Milenyumdan Günümüze Atılan Bir Çıkın Taş
10/10
·228 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:43
Milenyum yıllarından, içinde bulunduğumuz yıllara; siyasi, kültürel, yazın, dilbilim ve toplumu ilgilendiren birçok konuyla ilgili ıskalamaksızın fırlatılan görünmez taşlar misali, sıkı denemelerden oluşan bir kitap Yüz ve Söz. İlkin, eskimiş, zaman aşımına uğramış hissiyatı verse de anlatılanlar, duraksayarak ve düşünerek okunduğunda pekala çoğu şeyin, imdiki zamanla ne denli tıpkıbasım niteliği taşıdığı, olan bitenle ne kadar örtüştüğü ayrımına varıyor insanceğiz. Aynı siyasi kalıplar, tekerrürler derken, bunlar kişi ya da olay bazlı farketmeksizin bir sürgitin, keşmekeşin devasa bir çıkışsızlığın içinde olduğunu kavrıyorsunuz ülkenin, bittabi içeride yaşayan her birimizin. Aşınan Türkçe, siy.sal isl.m ve onun klonları, anamalcı arıların ya da kıratların evrimleşip kara birer böceğe dönüştükten sonra, bir amp.lün yapay sıcaklığı etrafında nasıl gönenerek ısındıkları gerçeğinden, sol gösterip sağ vuranların cep aynasız kalışlarına kadar ayan beyan her şeyi apaçıklaştırıyor Yücel. Üstelik o usta kalemiyle, olup bitenleri edebi bir dille taçlandırırken, büyük yazarlardan da alıntılar yapıp gerçekleri pekiştiriyor. Durmadan çalan birer uyku alarmı gibi her bir deneme. Mutlaka okunmalı.
Yüz ve SözTahsin Yücel · Yapı Kredi Yayınları · 201934 okunma
Puan vermedi·172 syf.·
2026 49. kitabı
Laetitia Colombani’den serinin devam kitabı olan Uçurtma ; bir kadının kendi hayatının sınırlarını aşma çabasını, eğitimin dönüştürücü gücünü ve umudun en zor koşullarda bile nasıl filizlenebildiğini anlatıyor. Yazarın Saç Örgüsü kitabını okuyanlar, birbirini hiç tanımayan üç kadının görünmez bağlarla örülen hikâyesini hatırlayacaktır. Uçurtma kitabındada benzer bir yapı karşımıza çıkıyor. Farklı hayatlar yaşayan üç kadın, tıpkı görünmez bir ağın düğümleri gibi birbirlerine dokunuyor ve her biri diğerinin hikâyesinde bir iz bırakıyor. Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir hikâye okumuyor, aynı zamanda küçük bir iyiliğin, bir kararın ya da uzatılan bir elin başka hayatlarda nasıl dalga dalga büyüdüğüne tanık oluyorsunuz. Anlatımı sade ve akıcı olsa da satır aralarında güçlü mesajlar taşıyor. Özellikle kadınların eğitim hakkı, özgürlük ve kendi kaderini belirleme mücadelesi üzerine düşündüren bir roman. Bazen bir uçurtma gökyüzüne yükselmek için yalnızca biraz rüzgâra ihtiyaç duyar. İnsanlar da öyle…
1000Kitap
UçurtmaLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 20231,729 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kaldıramadım ve defalarca kitabı okumayı bıraktım
Puan vermedi·152 syf.··
2026 7. kitabı
Asılacak Kadın, tek bir trajedinin üç farklı erkek dünyası tarafından nasıl sömürüldüğünü ve çarpıtıldığını gösteren sarsıcı bir başyapıt. Pınar Kür, adalet sisteminin ve toplumsal ahlakın iki yüzlülüğünü, Melek’i bir insan olarak değil, sadece kendi arzularının ve saplantılarının bir nesnesi olarak gören karakterler üzerinden muazzam bir psikolojik derinlikle işliyor. Kitabın en büyük başarısı; dili kullanış biçimiyle okuyucuyu o klostrofobik, ağır ve acımasız atmosferin içine bizzat hapsetmeyi bilmesidir.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
Puan vermedi·66 syf.··
2026 29. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:36
