Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır.
Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki,onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen gözyaşlarından daha yürek sızlatıcıdır.
Arkalarında bıraktıkları dehşetten kaçan insanların başına garip garip şeyler gelir.
Kimi çok acı ve zalim...ama kimi de öyle güzel ki, inançlar tekrar tutuşur, sonsuza dek dayanır.
Kız kısmına akıl vermek bir işe yaramaz, gerçeği duysa da bilmezden, görmezden gelir!
Yüreği kan ağlasa bile kafası yılan gibi sinsice çalışır!
Sürünerek, şeytanlık yaparak her türlü bela arasından yolunu bulur!
Bazı yerlerde işini aklıyla görür, aklını kullanmadığı zaman güzelliğini kullanır, kara gözleriyle sersemletir - hiçbir güç güzelliğe karşı koyamaz; demirden bir kalp bile orta yerinden çatlayıverir!
Bilindiği gibi zaman bazen kuş olur uçar,bazen de solucan olur sürünür ama insanoğlunun kendini en iyi hissettiği an, zamanın hızlı mı yavaş mı geçtiğini fark etmediği andır.