9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 20:46
‘Hayat bazen yapmak istemediğin bir şeyi sana yaptırır.Sırf sen,öyle şey yapılır mı?dediğin içindir her şey’ Herkese merhaba “İnsan hayallerine sırtını döndüğünde,kendi kendinin katili olmaz mı sizce?Ya da hayallerini başkaları öldürdüğünde katil sayılmaz mı?” Baltalı Hano..Yazarımızın ilk kitabı,15 yılın birikimi.Her bir detay ilmek ilmek işlenmiş,her bir bölümde bambaşka bir sürpriz.Tarihin yeniden kurgulandığı bu metinde şaşıracağınız,duygulanacağınız, öfkeleneceğiniz,birçok duyguyu bir arada hissedeceğiniz bir olay örgüsü var. “Baltalı Hano gerçek adıyla Hanzade,Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşamış seri katil,kabadayı ve mafyadır.Türkiye'nin ilk kadın mafyalarından olduğu düşünülmekte.”Vikipedi bu ifadeleri kullanmış.Ama biz bu kitapta sadece katil Hanoyu değil;en başta anne Hano’yu ardından aşık Hano’yu ardından arkadaş Hanoyu ve en nihayetinde adaleti için katil olan Hano’yu okuyacağız. "Güzelin başı dertten kurtulmaz" derler ya eskiler.Hanzade Hano’ya dönüşmeden önce yaşadıkları tam olarak böyle.Güzelliğiyle,gülüşüyle dikkat çeken,varlıklı bir ailenin kızı Hanzede.Bir gün katıldığı bir davette başına gelenlerin hayatını baştan sona değiştireceğini bilebilir miydi?O gün orada yaşadıkları onu demir parmaklıklar ardına götürmüş;tüm karanlıklar içinde bir ‘Umut’ ışığı eklemişti hayatına.Umut’uyla beraber güçlü olması gerektiğini düşünen Hanzade,oyunu kuralına göre oynamış ve istediği güce kavuşmuştu.Parmaklıklar ardından çıktığında ise kabadayı Ligor’u da yanına alıp gücüne güç katmaya dışarıda da devam edecekti ki Umut’u elinden alınıp ona yaşatılanlara kadar.Onun başına gelenleri görünce yaşattığı vahşet,ona anıldığı ismi verdi;Baltalı Hano’yu..Bundan sonrası zekice kurgulanmış cinayetler ve adalet arama süreci. Komiser Muharrem’in Hano’yla yarışacak
Komiser Muharrem Baltalı Hano'nun PeşindeMehmet Işık · Yaka Yayınları · 2023337 okunma
7/10
·454 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 22:59
Merhaba arkadaşlar. Cümleten hayırlı geceler ve şimdiden iyi bir ramazan ayı diliyorum hepimize. Michio Kaku anlatımıyla geleceğe bir bakış, bir tahmin (2011’de yazıldığı için gerçekleşenlere de bakacağız) ve gelecek hayali kurduğumuz evrene ait bir eser okuyacağız. 9 bölüme ayrılan kitapta işlenen konular ise Bilgisayar, Yapay Zeka, Tıp, Nanoteknoloji, Enerji, Uzayda Yolculuk, Sermaye, İnsanlığın Geleceği ve son olarak da 2100’deki Yaşamdan Bir Gün olarak ayrılmış. Eserin yazılma aşamasından öğrendiğimiz kadarıyla, hayatında 2 olay bu eser için bir dönüm noktası teşkil ediyor Kaku’da. Birisi önceki kitabı da kendisine ayırdığı Einstein ve çocukken haber aldığı onun ölümü üzerine yaşananların etkisinde kalması diğeri ise Flash Gordon dizisi ve oradaki bilim kurgunun kendini oldukça fazla etkilemesi. Geleceğin bu ışıltılı dünyası, yazarın da epey merakını o zamandan cezbetmiş. -Dipnot olarak bazı efsane kült dizilerin geldiği hali görmekten utanıyorum. Yayın hayatına 23 Kasım 1963’de başlayan, 60 yılı geride bırakan Tardis’i, Dalekler’i, Ağlayan Melekleriyle gönlümüzde taht kuran Doctor Who dizisinden bahsediyorum. Ncuti Gatwa adında bir eşcinseli getirdiler, etek giydirdiler, başka bir erkekle öpüştürdüler ve koskoca bir dizinin sonunu hüsrana uğrattılar. Neymiş efendim, modern dünya düzeniymiş. Oturup en başından ailemle seyretmekten sıkılmayacağım nadir dizilerin başında geliyordu. Şimdi artık bir bölüm açacağım zaman temkinle yaklaşıyorum ne çıkacak diye. Sizin modern dünya algınız da düzeniniz de batsın. Bu modernlikse ben mağaramda mutlu hayatıma devam ediyorum. “Bilgisayarın Geleceği” bölümüne baktığımızda bizler bilgisayarın gelişimini, bizi nelerin beklediğini düşünüyoruz. Bilim hakkında yani gelecek hakkında net bir durum belirtmenin oldukça iddialı