Sarı Duvar Kağıdı , ilk bakışta “dinlenme, sinirsel yorgunluk, iyileşme” hikâyesi gibi görünür; ama metnin asıl katmanı, iyileşme adı altında sistematik bir zihinsel çözülmenin nasıl üretildiğini anlatmasıdır. Anlatıcının sesi giderek daralan, içe kapanan ve gerçeklikle bağını ince ince kaybeden bir bilinç akışı üzerinden ilerler. Metnin en başında yer alan yazar notu bu okumanın yönünü belirleyen bir çerçeve kurar. Hikâyeyi bir “delilik anlatısı” olarak değil, yanlış uygulanan bir tedavi anlayışının eleştirisi olarak konumlandırır. Yani daha en baştan mesele bireysel bir zihinsel çöküş değil, bu çöküşü üreten koşullardır. Anlatıcıya uygulanan “dinlenme” ve “hiçbir şey yapmama” dayatması, iyileştirme değil, tam tersine öznenin bastırılmasıdır. Bu yüzden metin, baştan itibaren tıbbi otorite ile bireysel deneyim arasındaki çatışmayı kurar. Hikâyenin merkezinde iki baskı vardır: tıbbi otorite ve patriyarkal kontrol. Kocası aynı zamanda doktor olan anlatıcı, onun “ciddi bir şeyin yok, sadece sinirsel yorgunluk” teşhisine mahkûm edilir. Buradaki kritik nokta şudur: Kadının kendi deneyimi (acı, yorgunluk, huzursuzluk) sürekli geçersiz sayılırken, erkek otoritenin tanımı “gerçeklik” haline gelir. Bu, yalnızca tıbbi bir yanlışlık değil; deneyimin kim tarafından tanımlanabileceğine dair güç ilişkisini gösterir. Anlatıcının tutulduğu oda ve özellikle duvar kâğıdı, hikâyenin en önemli sembolüdür. Başta sadece rahatsız edici, düzensiz ve “anlamsız” görünen desen, zamanla anlatıcının zihninde bir şeye dönüşür. Bu dönüşüm, deliliğin “bir anda kırılma” şeklinde değil, algının yavaş yavaş yeniden örgütlenmesiyle oluştuğunu gösterir. Duvar kâğıdındaki “kadın” figürü aslında anlatıcının bastırılmış halidir: toplumun, evliliğin ve tıbbın içine sıkıştırdığı benliğin dışa vurumu. Metinde sık
İnceleme
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,793 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 9. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:46
"İlla Edep", modern çağın getirdiği manevi aşınmaya, nezaketsizliğe ve bencil yaşam tarzına karşı bir ruh reçetesi niteliğindedir. Okuyucuya sadece teorik bilgi vermez; insanı kendi iç dünyasıyla yüzleştirerek "Nasıl daha zarif ve kamil bir mümin olunur?" sorusunun cevabını aratır. Kısa sürede okunabilecek ama hayat boyu başucunda tutulabilecek bir ahlak klasiğidir. Kitap, okuyucunun yüzüne sert bir şekilde hatalarını vuran bir eleştiri metni değil; aksine suçluluk duygusu yaratmadan, insanı daha zarif ve rafine bir hayata özendiren, şefkatli bir mürşid (yol gösterici) üslubuna sahiptir.
İllâ EdepOsman Nuri Topbaş · Erkam Yayınları · 202229 okunma
Gözetimin Gölgesinde Bir Özgürlük Arayışı
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
1984, yalnızca bir distopya romanı değil; güç, kontrol, gerçeklik ve insan özgürlüğü üzerine düşündüren güçlü bir eser. Orwell, yarattığı karanlık dünyada bireyin devlet karşısındaki konumunu sorgularken, baskının sadece fiziksel değil düşünsel bir boyutu da olduğunu gösteriyor. Roman boyunca en etkileyici noktalardan biri, insanların yalnızca davranışlarının değil, düşüncelerinin bile kontrol edilmeye çalışılması. Büyük Birader’in varlığı, sürekli izlenme hissi ve gerçeğin değiştirilmesi fikri okuru rahatsız edici ama bir o kadar da düşündürücü bir atmosferin içine çekiyor. Ana karakterin yaşadığı iç çatışmalar, özgür irade ve insanın kendi benliğini koruma mücadelesi romanın en güçlü taraflarından biri. Bazı bölümlerde yavaş ilerlese de, kitabın verdiği mesaj ve kurduğu dünya uzun süre zihinde kalıyor. 1984, yazıldığı dönemin ötesine geçen; güç sahibi olanların dili, bilgiyi ve hafızayı nasıl şekillendirebileceğini anlatan zamansız bir eser. Bitirdiğimde aklımda kalan en büyük soru şuydu: Gerçekleri kim kontrol ederse, geleceği de o mu belirler? Puanım: 10/10
1984George Orwell · Koridor Yayıncılık · 2021200,3bin okunma