Herkese soğuk ve karlı bir günden merhaba
Kışın en güzel manzarası tabi ki kar ve onun eşlikçisi hatta vazgeçilmezi de bence kitaptır. Bu soğuk günlerde battaniyeyi üstünüze çekin, alın güzel bir kitap, perdenizi de açın kar yağışına bakarak kitap okuyun Ohhh gel keyfim gel
Ben de öyle yaptım ve Yaşar Kemal`in Çakırcalı Efe'sini okudum, bitirdim. Çakırcalı Efe aslında birçok kişinin okuma listesinde yer alan bir kitap ama ben daha önce hiç duymamıştım. Elime geçtiği an biraz araştırma yaptım ve gerçekten yaşamış bir kişinin kaleme alındığını öğrenince iyicene merakım arttı ve hemen okumaya karar verdim.
Çakırcalı Efe, Ege'nin zamanında en büyük eşkiyasıymış. Yaşamı Osmanlının son dönemlerine, II. Abdülhamid dönemlerine denk geliyor.
Kitaba kısa bir göz atacak olursak Memed Efe yani Çakırcalı Efe, eşkiya Ahmet Efe'nin oğlu. Ahmet Efe, dostu Hasan Çavuş tarafından öldürülüyor. Bunun üzerine Memed, hem intikam almak hem de babasından kalan efelik vazifesini yerine getirmek için küçük yaşta dağlara çıkıyor ve efe oluyor. Böylelikle halka zulüm edenlere düşman olan, hükümete kafa tutan, fakir fukarayı doyuran, evlilik çağına gelenlere para veren, hastaya ilaç parası sağlayan, halk tarafından çok sevilen bir efe ortaya çıkıyor. Yaşar Kemal açıklama kısmında, efenin 15 senelik eşkiyalık hayatında 1081 kişiyi öldürdüğünü ve bu ölümlerde kendisini hep haklı gördüğü söylentilerini de ekliyor. Kitapta efenin yaşamı, ailesi ve kızanları, aldığı riskler, kaçış planları ve yiğitliği çok güzel anlatılmış. Son bölümde ise Albay Rüştü Kobaş ve müfrezesinin efeyi nasıl öldürdüğü anlatılıyor. Kitabı okurken sanki o anda efenin yanındaymış gibi hissediyorsunuz ve bütün hikayesini birlikte yaşıyorsunuz.
Ben okurken keyif aldım, umarım sizler de okurken keyif alırsınız. Bir sonraki