Geleceğin FiziğiMichio Kaku · Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş. · 2016818 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
tıp antik çağ – hipokrat, “hastalıklar tanrıların değil bedenin ürünüdür” dedi; modern tıbbın temelini attı. – antik mısır'da beyin ameliyatları yapıldı. trepanasyon adı verilen yöntemle kafatası delinirdi. – antik yunan'da kadın doktorlar vardı ama sadece kadın hastalarla ilgilenebilirlerdi. – romalılar idrarı diş beyazlatmak için kullanırdı; içinde amonyak olduğu için işe yarardı. – yunanlılar hastalıkları “dört vücut sıvısının dengesizliği” ile açıklarlardı: kan, balgam, safra, kara safra. – antik yunan'da histeri bir “kadın hastalığı” sayılırdı. rahmin vücutta dolaştığına inanılırdı. – mısırlılar ilk protez ayakları ve diş köprülerini geliştirdi. estetik değil, işlev içindi. – antik çin'de akupunktur binlerce yıl önce uygulanıyordu. enerji kanallarını dengelemek için iğne kullanılırdı. – hipokrat, havanın ve suyun sağlığa etkisini fark etmişti. bulaşıcı hastalıklarda çevresel etkenleri suçladı. – romalılar sıcak su, soğuk su ve buhar banyolarını tedavi aracı olarak kullandı. termal kültür yaygındı. orta çağ – tıp çoğunlukla dine bağlıydı. hastalıklar “günahın cezası” sayılırdı, tedavi yerine dua önerilirdi. – kan aldırmak yaygındı. ne olursa olsun “fazla kan” zararlı sanılırdı, hatta sağlıklı insanlara da yapılırdı. – veba için önerilen tedaviler arasında güvercinle sürtmek, kanlı bezleri koklamak bile vardı. – cerrahlar genellikle berberdi. saç kesip diş çeker, kırıkları sarar, hatta amputasyon yaparlardı. – anestezi yoktu. alkol içirilir, bağlanır, bazen sadece dua okunurdu. – bazı hastalıkların şeytan tarafından gönderildiğine inanıldığı için, hastaya sopayla vurulurdu. – “kanatlı hacı” denen sahte doktorlar, köy köy dolaşarak yılan yağı gibi sözde ilaçlar satarlardı. – çürük dişleri çekmek yerine kurşunla kaplamak ya da iplikle sallamak yaygındı. ağrıya
Orta Çağ’dan KesitlerPınar Ülgen · Yeditepe Akademi · 20215 okunma
NOWA Û NOTAYEKE ŞÎN
Puan vermedi·104 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 14:54
NOWA û NOTAYEKE ŞÎN “Kêra destê xwe kirasê pîvazê spî dikim.9” Roman bi vê hevoka bi “allegorî” dest pê dike. Hevokên ewil ên romanan gelekî mûhîm in; çikû hevoka pêşî bersiva “ez ê çi bixwînim?” dide xwende. Çima allegorî? Çikû gotîye “kêra destê xwe “ negotîye “Kêra Lİ destê xwe”; negotîye “qaşilê pîvazê” gotîye “kirasê pîvazê”. Jixwe “spîkirin” ji allegorîyê jî wêdetir e. Piştre, Nowa, baba, NO, dirankir, zeman, çav, dil, trêna şeşan, otobos, nameyên mirîyan, ava pîvazê û herka hiş... Teybetmendîya teknîka “herikîna hiş” wisa ye, ew ji xwe re coyekê çêdike û ber bi deryayê ve diçe. “Diranê hiş 11, bişkoka hiş 90, memikên hiş 90, derê hiş 96, çavên hiş 96,bişkokên perdeya hiş 97, zimanê hiş 84,Berîka hiş 86, Orta ezmanê hiş 49, Destê hiş 27, otobosa hiş” Nivîskar, bi serkeftî ev teknîk bi kar anîye û xal li dawîya beşan danîye. “Go çîçirîskê derpê qulîskê kun enavê li ber dolabê jinka bavo ez birçîme gepil nano. Jinka bavo go;…” Tişta vê romanê “xweştir” û “geştir” dike, ev afirînerî ye. (çîroka nanî/nên) Hem folklorê dixe navbera metnê, hem jî nan li dawîya her beşê dibe sembolêk. 1- Li romanê hin hêma û têmayên helbestî gelek bi serkeftin hatine bikaranîn. Mînak: Neynikên xeydok 48 ferhenga şevê 49 Dengekî pîr 49 bayekî şil 51 Wêneyê ewrekî nepixî 10 Hêrsa xwe ya şîn 2- Li zimanê berhemê gelek mijar hene yên bala mirov dikêşin. Mînak: Taswîrên bi “endamên bedenê” (li helbestên kurdî gelekî tên bikaranîn; bi teybetî li helbestên jinan) Li NOWA jî ev zimanê bûyî klîşeyeke helbestên kurdî heye. memikên gerdûnê 87 Memikên guh 95-40 Gurçikên qûnê 63-83 aqilê lingan 85 Lingên gotinan 89
