Nedim'i Lale Devri yetiştirmişti. Lale Devri'ni de Nedim yaşattı.
Alıntı
İbrahim'in oğlu olmazsa kendisinden sonra Osmanlı hânedânı son bulmuş olacaktı. Devlet erkânı, özellikle Vâlide Kösem Sultan, İbrahim'e güzel câriyeler takdiminde yarışa girdiler. Kafes hapsinden yeni kurtulmuş deneyimsiz sultana, vakanüvisin ifadesiyle, "zümre-i nisvân şîvekârlık" ile "dostluk fenninin acâyib sırlarını ta'lîm" ettiler. Her ne kadar bu yolla birkaç şehzâde dünyaya geldi, ama pâdişahın yatağını paylaşan hâseki kadınların masrafları aşırı bir hale geldi. Beş altı hâsekinin hâslardan yıllık gelirleri, 100.000 guruşa (genelde 1 guruş=80 akça) vardı. Ayrıca onların yanaşmalarının israfları karşısında kul tâifesine maaş yetiştirmek sorun oldu; darlık içinde bunalan devlet hazinesine harem ağır bir yük getirdi. Harem kadınlarının artan nüfuzu da idarede bir yolsuzluk zinciri başlattı: Birçok yüksek devlet memuriyetleri, rüşvet alan hâsekilerin tavsiye ve müdahalesiyle verilir oldu. Sonunda bütün devlet makamları, açıkça kim fazla rüşvet verirse ona verilmeye başlandı. Mülkün sahibi sultan, mevkileri satmakta kendini haklı görüyordu. Rüşvetle bir memuriyet alan kimse parayı çıkarmak için memuriyete gitmeden makamını satışa çıkarırdı. Devlet makamları bir artırma pazarı haline geldi. Geliri yüksek sancaklar ve eyâletler, pâdişaha musahib-nedîm olanlara ya da hâseki kadınlara veya adamlarına verilmeye ve bölüşülmeye başladı. Emektar idareciler, viran saraylarda veya han köşelerinde muhtaç ve zebun bekler hale düştü. Rüşvetle bir valilik elde eden paşa da, rüşvet parasını çıkarmak için vergi veren reâyayı soyardı. Durumu vakanüvis şöyle özetler: Vergi veren reâya ayaklar altında, devlet hazinesi yağmacılar elinde, devlet kadınlar kontrolü altında "âlemin ihtilâli göründü".
Sayfa 245 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sultan Murad, yeniçeri ve sipahiyi hükmü altına soktuktan, sonra İran'a karşı Revan seferine çıkmadan (1635 baharı) Abaza Mehmed Paşa'yı ortadan kaldırma gereğini anladı. Abaza, II. Osman'ın katlinde kapıkullarına karşı uzun mücadelesiyle halk arasında bir kahraman mertebesine erişmişti. Yiğit, yakışıklı, giyiminde gösterişliydi. Bosna beylerbeyliğine atanmıştı. Oradan yanına çağırdı; musahib-nedîm pâyesi vererek yanında bulundurdu. Vakanüvis'in tasvirine göre," "Abaza Paşa nefsinde yarar ve bahadır ve şekl ü şemâyili güzel adam olup libâs, kisve ve destârda lâtîf" buluşları vardır, "etvâr-i levendânesi tab'-i pâdişahîye hoş" geliyordu. Abaza pâdişahı kendine o kadar bağlamıştı ki, Sultan Murad ne zaman atıyla seyre çıksa, "haber alıp yoluna çıkar bile [beraber] giderler idi." Bir an ayrılmazlardı. Abaza halk arasında da gözdeydi. "Abaza kesimi kaftan ve Abazalı kavuk ve at takımı moda olmuştu. Revan seferine hazırlanan Sultan Murad'a Abaza, o taraf yollarını iyi bildiğini söylüyordu. Veziriâzam Bayram Paşa, pâdişahın yakını silâhdâr ağa ve Şeyhülislâm Yahya Efendi, Abaza'nın sultana bu derece yakınlığını iyi görmüyorlardı. Onun pâdişaha yakınlığını kullanarak rüşvet alma gibi hareketlerini dikkatle izliyorlardı. Abaza'nın şöhreti, IV. Murad'ı da düşündürüyordu. Abaza'nın emrinde sekbanlardan bir yandaş grubu vardı. Sultan Murad, Abaza'yı ortadan kaldırmayı düşünmeye başladı, bir bahane buldu. Bir gezinti sırasında yanında kılıç taşıdığı ortaya çıktı, bu yasaktı. Abaza da rahatsız oldu. Onun 40, 50 adamıyla Anadolu'ya kaçmayı düşündüğü kuşkusu yayıldı. Sultan iyice kaygılanmaya başladı. Onu bertaraf etmek için delil bulundu. Ermeni cemaati ile Rumlar arasında Kudüs'te Kamâme Kilisesi için kavga çıktığında Ermeniler, sultanın yakını Abaza'yı kullanmak istediler ve
Sayfa 219 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
DİVÂN EDEBİYATI ve ŞÂİRLER...
