(…)Nahide‘yi özlüyorum. Baktığım her kadında onu görüyorum. Benim ilk gençliğimin güzel yüzlü, tatlı dilli perisi. Şiirler yazdığım, uğruna kavgalar ettiğim sevdiğim. Şimdi kara çarşafların altında, evlendiği adamın ona sunduğu hayatı yaşıyor. Nahide, lisede bir çoğumuzdan daha başarılıydı. En çok kitabı o okur, tartışmaları en iyi o yönlendirirdi.
Sayfa 67 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Roman
(SAV)
Carly. Hz. Muhammed'i insanlık tarihinin en önemli kahramanlarından biri yapan bir kısım temel zelliklerini şöyle karakterize eder: İslâm, Arap kavmi için karanlıktan aydınlığa doğuştur. Arabistan onun sayesinde ilk defa canlılık kazanmıştır. Dünya yaratıldığından beri çöllerde başıboş dolaşan, kimsenin tanı madığı, çobanlıkla uğraşan zavallı bir kavim, inanılır bir sözle birlikte gökten bir peygamber-kahramana kavuşuyor. Kimse nin tanımadığı kavim, bütün dünyaya ün salıyor, dünya çapın da büyüyor ve Arabistan bir yandan Granada'ya, öte yandan Delhi'ye kadar uzanıyor. Çevresine cesaret, ihtişam ve deha ışıkları saçarak yüzyıllar boyu dünyanın büyük bir kesimi üze rinde bir güneş gibi parıldıyor.
Sayfa 7 - Ankara Okulu·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ayşen Guruda
“Nahide Şerbet” karakteriye 1970’lerde artık bir televizyon yıldızıydı. Türk halkının hayatına bu isimle girdi, en önemli kadın komedyenlerden biri oldu. Ün kazandığında evliydi; Yılmaz Guruda ile 1976’da boşansalar da soyadını bırakmadı. “Geri zekalı”nın kısaltılmışı anlamındaki “gerzek” kelimesiyle Türk argosuna kazandıran Ayşen Guruda’nın kavram üreten tarafı da eksik değildi. Ayşen Guruda “güzel” değildir. Yeteneği, emeği ve şüphesiz tiyatro/kamera oyunculuğuna olan tutkusuyla bu müstesna durumu müthiş bir avantaja çevirmiş, büyük bir estetik yakalamıştır. 1977’de edindiği “Domates güzeli” lakabıyla arası pek iyi olmamış; bunu kullananlara “Ben ondan sonra bir sürü şey yaptım, siz hâlâ orada mısınız?” dercesine bakmıştır.
"Doğuda yaşayan insanlar, kabileler, aşiret ve sair muhtelif halklar batıda yaşayanlara göre elbette daha gaddar ve zalimdirler. Cengiz Han'ın Maveraünnehir'i istilâsı, Hülâgu Han'ın Abbasi Devleti ile savaşı, Timur'un İran topraklarında ve diğer bölgelerdeki hadsiz hesapsız zulmü bütün dünya tarafından bilinmektedir. İranlılarda en az onlar kadar zalim ve gaddar olup..."
Sayfa 86·Kitabı okudu
"Şah [Hüseyin] şaraba öyle alışmış ki, devlet işlerinin tanzim olunmasından tamamıyla uzaklaşarak, şehvani lezzetlerle meşgul olmaya başlamıştır. Onun meclisleri hanendeler, çalgıcılar ve rakkaselerle süslenmiştir."
Sayfa 48·Kitabı okudu
Ayşen Guruda
“Nahide Şerbet” karakteriy¬le 1970’lerde artık bir televizyon yıldızıydı. Türk halkının hayatı¬na bu isimle girdi, en önemli ka¬dın komedyenlerden biri oldu. Ün kazandığında evliydi; Yıl¬maz Gruda ile 1976’da boşansa¬lar da soyadını bırakmadı. “Geri zekalı”nın kısaltılmışı anlamın¬daki “gerzek” kelimesiyle Türk argosuna kazandıran Ayşen Gruda’nın kavram üreten tarafı da eksik değildi. Ayşen Gruda “gü¬zel” değildir. Yeteneği, emeği ve şüphesiz tiyatro/kamera oyun¬culuğuna olan tutkusuyla bu müstesna durumu müthiş bir avantaja çevirmiş, büyük bir estetik yakalamıştır. 1977’de edindiği “Doma¬tes güzeli” lakabıyla arası pek iyi olmamış; bunu kullananlara “Ben ondan sonra bir sürü şey yaptım, siz hâlâ orada mısınız?” dercesine bakmıştır.