Daha solmadan aldı bağbân seni gülzâra Gidişinle garkoldu cümle nâs sonsuz nârâ Ömer çekti kılıcı "Gül solmaz, solmamalı Kim bunu söyler ise çekerim onu dârâ" Vakûr ve mahzûn idi Gül dostu Ebûbekir Bilin ki Gül solmadı ve gitti asıl yâra Çöller şimdi çöl oldu, gözyaşları göl oldu
Sayfa 131·Kitabı okudu
Arapların İslam mirasının terk etmelerini ve onda gevşeklik göstermelerini, sosyal hayatta geri kalmalarını ve oyun ve eğlenceye dalmalarını fırsat bilerek, eski şeref ve onurlarını yeniden kazanmak için, tam on dört asır sonra Filistin'e tekrar döndüler. Onlar Kudüs'e nara atarak girerlerken, tüm dünya onların şu haykırışlarını dinledi: "Ey Hayber devrimcileri, Muhammed artık öldü ve geride sadece kızlarını bıraktı!"
Sayfa 66
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dün ne gördüm: Deli bir asker geldi yanımıza. Düşman askeri. Neredeyse çırılçıplaktı, bir hayvan gibi yara bere içindeydi ve açtı; saçı sakalı tıpkı bizim gibi birbirine karışmıştı, bir vahşiye, bir ilkele, bir maymuna benziyordu. Elini kolunu sallıyor, maymunluk ediyor, şarkı söylüyor, bağırıyor ve kavgaya tutuşuyordu. Karnını doyurup araziye geri saldık. Nereye götürebiliriz ki! Geceleri üstü başı yırtık, uğursuz hayaletler gibi tepeden tepeye, ileri geri, tüm istikametler­ de yol yokuş demeden, amaçsız ve korunaksız geziniyor­lar. Ellerini kollarını sallıyor, kahkaha atıyor, bağırıyor ve şarkı söylüyor, karşılaştıklarında bazen kavga ediyor, bazen de birbirlerini görmeden geçip gidiyorlar. Ne yiyip ne içiyorlar? Muhtemelen hiçbir şey, ya da yabani hayvanlarla, geceler boyu tepelerde dalaşıp uluyan şu semirmiş vahşi kö­ peklerle birlikte ceset yiyorlar belki de. Geceleri fırtınanın uyandırdığı kuşlar ya da çirkin pervaneler gibi ateşin etrafında toplanıyorlar, bir yerde soğuktan korunmak için ateş yakılmasıyla, yarım saat içinde etrafında soğuktan donmuş maymunlara benzeyen onlarca bağırtkan, üstü başı yırtık yabani siluetin bitivermesi bir oluyor. Anlamsız ve ürkütücü feryatları yüzünden çileden çıkanlar bazen yanlışlıkla, ba­zen de bilerek ateş ediyorlar Üzerlerine ... ... - ... Sayıları çok. Sağlıklı ve akıllı insanlar için hazırlan­mış kurt çukurlarında, uçurumlarda, dikenli tel ve kazıklar­ dan arta kalanlarda yüzer yüzer ölüyorlar; doğru dürüst ve düzenli çarpışmalara katılıp kahramanlar gibi dövüşüyor­lar: Her zaman en öndeler, her zaman korkusuzlar; ama sık sık kendi silah arkadaşlarını vuruyorlar. Seviyorum onları. Henüz tam delirmedim ve o nedenle oturup sizinle sohbet ediyorum, ama akıl beni kesinkes terk ettiğinde araziye çı­kacağım, araziye çıkıp bir
Sayfa 31·Kitabı okudu
«"Nara'da bir hippi'yle tanıştım," dedi. "Kendini bulmak için gelmiş. Seninle suçluluk duyguları yü­zünden ilgilendiğimi söyledi. Anlıyorsun ya, sen bu­rada yanıklarınla sürünürken ben ülkemde keyfime bakıyordum. Nara'daki o Amerikalı hippi, Freud'un acımayı bir çeşit kendi kendini tatmin olarak nite­lendirdiğini söyledi. Bu duygudan hemen kurtulmam gerekirmiş." "Koşmalıyım," diye yalan söyledim. Sonra da, Is­sa'nın Cuma günü döneceğini ekledim. «Görevinden dönüyor," dedim; bu cümlemi kahkahayla karşıladı. "Issa'nın görevleri! Freud görevlerin de kendi kendini tatmin olduğunu söylüyor."»
Sayfa 98
Edebiyat
+ ”Ne diye gençliğini benim için nâra yaktın, sana yazık değil mi?”
Sayfa 26 - İşte beklediğimiz o farkındalık: :/·Kitabı okudu
Edebiyat
Zulüm kısmak istediği sesi nâra yapar. Ve bazı ölüler, yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur.
Sayfa 157·Kitabı okudu