi dramatize etmeden, onun sarsıcı gerçekliğini ortaya koyabilmesi. Yazar, bireyin iç dünyasındaki o tanıdık ama kelimelere dökülmesi zor olan boşluğu ilmek ilmek işlemiş. Sayfaları çevirirken hissettiğiniz şey yıkıcı bir depresyondan ziyade, derin bir anlaşılma hissi. Kitap size, "Yalnız değilsin, bu karanlık da insana dair," diye fısıldıyor. "İnsan bazen öyle bir noktaya gelir ki, onu ayakta tutan şey umutları değil, mutsuzluğuna duyduğu o tuhaf ve sadık aidiyettir." Neden okumalıyız? Bu eseri şahane kılan şey, okuyup bitirdiğinizde içinizde bıraktığı hafifleme duygusu. Kitap, mutsuzluğun da tıpkı coşku gibi, insanı dönüştüren, derinleştiren ve olgunlaştıran bir yakıt olduğunu söylüyor. Sonuç olarak yazarın ifadeleri gerçek dünya ile çok uyuşmasada mutsuzluğun kaçılması gereken bir canavar olmadığını anlatması açısından okunmaya değer. Boris Cyrulnik
İnceleme
Şahane Bir MutsuzlukBoris Cyrulnik · Monografi Yayınları · 2023108 okunma
Potansiyelini Gerçekleştiremeyen Kitap
8/10
·296 syf.··
2026 22. kitabı
Bu kitabı duymayanınımız yoktur çok yakın zamanda yazılmasına rağmen oldukça meşhur bir kitap. Kitabı eleştirmeden önce güzel yanlarını sıralayayım :). Kitap konusu gerçekten de çok dikkat çekici. Kitabın arka kapak yazısında geçmişte farklı seçimler yapsan şu an nasıl bir hayatının olacağından bahsediyor oluşu kitabı hemen okumama öncelik sağladı. Yazarımız konuyu fena işlememiş aslında geçmişte yaptığımız veya yapmadığımız şeyleri geri alabilsek nasıl bir hayatımızın olacağını bize farklı farklı örneklerle sunmuş. Ve hatta seçemediğimiz bize mükemmel gelen diğer seçenkelerin yaşansa aslında o kadar da beklentilerimizi karşılayamayabileceğini bize çok güzel gösteriyor. Başlıkta potansiyelini gerçekleştiremeyen kitap dememin sebebi. Kitabın bana biraz basit gelmesi. Yani bu kadar güzel bir konuyu daha güzel bir kurguda bu kadar da basite indirgemeyerek sonunun tahmin etmesini zorlaştırarak daha güzel hale getirilebilridi. Bir çok yerde tekrara düşüyor oluşu sıkmadı değil özellikler Nora nın birçok kez pişman olduğu ve düzeltirse hayatının daha güzel ve mutlu olacağını düşündüğü geçmişteki olaylara müdahale edince aslında çok da memnun olmayacağı durumlarla karşılaşmasına çok fazla değinilmiş. Tamam yeniden başladığı her senaryoda başarısız olmuyor hatta dünyaca ünlü kariyerlere de sahip oluyor evet ama hepsinin sonunda tatmin olmayışı daha kitabın ortalarında ilerisini tahin etmemize yol açıyor. Keşke kitapta, sonucunda bizi mutsuzluk beklese bile, insanın sadece kalbinin sesini dinleyerek gözü kapalı yürümek isteyeceği o 'büyülü' yollar da olsaydı. Çünkü insan basit bir varlık değil sonu kötü bile olsa hiç usanmadan aynı kararı almak isteyeceğimiz de konular var çünkü hayatta. Her şeye rağmen güzel kitaptı çevremdeki kişilere tavsiye edeceğim ve
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,5bin okunma