Bundan 30-40 sene evvel insanlar sadece iş veya eğlence için değil bilhassa ibadet için bir araya gelirlerdi. İman dediğimiz duyguyu içinde duysun duymasın herkes, evinden çıkarken onun kisvesine bürünürdü. İman sadece bizi Allah'a bağlayan şey değil; müşterek kıyafet, yüz ifadesi, muaşeret şekli, hülasa cemiyet hayatındaki nezaket ve merasim dediğimiz şeylerin, yani karşılıklı münasebetlerin tek kaynağıydı. Onun emirlerine itaat etmeyenler de sanki her evin taşlığında veya kapının yanı başında küçük bir dolap varmış gibi onun hallerini o kendinden geçme, çok yüksek bir varlığa bağlanma
ve tevekkül maskesini yüzlerine geçirmeden insanların içine karışmazlardı.