Nasyonal El Plan

Nasyonal El Plan
@nasyonelplan
İngiliz Emperyalizminin Osmanlı'da Çıkarları
İngiltere'nin Türkiye'yi Rusya'ya karşı koruma iddiası da hem dosta, hem de düşmana karşı koruma biçiminde, kurdun kuzuyu koruması türünden bir şeydir. Lord Palmerston, 1838 Ticaret Antlaşması'ndan sonra İngiltere ile dostluğun zirvesinde bulunduğumuz srada, 25 Mayıs 1839'da Fransız temsilcisine şöyle der: «Osmanlı İmparatorluğu'nun korunması amaç kabul edilince, onu hem dostlarına, hem de düşmanlarına karşı korumak zorundayız!» Bu korumayı, Salih Münir Paşa, 24 Temmuz 1903'de Abdülhamit'e gönderdiği bir raporla açıklar: Bizi korumakla kendi esenlik ve güvenliklerini sağlamış oluyorlar. Yine birçok kez görülmüş olduğu gibi, kendi amaçlarına ulaşıp, bizim aracılığımızla çözülecek işleri kalmayınca, bizi korumaktan vazgeçiyorlar.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hasan Tahsin
Izmir'de Yunanlılara ilk kurşunu sıkan şehit gazeteci Hasan Tahsin, Mütareke'den sonra, Ingilizlere güvenme görüşünü savunmuştur. Hasan Tahsin, Ali Kemal ve Satvet Lütfi gibi Ingiliz yanlısı işbirlikçilerin önayak olduğu Osmanlı Sulh ve Selamet Cemiyeti'ni İzmir'de kurmuştur. Hasan Tahsin, gazetesinde şu görüşü savunmuştur: «Bizi yenen devletleri kızdırmamak, gücendirmemek ve bir olay çıkarmamak gerekir. Ancak bu sayede Anadolu'yu elimizde tutma olanağı vardır.. Hem zaten Ingiltere ve Fransa, Avrupa uygarlığının, özgürlüğün, demokrasinin beşiği değiller miydi? Onlardan Türkiye'ye açık bir haksızlık yapmaları nasıl beklenebilir? Hasan Tahsin, bu düşüncesinde yanıldığını anladığı zaman bile, yine de inanmıyacaktır: İzmir, Yunanlılara verilmek isteniyor. Fakat Türkler, insanlığı, adaleti savunan kuvvetlerden bu müthiş haksızlığı asla beklemiyor.» Açık açık sosyalist olduğunu söyleyen, gazetesinde yazan Hasan Tahsin'e göre, Ingiltere, Fransa ve Amerika insanlığı, eşitliği savunan güçlerdir! (Nurdoğan Taçalan, Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken, s. 139 140). İzmir Valisinin oğlunu 50 bin lira fidye için dağa kaldıran Çerkez Etem'i, Hasan Tahsin, Ittihatçı Vâli'yi İngiliz düşmanı varsayarak, Çerkezler'in İngilizlere olan bağlılığını göstermek için dağa kaldırdı diye savunmuştur.
