Katliam ve yıldırma bile durduramamıştı onları. Açlığını yalnızca guruldayan midesinde değil, çocuklarının yüzünde de duyan bir adamı nasıl durdurabilirsin ki?
Onu korkutamazsın. O başka insanların ötesinde bir korkuyu tanımıştır.
Bir çocuk öldüğünde, kapısının önü gümüş paralarla doldu. Çünkü bir çocuğun iyi gömülmesi gerekliydi, artık yaşamdan alacağı hiçbir payı kalmamıştı. Yaşlı bir adam yoksulların arasına gömülebilirdi, ama bir çocuk değil.
Kafamda ancak gölgesi geçen bir düşüncenin iki dakika sonra böyle cezasını çekeceğimi nereden bilebilirdim? Biz fakirler böyleyizdir. Kader sarayında bizim işlere bakan büro hiç şaşmaz, ihmal etmez. Zihnimizden geçen en uzak, en masum ihtimallerin, sadece şiddetle ret için düşündüğümüz şeylerin bile ceremesini öderiz.
Bulutsuz bir gökyüzü... Bütün karartmalara karşı egemenliğini kazanmaya çalışan donuk bir mavilik. Fenerini henüz kısmamış bir iki yıldız, alacakaranlığa fersiz gözlerini kırpıştırarak bakmakta.