Edebiyat
NowaEyşana Beravî · Avesta Yayınları · 20257 okunma
Puan vermedi·227 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
#Solaris'ten sonra ikinci #StanislawLem kitabım oldu: Yenilmez Polonyalı bilim kurgu yazarı Lem, bilinmez gezegenleri keşfetmekten çok, bu bilinmezin içinde modern insanın nasıl bir tutum sergilediğini anlatmayı seven bir yazar. "Yenilmez" ismi bile adeta bir metafor gibi düşünülebilir. Çünkü Yenilmez adlı uzay gemisi, Regis 3 adlı bir gezegene keşif için gidiyor. Peki, gerçekten "yenilmez" mi? Okuyup siz karar verin! Lem’in Solaris kitabında, tüm gezegeni ve içindeki canlıları yönlendiren bir okyanus vardı. Okyanusun bilinmez gücüyle karşılaşan kahramanlarımız, bu durum karşısında büyük zorluklar yaşamıştı. Yenilmez’de ise bu bilinmezlik, nano ölçekli, sinekvari robotik varlıklarla karşımıza çıkıyor. Ancak bu minik robotlar, bir araya geldiklerinde inanılmaz bir yıkıcı güce sahipler. Üstelik tek bir amaçları var: Regis 3'ün karasal kısmındaki tüm organik yaşamın zihnini sıfırlayarak onları delirtip ölüme sürüklemek. Aslında Yenilmez’in bu gezegene gelişinin bir nedeni var: Yıllar önce tıpkı Yenilmez gibi bir araştırma gemisi olan Kondor, Regis 3'e gelmiş ve tüm mürettebatıyla birlikte kaybolmuştu. Yenilmez, bu kayıp geminin ve ekibinin başına ne geldiğini araştırmak için gönderilmişti. Stanislaw Lem okumayı kesinlikle öneririm. Anlatımı yer yer yavaş gelebilir ama hikayeleri ve vermek istediği mesajlar son derece etkileyici!
YenilmezStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 1998697 okunma
Altın Kanatlı Sinek Nana ve Narsist Kişilik Bozukluğu
10/10
·558 syf.··
2023 29. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2023 23:27
Yunan mitolojisinde suda gördüğü yansımasına âşık olan ve kendisini arzulayan tüm su perilerini reddeden Narkissos, kendini bir türlü yansımasından alamaz, çaresizce günden güne erir, sonunda açlık ve susuzluktan ölür. Narkissos'un yok olduğu yerde daha önce görülmemiş güzellikte açan çiçeklere 'Nergis' adı verilirken; 'kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan' kişilik bozukluğuna da 'narsizm' adı verilmiştir. Şimdi gelelim ilk kez mitolojik bir karakterde ortaya çıkan narsizmin, Nana romanında karşılaştığımız izlerine... 19. yüzyılın büyük Fransız romancısı Émile Zola’nın, bir ailenin tarihini anlatan yirmi romanlık dizisi Rougon-Macquart'ın en ünlülerinden biri olan Nana; bir tiyatro oyuncusu olan Nana'nın yükselişinin ardından hazin sonunu konu alır. Meyhane kitabında; doğumuna ve çocukluğunun ilk yıllarına tanık olduğumuz Nana'nın 'dehşet bir şey' olacağı daha o yıllarda bellidir. Çocuk yaşta çevresindeki tüm yumurcakların üstünde hüküm süren, sonunda tokadı hak ettiren tüm oyunların önderliğini yapan Nana; güzelliğini fark ettiği gençliğinin ilk yıllarına geldiğinde, sefalet içindeki ailesini terk ederek süslü bir arabada, bir vikont ile mutluluğuna doğru yola çıktığı görülür. Geride bıraktığı ailesinin içinde bulunduğu yoksulluğu düşünmeyen Nana; kişisel güce, statüye ve hayal ettiği zengin yaşama ulaşacak kapıyı aralamış ve narsist kişiliğinin tohumları ilk filizlerini vermeye başlamıştır. • Bir tiyatro oyuncusu olarak yıldızının parlamaya başladığında ise Nana kendisini, içinde yer aldığı eğlence toplumunda diğerlerinden daha yetenekli, üstün ve güzel bulur. Diğerleri tarafından saygı görmek ister. Umursanmamaya katlanamaz. Diğer kadınların eline
Dünya Klasikleri - Edebiyat
NanaEmile Zola · Can Yayınları · 20035,5bin okunma