9/10
·120 syf.·
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Kayda geçmiş bir yer edinmiş sanatçıların yazarların bir çoğundan(Cemil Meriç,Tarkovski vs vs ) duyduğum bir şey vardı insanlığa dair bir şey arıyorsak başvuracağımız kısım Doğu olmalı.Uzun zamandır okuduğum kitaplarda şunu anladım Doğu bir can-ruh yani kalıcılık Batı ise materyalist ve kaybolan yok olacak ve zarar veren.Hangi Eski Doğu materyallerini görsem,araştırsam Batı’yı alaşağı ediyor, orada insanlığın muazzamlığını görebiliyorum.Belki de bu kadar bir anlam yüklemem bize-Türklere çok benzerliği bu kültürün ve hani usturuplu olması babaya saygı vb aile yapılarındaki benzerlik daha nicesi .Neyse kitaba geçeyim, kitabın yazarı (Laozi) hayatı hakkında net bir bilgi yok.”Laozi” ismi ise “Yaşlı usta” “Yaşlı çocuk” anlamlarına geliyor. Şu mükemmeliğe hayranım yaşlı bir çocuk zarar verebilir mi ? Kitapta tam yazarın ismine uygun ilerliyor. Dao (Tao) “Yol”,”Öğreti” anlamlarında kullanılıyor ve metinde bazen evrenin temelini oluşturan dinamik düzen anlamında da kullanılıyor. De(Te) ise “Erdem” hemde “Güç”,”İktidar” anlamında kullanıyor. Bunlardan da anlaşıldığı gibi aslında kitap bir yol haritası gibi insanı öğütlüyor ve daha iyi görmeyi sağlıyor hayatımızdaki alanlarda zıtlıkların farkında olunmasının bizi daha bir yüceleştirdiğine yer yer dem vuruyor.Eylemsizliği yüceltiyor yer yer.Yani şöyle bir alıntı paylaşmaya kalksam sanırım onlarca belki yüzlerce çıkar.Yine de bir kaç tane yazmak istiyorum : “Samimi sözler süslü değildir, süslü sözlerse samimi değildir”., ”Bilge kişi bilgiçlik taslamaz, Bilgiçlik taslayan bilge değildir.”, ”Sert ve katı,ölümün yoldaşlarıdır;Esnek ve yumuşak,hassas ve ince hayatın yoldaşlarıdır.Katı ve büyük olan toprağın altında/Esnek ve yumuşak,hassas,ince olansa toprağın üstündedir.” “Başkalarını bilmek akıllılık,kendini bilmek irfan
Tao Te ChingLao Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20172,531 okunma
Maalesef...
5/10
·136 syf.··
2026 3. kitabı
Öncelikle lohusa depresyonu gerçektir ve süresizdir. Kitapta çok fazla kendimi bulduğum yer oldu. Ama bir o kadarda kayboldum. Yani biz şimdi nerdeyiz, şuan neler oluyor? Bir bölüme başlıyorum sonuna kadar neysen bahsettiğini anlayamıyorum bazen. Sonuna gelince de başa dönüp tekrar bakmam gerekti. O kadar fazla metafor kullanılıyor ki kadın gerçek bir şey mi anlatıyor yoksa yine mi metafor durup düşünmek lazım. Çözedebilirsin, çözemeyedebilirsin. Bazen rüya görüyor herhalde diyorum bazen sadece kendi kendine konuşuyor herhalde diyorum. Yani öyle bir olay örgüsü yok anlayacağınız. Yani varda. Örgü karman çorman olmuş. Takip etmesi zor. Okurken bu yüzden boğuldum. Zor bir kitap yani. Bir çocukla okuması daha zor ki annelerin bu kitabı okumak isteyeceğini düşünüyorum. Tabi bunların hepsini boşverip de şöyle de düşünebiliriz: mükemmel bir edebi şaheser ve ben bu işten hiçbir şey anlamıyorum. Belki de sorun düzgün bir olay örgüsü ve daha az kafa karışıklığı seven bendedir.
