Puan vermedi
"Nefrete sevgiden fazla güvenirim. Çünkü, nefretin sahtesi olmaz!" İnsan bu ya herşeyin sahtesini daha çok seviyoruz işte sevmediğimiz tek şeyde nefret
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Tibet Yayıncılık · 20201,465 okunma
Birbirinden Eşsiz İki Kadın
10/10
·176 syf.··
2026 27. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:14
Öncelikle ne kadar salak olduğuma değinmek istiyorum.Bu kitap normalde novella ve ben bunu gayet iyi biliyordum.İçinde iki hikaye var bunun.Her neyse şimdi ben de kutulu set vardı ve kutulu sette bu kitabı üçüncü kitap olarak koymuşlar.Ben herhalde 2,5 gibi bir şeydir diye bunu okumaya başladım.İlk hikayeyi okudum bitirdim.İkinci hikayeye geçtim ve bir anda dedim ki bu işte bir tuhaflık var.Koşa koşa yağmurun hesaba gittim tabi.Onun bu seri hakkında bir videosu vardı.İzlemeye başladım,bir baktım bu kitap en son okunacakmış.Görmeniz lazım evde küfürler uçuşuyor.(küfürden nefret ederim)Kriz geçirdim evde yani bu ne biçim aptallık?!?Şimdi bu yüzden bu iki hikaye arasında benim için bir ay mı ne var!Artık incelemeye geçebilirim sanırım anlattığıma göre.İki hikayeyi de ayrı ayrı anlatıcam. Kraliçe'nin Şarkısı Bu hikaye Cal'in annesi Coriane'i anlatıyor.Coriane Jacos Hanesi'nin vârisi.Ayrıca Julian ile de kardeş.Kendisinin çok trajik bir hikayesi var ve yavaş yavaş aklını kaybeden bir karakter.Aslında bildiğiniz gibi bunun sebebi kendisi değil Elara'ydı.Bu spoiler değil bu arada. Bu hikayede de işte bizim kızımızın kraliçedenemesinde Elara ile tanışmasından ölümüne kadar olan süre işlenmiş.Ayrıca Savaş Fırtınası nda geçen günlüğü de bu hikaye ile okuma şansı elde ediyorsunuz. Açıkçası ben bu hikayeyi çok sevdim.Zaten Coriane dehşet merak ettiğim bir karakterdi seri boyunca.Günlüğünü okumak da çok mükemmel bir şeydi.Yani gerçekten de bir kadının delirişine şahit oldum.Bir de Julian'ın içi bomboş bir kitap hediye etmesi.Gerçekten harikaydı.Zaten bu kitap Coriane'in günlüğü oluyor.Altıncı Tiberias da çok harika adammış.(Hepsinin ismi Tiberias olmasa keşke)Düşünceli bir insan olmasını da çok sevdim.Yani Coriane'iyi düşünmesi çok hoştu. Coriane'nin delirdiği biraz daha iyi
Zalim KrallıkVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 2017904 okunma
Reklam
Puan vermedi·258 syf.··
2026 1. kitabı
Beyaz Diş, insanla hayvan arasındaki çatışmayı, uzlaşmayı, hatta sevgiyi en iyi özetleyen kitaplardan biri. Jack London'un diline aşinaysanız kitabı sevmeniz zor olmayacaktır. Zirâ karakterle o kadar özdeşleştim ki kurt olsam ancak bu şekilde hissederdim. Kitap, öncelikle kurtların vahşi doğasını anlatmakla başlayıp daha sonra insanlarla çatışmasıyla devam eder. Bir kurdun yavruluktan yetişkinliğe kadar olan sürede yaşadığı duygusal buhranlar aşama aşama anlatılır. Sadakat, bağlılık, nefret ve sevgi kavramlarını bir kurdun gözünden aktarır. Ortaokul seviyesi için de uygundur. Ben kitabı beğendim. Zaten yazarın Martin Eden kitabından sonra bende yeri ayrı olduğu ve anlatımına aşina olduğum için hoşuma gitti. Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,6bin okunma
9/10
·240 syf.··
2026 122. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Reşat Nuri Güntekin kaleminden Kan Davası kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 240 sayfalık bir kitap •Reşat Nuri Güntekin’in ölümünden sonra yayımlanan bu gizli kalmış cevher Kan Davası, edebiyatımızın en sert, en ayakları yere basan toplumsal gerçekçi romanlarından biri. Kitabı bitirip kapağını kapattığımda, içimde Anadolu'nun o çetin rüzgarı esiyordu sanki. Tür olarak tam bir toplumsal eleştiri ve karakter romanı. •"Bütün hayatımda yalnız yaşamıştım. Mektepte yalnız, hatta ordunun kalabalığı içinde yalnız..." Ömer, Balkan ve Dünya Savaşları'nda cepheden cepheye koşmuş, gençliğini oralarda bırakmış eski bir subay. Savaş bitince asıl savaş cehaletle diyerek köy öğretmeni oluyor. Odasında hâlâ portatif asker karyolasıyla yatan, kalabalıklar içinde bile yalnız olan ama bu yalnızlığı sulu boyalarıyla, resim çizerek lezzetli bir sığınak haline getirmiş.  •Ömer’in gittiği yer öyle sıradan bir köy değil; gerçek bir ay ili gibi dünyamızın üstünde asılı kalan Yukarı Sazan Dağı... İnsanların açlıktan kurt sürülerine baltalarla saldırdığı, köstebek yuvalarında yaşadığı vahşi bir izolasyon. İşte bu çetin coğrafya, Aşağı ve Yukarı Sazan köyleri arasında nesillerdir süren, ilk nedenini kimsenin hatırlamadığı o körü körüne inandıkları kan davası canavarını besliyor. •Peki, bunca savaştan çıkmış yorgun bir adam, neden bu vahşi dağ başında eşkıyalarla ve bu anlamsız nefretle uğraşır? Ömer’i yıllar önce Bozova İstasyonu’nda karşılaştığı, ona kırık bir çeşme tasıyla su içiren, kimsesiz adsız bir küçük kızın hatırası buraya bağlıyor. Ömer o kızı hiç unutamamış, sürekli onun büyümüş halini resmetmiş. •Çünkü o adsız kızın temsil ettiği çocuk şefkati ve vicdan Ömer’in omuzlarına tırmanmış bir kere. "Nereye gitsen avucundaki su tası ve
