“Şarap içen insanlar nasıl kendilerinden geçip sarhoş oluyorlarsa, senin mükemmeliğin de beni aynı şekilde kendimden geçiriyor.”
Sayfa 104·Kitabı okuyor
Alıntı
"Hatalarıyla yanlış olanların, ölümleriyle doğru olmalarına imkan varmıdır?" "Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlamıyoruz. Tutunacak bir dalımız kalmıyor...tutunamıyoruz..." "Yatağımın kenarında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün bir resim yapmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım..." "Cennet muhallebiden duvarlar değildir, sayın yetkili, cennet insanların birbirini dinlemeleri demektir; birbirlerine aldırmaları demektir..."
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Marcus'a göre insan, adından öv­güyle söz edildiğini duyunca baştan çıkmak ya da hakarete uğrayınca acılar içinde geri çekilmek yerine, kendini nasıl bi­liyorsa öyle olmalıydı: "Biri beni hor mu görüyor? Kendi bi­leceği iş. Ama ben, hor görülmeyi hak ettiğimi düşündüğüm bir şey yapar ya da söylersem, işte o zaman bu benim bilece­ğim iş."
Yaşanılan toplumun ekonomik özgürlük ve iş bulma imkanı aracılığıyla gelir düzeyinde yarattığı etkiye ek olarak, finansal koşullardaki farklılıkların mutluluğa nasıl etki ettiğini başlı başına ele almak gerekir. Çünkü dünyanın birçok yerinde insanlara, yaşam kalitelerini neyin yükselteceği sorulduğunda, alınan cevap ezici çoğunlukla, “daha çok para” olmaktadır. Kendini önemli ölçüde “mutlu” olarak tanımlayan insanlar da “biraz daha fazla” paranın mutluluklarını artıracağına ve “kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacağına” inanır. İnsanların büyük çoğunlukla karıştırdığı iki kavram vardır. Bunlardan biri “yaşam standardı”, diğeri ise “yaşam kalitesi”dir. Yaşam standardı, esas olarak gelirle yakından ilişkilidir. Fakirlik düzeyindeki bir gelir, yaşam kalitesini olumsuz olarak etkiler, ancak fakirlik düzeyinin üzerine çıkıldığında, yaşam kalitesinin ve “mutluluğun” gelirle ilgili olmadığı birçok araştırmayla ortaya konmuştur.
Yalan, ateş gibi iki yönlüydü. Nasıl ateşin sizi hem yakacak hem de ısıtacak gücü varsa yalanın da sizi koruyacak ve yok edecek gücü vardı.
Sayfa 75 - Ephesus Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Nasıl oluyorda bu kadar çok insanın gidecek bir yeri , dönecek bir yeri var ?