Milli Mücadele Milli Bilinçsiz Saf Rum ve Ermeni Karşıtlığından Doğdu
İşin dikkat çekici yanı, Yunana karşı Ege'de silahlı direnmeye geçenlerin de farklı bir dil kullanmayışlarıdır. Örneğin, bütün Ege'yi temsil eden Alaşehir Kongresi, 23 Ağustos 1919 günü, delegelerin tümünün imzasıyla, General Milne'ye özetle şu telgrafı çeker: «İzmir İli ve Karesi (Balıkesir) Bağımsız Sancağı Türk ve müslümanlarının birlik olarak düzenli örgüte bağlı milli kuvvetleriyle savundukları nokta, sâdece Yunanlıların haksız ve hilekâr saldırılarına ve bu işgal ve saldırılarında işledikleri cinayet ve kötülüklere engel olmaktan ibarettir. İtilaf Devletleri'ne karşı çıkma fikri, hiç kimsenin aklından geçmeyen boş bir düşüncedir. Bundan dolayı Büyük Kongre (Alaşehir), bütün düşünen insanlık tarafından haklılığının ve meşruluğunun onaylanacağı inancında bulunduğu Kuva-yi Milliye eylemlerinden, Müttefik birliklerine karşı saldırı anlamı çıkarılmasını, şu kesin gerçekler karşısında büyük bir insafsızlık sayar. Kongre, bundan dolayı derin üzüntüsünü sunar. Küçük Asya'da Müttefik Devletler Başkomutanı bulunmanız nedeniyle, daha çok kan dökülmesini önlemek amacıyla, Yunan birliklerinin şimdiki yerlerinden daha ileri gitmemeleri için emir buyuracağımız konusundaki soylu açıklamanız, Kongre üyelerini derin bir minnet ve şükran hissiyle duygulandırmıştır. Pek soylu ve pek insancıl olan şu asil arzu, kuşkusuz ki, en büyük övgülere değer, yüksek ve soylu bir yaradılışın ürünüdür. Yunanlıları işgal ettikleri yerlerden çekilmesini isteyen telgraf, şu paragrafla son bulur: «Büyük İtilaf Devletleri, İzmir ve yöresinin işgalinde kesin bir politik zorunluluk gördüğü takdirde, bu işgalin Amiral Calthorpe Cenapları'nın ilk açıklamalarında belirttikleri üzere, geçici ve İzmir yöresine sınırlı kalmak üzere ve zâlim ve gaddar Yunan askeri tarafından değil, insanlık ve uygarlıkla
Gamemaker İsmet :D
İtalya'nın Yunanistan'a saldırısı, Türkiye açısından, Türk-İngiliz-Fransız İttifakı'nın 3. maddesinin uygulanmasını, yani Türkiye'nin savaşa girmesini gerektiriyordu. Ancak, Türkiye, Almanya'nın Romanya ve Bulgaristan'a yerleşmeyi öngören girişimi ve von Papen'in, Ankara Hükümeti'ne, Hitler'in "Balkanlar'ı yeni bir düzene sokmak" üzere olduğundan söz etmesi üzerine, savaşa katılmamaya karar vermişti. İtalya'nın Yunanistan'a saldırması üzerine; Türkiye, Bulgaristan Yunanistan'a saldırdığı ya da İtalya Selanik'i aldığı takdirde, Türkiye'nin, kendisinin de tehdit edilmiş olacağını varsayarak, savaşa katılacağını hem İngiltere'ye hem de Yunanistan'a bildirmişti. Türkiye'nin bu uyarısı, hem Bulgaristan'ı hareketsizliğe yöneltmiş hem de İnönü'nün, Almanya'nın Türkiye'ye saldırısı durumunda, Sovyetler'in Romanya ve Kafkaslar'daki birliklerinin de Türkiye'ye gireceğini ileri sürmesi Almanları durdurmuştu. 28 Ekim'de, Saraçoğlu, Yunan Büyükelçisi'ne, Bulgaristan saldırdığı anda, Türkiye'nin Yunanistan'a tüm desteğini söz verdiğini bildirdi. Böylelikle, Türkiye, Trakya sınırındaki Yunan birliklerinin cepheye gönderilmesini sağlamış oluyordu. Türkiye'nin bu tutumu, Bulgar ordusunu Trakya'ya mahkûm edecek, Yunan ordusuna da, Amavutluk'tan gelen İtalyan saldırılarına karşı gücünün tümünü kullanma olanağını sağlayacaktı.
Sayfa 76·Kitabı okudu
10/10
·208 syf.··
2023 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2023 20:40
Yazarın tarih ve sosyoloji bilgisiyle beraber Kemalist fikirlerinin yansıması olan yazılarının bir toplamı. Yazıları 1919-25 arasında yazmasına rağmen bazı tespitleri hala geçerli olan tespitler. Ayrıca tarihsel materyalizm nedir tarihte yaşanan olayların birbirinin sebebi ve sonucu olarak nasıl incelenmesi gerektiğini daha iyi mantığınıza yerleştirmesiyle çok iyi bir kitap.
Türk Devriminin ProgramıYusuf Akçura · Kaynak Yayınları · 201782 okunma