Gelelim, Büyük Muztaribler IV. cildin konusuna: Takdim-Giriş: Şiir İdrâkı, İştikak ve Ebced Hesabı, Şiir, Toplum, Devlet, Sembol, Esatir, Fahriye, Münacat, Na’t, Nakarat, Osmanlıca ve bu hizada kavram çözümlemeleri... Esatirî (mitolojik) Remzler: Husrev ve Şirin, Ferhad ve Şirin, Leylâ ve Mecnûn, Cemşid-Dahhak, Vâmık ve Azra, Dara (Darius), Afrasiyab (Alp Er Tunga), Fağfur vs... Mahlaslar Hakkında: Nef’î, Fuzulî, Bâkî, Şeyh Galib, Ahmed Paşa, Şeyhülislâm Yahya Efendi, Hayalî, Nâbî, Haletî, Nedîm, Kadı Burhaneddin, Şeyhî, Necatî, Zâtî, Nevî, Neşatî, Sâbit... Baş Örnekler: Nef’î (Mirzabeyoğlu‘nun en çok takdir ettiği), Fuzulî, Bâkî, Şeyh Galib Büyük Şairler: Ahmed Paşa, Şeyhülislam Yahya Efendi, Gönül ve Kâbe, Hayalî, Nâbî, Haletî, Nedîm Güldeste: Kadı Burhaneddin, Kelile ve Dimne, Şeyhî, Necatî, Hayretî, Zâtî, Nevî, Naili-i Kadîm, Neşatî, Ahmed Hani, Mem u Zin, Sâbit, Ragıb Mehmed Paşa, Fıtnat Hanım, Mehmed Esrar Dede, Sürurî, Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey... Şair Padişahlar: Devlet Başkanı ve Şiir, II. Murad, Fatih, II. Bayezid, I. Selim, Kanunî, II. Selim
BÜYÜK MUZTARİBLER -Düşünce Tarihine Bakış-IV-, 7 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Ey görüntü aleminin akıllı gezgini Hiç köşk biçiminde gördün mü ilkbaharı ( Nedim,)
Osmanlı padişahlarının, seçkin ulema, şeyhler, şair veya münşîlerden musahib veya nedîm denilen kişisel danışmanları olurdu. Padişahlar yetişme çağında hocalardan ders alırlardı. Başhocalar (Hoca Sa'deddîn, Ömer Efendi gibi) sultanlar üzerinde üstün nüfuz sahibi olmuşlardır. Özel eğitimciler, şehzâdenin kültürlü, zarif, civânmerd bir Osmanlı çelebisi olarak yetişmesini sağlardı. III. Murad'dan (1574-1593) sonra, Kafes şehzadeleri mutaassıp hocalar, bilgisiz musâhibler ve câriyelerle vakit geçirmiştir. Klasik Doğu kültürü yerine, yalancı Şeyh Şucâ', Cinci Hoca veya Müneccimbaşı Hüseyin gibi üfürükçü ve sahtekârlara inanmışlar, sultanlara böyle kişiler akıl hocalığı yapmışlardır.
Sayfa 76 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih