Ölümün yaklaştığını hissettikçe, ölümün gölgesi yolunuzun üzerine simsiyah düştükçe, olaylar eskisi gibi gözünüze batmıyor, derin duygularınıza artık aynı şekilde seslenmiyor, tehlikeli gücünden çok şey kaybediyor.
Sayfa 69 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Uygarlığın bu karışık, belirsiz ve çetrefilli karmaşasının istediği en önemli şey kontroldü, kendini dizginleyip sınırlamaktı; benliğin, havada uçuşan incecik bir örümcek ağı gibi hassas, titrek, mütereddit ve temkinli ama aynı zamanda çelik kadar sert ve katı olmasıydı.
Sayfa 238 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Eğer sadece bir saatliğine ya da olağan dışı bir durum esnasında bir anlığına, insanlara duyduğumuz sevgiden daha önemli bir şey olamayacağını kabul edersek, suçluluk duymadan işleyebileceğimiz hiçbir suç ortaya çıkmaz.
Zaman kavramımızı makineler belirliyor. Ayarımızı makineler yapıyor, kendimizi onlara göre değerlendiriyoruz. Doğal ritimlerimizi yitiriyor ve böylece giderek kendimizden uzaklaşıyoruz. Bugün artık toprağı neredeyse sevmiyoruz, neredeyse gözlerimizle görmüyor ve kulaklarımızla işitmiyor ve yüreğimizin sesini ancak bizi protesto edip teklediğinde dinliyoruz.