En küçük ayrıntılarına kadar öyle ince düşünülerek yapılmışlardı ki çocukların hayal kurmalarını gerektiren bir yanları kalmamıştı böylece çocuklar genellikle saatlerce oturdukları yerden onları dönmelerini dolaşmalarını gezinmelerini seyrederek sıkılıyor akıllarına başka oyun da gelmiyordu sonunda hepsi eski oyunlarını özlüyordu birkaç tahta parçası kutu yırtık bir masa örtüsü belki bir avuç birazcık daha hayal karıştı mı ah ne oyunları oynanırdı
Bu bana hiç de delilik gibi gelmedi.
Her zamanki gibi 08.45 otobüsüne binmiştim. Kısa bir süre sonra, afyonum henüz patlamamış olduğu için okuduğum sa tırlardan bir şey anlamamış, elimdeki kitabı kapatıp dışarısını seyre dalmıştım. Bir ara otobüse göz gezdirdiğimde onu gör düm. Ayakta gitmeyi sevmediğimden, işe geç kalmayı göze alır, hep bu saatte binerdim otobüse. Yolcuların hemen hepsine aşinaydım. Onunla ilk defa karşılaşıyordum. Bunun bir anla mı yoktu. Dışarısını seyretmekle ona bakmak arasında bir fark yoktu. Ama ben ona bakmayı sürdürdüm. Böylelikle maceram anlaşılmaz bir şekilde başlamış oldu. Koridor tarafında, sol çaprazımda, benden iki ön sırada oturuyordu. Saçlarını topuz yaptı; ensesine, boynuna baktım. Sonra saçlarını çözdü; elleri ne baktım. Saçlarını geç fark ettim, siyahtı, düzdü. Tam işinizi bitirdiğinizi sanırken en önemli şeyi unuttuğunuzu fark ettiği niz bir şaşkınlık anı vardır ya, öyle baktım saçlarına. Ama hay ret edecek bir şey yoktu, onu görmeye yeni başladığım belliydi.
Peki, onunla bu otobüste ilk defa karşılaştığımı nasıl anlamış tım? Yabancılığını bana ilk nasıl duyurmuştu? Bunu çözmek için tüm dikkatimi topladım. Doğrusu biraz tuhaftı çabam.
"Akşamdan kalmasın sen," dedim kendi kendime, "uğraşacak iş arıyorsun ... "
Ne diyor Hallac-ı Mansur:
“İnsan bir kâinattır, ancak kâinat da insandadır.
Tek tek bakarsan çok görürsün, bütün bakarsan tek görürsün.
Her zerreden gören duyan, tekten bakan görendir.
Zerre de O’ dur , tek de O’ dur.”
Sevilmek için ne kadar çaresizce, zavallıca ve tutkuyla mücadele ettiğini düşündü; çünkü geçmişi ona sevginin fedakârlık istediğini, sevgi için mücadele etmesi gerektiğini öğretmişti.