Birçok eserini okuduğum, okuduklarımda kendimi bulduğum bir hikaye yazarı Mustafa Kutlu Yaşayan en iyi hikayeci olduğunu düşünmekle birlikte deneme türünde de oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum. Gözlem gücü oldukça iyi, eleştirilerini yaparken bu gücünden fazlasıyla yararlanıyor. Hemen her konuda bir şeyler buluyorsunuz kendisinde.
Dem Bu Demdir Mustafa Kutlu'nun deneme türünde bir eseri. Okurken dikkate almamız gereken bir husus var: Yazılar 20 yıllık bir zaman dilimi içinde kaleme alınmış o nedenle günümüz dünyasıyla yer yer farklılık gösterebiliyor.
"Geçti mi geçen günler?" (s. 11)
Geçti ama nasıl geçti? Nerede o eski insanlar? Nerede o eski bayramlar? Yaşar Kemal'in dediği gibi o güzel atlara binip çekip gittiler mi? Ve elimizde kalan yine demirin tuncu... Geçen zamanın en güzel tanığı yazarımız. Bayramı bayram gibi yaşayan, meyveyi dalından koparanlardan... Şurada kaç kişi kaldık ki meyveyi dalından yiyebilen? Çağın oyununa gelip göçtük apartman dairelerine. Ne komşumuzu tanır olduk ne mahallemizi. Böyle bayram olsa ne...
"Bayram gelmiş neyime,
Kan damlar yüreğime." (s. 27)
Bayram demişken, kaçımız aile ziyaretlerine gidebiliyoruz ki artık? Tatil biletleri, turlar... Yo yo yanlış anlaşılmasın kimseyi suçlamıyorum, 21. yüzyılda yaşamak için yıl boyu çalışmaya mahkum olan insanlar elbet hak ediyor iki hafta olsun tatili... Zaten ilaçlarla, psikologlarla yaşar olduk. Ama gel gelelim ona da gidemeyenler var. Kimi kimsesi olmayanlar da... Zor çağda yaşıyoruz vesselam. Zor insanlarla.
"Derin ve uzun bir uykuya ihtiyacı vardır." (s. 142)
Şimdi kimin yok ki? Kuşlara kadar... Hem şairin dediği gibi "Kuşlar da kaderle uçar."
Yaşadığımız dünyanın problemlerine bir bir değiniyor Mustafa Kutlu, olanca duyarlılığıyla. Ve reçeteyi de veriyor, uygulamak kolay olmasa da: "Şu anın değerini
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çocuk doktoru olarak görev aldığım hastanenin servisinde çalışırken, bir çocuğun uzaktan kumandalı arabayla oynadığını gördüm. Bir diğer çocuğun ise bu sahneyi uzaktan izleyip iç çektiğine şahit oldum. Onun da canı oynamak istiyordu. Bu görüntü, kalbimi derinden etkiledi.
Bu duygusal fırtına, beni hemen harekete geçirdi; gidip oyuncağı olmayan çocuğa bir oyuncak aldım. Öğle arasında bu durumu bir arkadaşımla paylaştığımda, basit bir sohbetin ardında yatan derin anlamı fark ettim. Arkadaşımın, düzenli bir gelir sağlayarak her çocuğa bir oyuncak almanın mümkün olabileceğini söylemesi, içimde bir umut ışığı yakmıştı.
Bu andan itibaren, "Kayıp Kelebeği Bulmak" adını verdiğim kitabımın ilk sayfasını açmış oldum. Bu kitap, sadece bir hikâye olmanın ötesinde, içinde umut ve sevgi barındıran bir armağandı. İlk baskısının hemen tükenmesiyle, umudu büyütmek adına devam kitaplarını yazdım. Her bir satış, bir çocuğun yüzündeki tebessümle bana anlam kazandırdı.
Bu kitaplardan elde ettiğim gelirle, 750'den fazla oyuncak satın alıp birçok çocuğun hayatına dokunabildim. Her birinin, içinde saklı umut ve sevgiyi bir çocuğun gözlerindeki ışıltıya dönüştürdüğünü görmek, benim için en büyük mutluluk kaynağı haline geldi.
Bu süreçte yaşadığım duygusal deneyimler, beni daha ileriye taşıdı ve yazdığım her satırda yeni bir umut tohumu eklememi sağladı.
Kayıp Kelebeği BulmakKayıp İnciyi BulmakKayıp Kristali BulmakKayıp Ejderhayı BulmakAbdullah Özdemir