Geber AşkımAriana Harwicz · Tersine Kitap Yayınları · 20251,076 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bu Şehrin Mutfaklarında Bıçak Yok
Puan vermedi
Kitabı bitirmem bir ay sürdü ve kitap 3 gündür bitmiş olmasına rağmen hala daha yeni bir kitaba başlayamadım. Kitabın etkisine girmikte etkisinden çıkmakta bir hayli zor anlayacağınız. Öncelikle muhteşem bir kitap kesinlikle okunması gerekiyor diyemeyeceğim. İlk başlarda yarım bırakmayı bile düşündüm ama inat ettim bırakmadım ve okumaya devam ettikçe kitabın etkisine girdim. Kitap suriye iç savaşında bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadıklarını anlatıyor diyebiliriz. Ama savaş dediğime aldırış etmeyin çünkü kitapta savaş sadece arkadaki bir fon gibi arada bir gürültüsü geliyor sadece asıl önemli olan karakterlerin hayatları. Yazarın gerçekten çok zor bir üslubu var. Her karakteri ayrı bir titizlikle işlemiş. Hepsinin geçmiş gelecek ve şimdiki zamandaki hallerini parça parça anlatmış. bu geri gidişler aniden dönüşler okuyucuyu fazlasıyla yoruyor. Şimdi nerdeyiz bu ne zaman olmuştu diye soruyor insan. Anlatıcı aile üyelerinden biri herkesin ismi var ama onun yok. çünkü diğerleri hayatla bir savaş halindeyken o kabullenip izlemeyi tercih etmiş yaşamamış şahit olmuş görüyor ama görünmüyor hatırlıyor ama hatırlanan olmuyor. Bu detay da benim çok hoşuma gitti. Diğer karakterleri bu anlatıcının ağzından üçüncü tekil şahısla dinliyoruz. Ama kendi hayatına dair pek bir şey duyamıyoruz. Kitapta sevmediğim kısımlara gelirsek ilki ve en önemlisi yazarın ensest gibi travmatik ve etik dışı bir durumu güzelleme yaparak okuyucuya sunması. Aile içi ensest durumlar ne yazık ki var bunların edebi eserlerde sunulması da belki durumu daha görünür yapıp mağdurların sesini çıkarmasına vesile olabilir. Ama yazar olarak böyle bir şeyi bu kadar romantize edip yapacak başka bir şeyleri yokmuş gibi sunmak bence çok yanlış. Kimseye zararları yok kendi hallerindeler diye de olayı masumlaştıramayız
Edebiyat
Bu Şehrin Mutfaklarında Bıçak YokHalid Halife · Delidolu Yayınları · 2020289 okunma
8/10
·238 syf.··
2025 85. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 16:20
Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbabı-livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan diyen İhsan Oktay Anar ın açılımı olan o osmanlıcU cümle şöyleymiş: ULEMA: Âlimler sınıfı, din ve şeriat ilimlerinde derin bilgi sahibi olan kimselere. CÜHELA: Cahil kimseler Ulemânın zıddı; ilmi ve eğitimi olmayan, bilgisiz kişilere. EHL-İ DUBARA; Hilekâr, düzenbaz, üçkâğıtçı kişilere. EHL-İ NAMUS: Ahlaken sağlam, güvenilir kişilere. EHL-İ İŞRET: Meclis, eğlence ve zevk âlemlerine meraklı olanlara. ERBABI LİVATA: Tarihî bir ifade olup bugün aşağılayıcı ve uygunsuz sayılır. Hikayet ve beyan: “Anlatmak ve duyurmak, hikâye edip açıklamak demektir.” Yani yani kısaca bu tek paragraf kitabın özetidir… Okurken korkmuştum giriş dili ağır olmasıyla beraber hikayesiyle olağandışıydı” kesinlikle 18 güne serilecek bir kitap değil benim ayıbım bu süre” Ama kitabı bitirmeme rağmen bir sonuç elde edemedim Hangi amaca hizmetti büyük bir soru işareti? arada kullanılan sorular kişiyi muhasebeye çekecek kadar dikat çekiçiydi Duraksayıp devam etmek gerekiyordu atlamadan okurken bir anda başka hikayelere giriş yapması nerdeyiz şuan dedirtecek cinsten olmasıyla beraber sonunun tüm hikayelere bağlanmasıda büyük marifet diye düşünüyorum herkes yazamaz bu tür ve Üslubu, helal olsun eminim devamı gelecektir yazarın diğer kitaplarında buluşmak üzere Tek eğlenerek yazdığım incelemem oldu
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma
Sen kimsin ki!
Puan vermedi
Sen bütün bunları, gerçeği, tarihi, özgürlük uğruna mücadeleyi bilmiyorsun. Sen kimsin ki kendine özgü düşüncen olsun. Muhteşem bir kitabin muhteşem bir alıntısı. Bu cümleyi sakın ha sakın etrafınızdaki bir insana indirgemeyin! Kendimizden korkuyoruz. Ve bunu aşmak için bu alıntıyı kendimize doğru çevirmemiz gerek. Biz toplumun bize yüklediği metaforlarla yol alıyoruz, onun dışına çıkmaktan korkuyoruz. Onlara bağlı hissediyoruz. İstedikleri kadar iyi olsunlar kopuştan korkuyoruz. Hengamelere sevdalıyız. Şimdi temel soruya gelelim, bu alıntıda nerdeyiz?
Dinle Küçük AdamWilhelm Reich · Avrupa Yakası Yayınları · 201215,4bin okunma
Aşkın yansıması ve biz nerdeyiz?
Puan vermedi·637 syf.··
2025 1. kitabı
Lev Tolstoy Herkese, her şeye, yalnızca bu dünyadaki iyi şeylere değil, aynı zamanda öptüğü dilenciye de duyduğu sevginin yetmezliği.. Bu alıntı üzerine neler yazılmaz ki. Neler yazılır ki! Aşkın muazzam saflığından çıkan o ruh halinin en sevmediğimiz insanı bile güzelleştirebilir yüreğinde. Öyle bir durum ki hümanizm'le karşılaştırılamaz. Daha derin bir metafor. Ve eğer bukaybolursa en güzel olan şeyi fark edememek gibi bir tehlike söz konusu. Tabi bilinçsiz bir birey aşkı hissedebilir. Ama bilinçli bir bireyin böyle bir durumda olmayacağı aşikârdır. Anlamsızlıklarda aşkı bulabilir. Ağaca aşık olabilir, kaldırım taşına aşık olabilir, kuşlara aşık olabilir vs vs vs. Ve o yolda olduğumu düşündüğüm için şunu söylemek zorundayım ki; kendine aşık olabilir. Bu izm olamaz. Mevzu bahis narsizm'den bahsediyorum. Mücadele azmi kendisi olan bir bilincin herkese yetecek sevgisi vardır. Ama biz herkes değiliz. Gerçekçi olmalıyız. Seçici bir şekilde o enerjiyi samimiyetle birleştirip ait hissedenlere vermek yolumuzdan kopmamamız için yapılması zorunlu olan bir uğraş olmalıdır.
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma