YouTube kitap kanalımdaki Azerbaycan edebiyatı videosunda bu muhteşem kitabı önerdim: ytbe.one/FM7RoOXGSok
Hayatımda ilk kez Azerbaycan edebiyatı okuyorum ve bana başlıktaki cümleyi kurduran muhteşem bir kitap önermek istiyorum bugün size: Beş Katlı Evin Altıncı Katı.
Hayatınızda hiç Anar Rızayev diye bir yazar duydunuz mu? Açıkçası ben de sizler gibi duymamıştım. Kitaplarını okudukça da neler kaçırdığımı fark ettim. Reklamlar önümüze o kadar çok popüler yazar fırlatıyor ki, biz bunlar arasından kendi zevkimizi ve keşfedilmemiş harika kitapları bulamıyoruz.
Bence Ak Liman ile Beş Katlı Evin Altıncı Katı kitaplarında, mesela Stefan Zweig'ın novellalarından çok daha derinlikli duygular var. Yani Zweig ne kadar okunuyorsa Rızayev de bir o kadar okunmayı hak ediyor. Okura duygunun geçişi desen var, karakter işçiliği desen var, kurmaca desen var... Ama ne yazık ki popüler kültür bizim bu tür yazarlarla tanışmamızı engelliyor.
İtiraf ediyorum, Anar Rızayev'i okumadan önce bu kadar güzel kitaplarla karşılacağımı düşünmüyordum. "Kimmiş ya bu Anar Rızayev sanki?" modunda takılıyordum. Sonrasında kitabın neredeyse her cümlesiyle birlikte bir kuyuya düştüm. Bazen kuyudan tırmanıp dışarı çıkmaya çalıştım bazen de o kuyunun bana sağladığı küçücük mekanlarla barıştım. Bu kadar abartmama bakmayın, ben bir kitabı abartıyorsam emin olun ki boşuna abartmıyorumdur.
Hadi gelin, sizi harika bir alıntıyla tanıştırayım bu kitabın içinden:
"Ben hiç kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedim ve şimdiye dek hiç kimseye de seni sevdiğimi söylemedim. İşte en büyük hakikat budur." (s. 84)
Şu sevginin güzelliğine ve mahremliğine bakar mısınız? Ama gerçekten bakın. Sadece okuyup geçmiş olmak için okumayın. Düşünün, içselleştirin ve şimdiki herkese açık Instagram ve Twitter sevgileriyle birlikte