Zaman zaman gözlerini aralıyordu. Kimi zaman derin patlamalar duyuyordu. Bu, top patlar gibi gürültüyle sığ kayalığın mağaralarına giren, kabaran denizdi. İçinde bulunduğu bütün bu ortamda hayalin olağanüstülüğü görülüyordu, çevresinde hayal dünyası vardı. Gecenin yarı şaşkınlığı da buna eklenince, kendini olmayacak şeylerin içine gömülmüş gibi görüyordu. İçinden: “Düş görüyorum” diyordu. Sonra yeniden uyuyordu. Bu kez gerçekten düşünde kendisini Sokağın Kütüğü‘nde, Bravees Konağı‘nda, Saint-Sampson’da görüyordu; Deruchette’in şarkı söylediğini duyuyordu; gerçek içindeydi. Uyuduğu sürece, uyanık olup yaşadığını sanıyordu; uyandığı zaman, uyuduğunu sanıyordu.