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026851 okunma
10/10
·375 syf.··
2026 12. kitabı
Hayatımda bir 7. Koğuştaki Mucize’yi izlerken, bir de bu kitabı okurken bu kadar çok ağlamışımdır. Daha önce hiçbir kitaba inceleme de yazmadım ama bu kitaba yazmasaydım çok üzülürdüm. (Spoi içerebilir duygularımı saklayabileceğimden emin değilim.) Öncelikle bu, Khaled Hosseini’den okuduğum ikinci kitap ve yazar beni yine şaşırtmadı. Mükemmel yazım dili, muazzam betimlemeleri ve son sayfalara gelmiş olmama rağmen içimdeki merakın hiç solmayışı... Emir ve Hasan, ilk bakışta tüm farklılıklarına rağmen yine de dost olmayı başarabilmiş iki çocuk gibi gözükse de kitaba başladığım andan itibaren Emir’e küfürler yağdırmaktan kendimi alamadım. Kendi kendimi sakinleştirmeye çalıştım sürekli. “O da daha çocuk.” Dedim. O da çocuksa bu nasıl bir nefret dedim sonra. “Babasının gözüne girmeye çalışan bir çocuk.” Kendi kendime söylenip durdum özetle. Emir bir yana dursun, Hasan’ın masumluğu, arkadaşlığı ve bitmek bilmeyen sadakati beni en çok ağlatan detaylardı. İkisinin arkadaşlıkları bana Uçurtma uçururlarken bir yandan ellerini kesen canlarını acıtan durumun içindeyken aynı zamanda diğer uçurtmaları beraber el ele yenmeleri gerekliliğinin çelişkisini hissettirdi. Arkadaşlıklarının inişli çıkışlı olduğunu daha ilk sayfalardan anlamış oldum böylece. Sembolik olarak yere düşen uçurtmayı yakalamak, bir anlamda geçmişin hatalarını telafi etme çabasını da temsil ediyordu. Emir’in hatalarını Hasan’ın üstleniyor olması kitabın en düşünülmesi gereken derinlikteki noktasıydı bana kalırsa. Kitap arkadaşlıkları çevresinde dolaşıyor gibi görünse de sizi ordan alıyor duvara çarpıyor. Burdan tutuyor yine duvara çarpıyor. Sadece aralarındaki arkadaşlıkla savrulmakla kalmıyorsunuz. Her anlamda dayak yemiş gibi hissediyorsunuz. Kitabı bitirenler anlayacaktır ama ben sapan detayına biraz daha
İnceleme
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:51
"Her şey bir günlüktür hem hatırlayan hem hatırlanan..." John Steinbeck ~ Cennetin Doğusu 10/10 Steinbeck’in kalemi hakkında ne söylesem eksik kalacak gibi. İnsanın iç dünyasını görünür kılabilen nadir yazarlardan biri. Onunla birlikte yaşayan, nefes alan bir dünyanın içine girersiniz. Mekânlar, duygular ve karakterler arasındaki denge, hikâyeyi bir roman olmaktan çıkarıp yaşayan bir hafızaya dönüştürür. Cennetin Doğusu, yüzeyde iki ailenin kuşaklar boyunca süren hikâyesi gibi görünse de aslında tek bir sorunun etrafında döner: İnsan iyiliği ve kötülüğü ne kadar seçer, ne kadar taşır? Romanın merkezindeki en güçlü kavram “Timshel”dir. İbranice kökenli bu kelime “sen seçebilirsin” anlamına gelir. Steinbeck, kaderin mutlak olmadığını; insanın, her şeye rağmen seçim yapabilme özgürlüğüne sahip olduğunu hatırlatır. Roman boyunca “kalıtım mı, seçim mi?” sorusu canlı kalır. Bir yanda sevgisizlikle şekillenen hayatlar, diğer yanda bu döngüyü kırma çabası… Steinbeck hiçbir karakteri mutlak iyi ya da kötü bırakmaz. Tek istisna Cathy’dir. O, kötülüğün yalnızca bir sonuç değil, bilinçli bir tercih de olabileceğini gösteren rahatsız edici bir figürdür. Adam’ın kırılganlığı, Samuel’in bilgeliği ve özellikle Lee’nin düşünsel derinliği romanın omurgasını kurar. Lee, hikâyenin vicdanıdır; insan doğasına dair sorgulamaları kişisel bir hikâyeden çıkarıp evrensel bir soruya dönüştürür. İnsan geçmişinden kaçamaz, ama ona teslim olmak zorunda da değildir. Geçmiş şekillendirir; son sözü ise seçim söyler. "İnsanlar yılanlardan daha zehirlidir." (214) "Nefret tek başına yaşayamaz. Onu tetikleyecek, dürtecek ya da uyaracak bir sevgiye ihtiyacı vardır." (544) "Bütün üstün ve değerli şeyler aynı derecede yalnızdır." (568) . . .
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
Reklam
Reklam