Kim bilir hangi yol nerede biter Bitmeyen o sonsuz derinliktedir
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Thomas Hobbes
"En büyük itiraz, insanlar bu gücün uyruklar tarafından nerede ve ne zaman kabul edildiğini sorduklarında olduğu gibi, uygulama ile ilgilidir. Fakat onlara, nifak ve iç savaştan uzun zaman uzak kalmış bir krallık ne zaman ve nerede olmuş diye sorabiliriz. Devletleri uzun zaman ayakta kalmış ve ancak dış savaş ile yıkılmış olan ülkelerde, uyruklar egemen gücü asla tartışmamışlardır. Fakat, devletlerin nedenlerini ve doğasını kesin akıl ile tartmamış ve konuyu derinlemesine incelememiş ve bunların bilinmemesinden doğan korkunç şeyleri her gün yaşamakta olan insanların uygulamasından getirilen bir kanıt geçersizdir. Çünkü, dünyanın her yerinde insanlar evlerinin temelini kumun üzerine kursalar bile, bundan, bunun böyle olması gerektiği sonucu çıkarılamaz. Devletleri kurma ve sürdürme becerisi, tenis oyununda olduğu gibi sadece uygulamaya değil, aritmetik ve geometride olduğu gibi kesin kurallara bağlıdır: ki bu kuralları bulmak için, ne yoksulların boş zamanı vardır, ne de boş zaman sahibi insanlar onları bulmak için gereken merak veya yönteme sahiptir."
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanın evi, kalbinin huzur bulduğu yerdir; mekânlarsa tesellidir
Her nerede değilsem orada iyi olacakmışım geliyor. Baudelaire
Sayfa 9 - Söz: Goethe·Kitabı okuyor
Bilgi araçtır, değerler ise niyeti ifade eden inançlardır ve bilginin nasıl, nerede, hangi amaçla kullanılacağını belirlerler.
"Duygular nerede biter, açgözlülük nerede başlar? "
Ren yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Aziz, sıddık kardeşlerim! Kastamonu'da ehl-i takva bir zât, şekva tarzında dedi: "Ben sukut etmişim. Eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim." Ben de dedim: Belki terakki etmişsin ki, nefsi okşayan ve uhrevî meyvesini dünyada tattıran ve hodbinlik hissini veren zevkleri, keşifleri geri bırakıp, daha yüksek makama, mahviyet ve terk-i enaniyet ve fâni zevkleri aramamak ile uçmuşsun. Evet bir ehemmiyetli ihsan-ı İlahî; ihsanını, enaniyetini bırakmayana ihsas etmemektir.. tâ ucb ve gurura girmesin. Kardeşlerim! Bu hakikata binaen, bu adam gibi düşünen veya hüsn-ü zannın verdiği parlak makamları nazara alan zâtlar, sizlere bakıp içinizde mahviyet ve tevazu ve hizmetkârlık kisvesiyle görünen şakirdleri âdi, âmi adamlar görür ve der: "Bunlar mı hakikat kahramanları ve dünyaya karşı meydan okuyan? Heyhat! Bunlar nerede, evliyaları bu zamanda âciz bırakan bu kudsî hizmet mücahidleri nerede?" diyerek dost ise inkisar-ı hayale uğrar, muarız ise kendi muhalefetini haklı bulur. Said Nursî Şualar - 317