Geçmiş hiç yaşanmamış gibiydi; ciddiye almaya istekli olduğu hiçbir ders sunmuyordu ona. Gelecek ise asla adım atmaya yeltenmediği bir gizdi. Yalnızca bu anın bir anlamı vardı, yalnızca bu an onundu.
Gözyaşlarım dökülecek kadar, ''Herkesi sevmek istiyorum,'' diye düşündüm. Gökyüzüne gözlerimi dikip bakarken, gökyüzü yavaş yavaş değişip giderek mavilere büründü. İç çekip sadece, çırılçıplak olmak istediğimi düşündüm. Ağaç yaprakları ve çimenler hiç şimdiki kadar şeffaf ve güzel görünmemişti. Yavaşça çimenlere dokundum.
Güzelce yaşamak istiyorum.
Erkekler kadınları aldatır, aldandıkları için de onları cezalandırır; aşağılar, bu kadar düştükleri için cezalandırır; evlenmeye zorlar, sonra da ömür boyu hizmetçiliğe, küfürlere ya da dayağa mahkum ederlerdi.
En az aldatılan kadının fahişe olduğunu kavramıştım artık. Evliliğin kadınlarım en zalim şekilde acı çekmesine dayalı bir sistem olduğunu anlamıştım.
Ölmeyi gerçekten dilediği zamanlar oldu Connell'ın, ama Marianne'in kendisini unutmasını asla tüm yüreğiyle istemedi. Connell'ın kendine ait muhafaza etmek istediği tek parça da, Marianne'in içinde var olan parçası zaten.