Neşe Gökçe

Neşe Gökçe
@nesegokce
Tde/Uzm.Ogrt.
İKÜ/Marmara
Istanbul/Magusa
Istanbul
7 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Bu dünya annemin, Feride'nin ve benim içinde yaşadığımız eski dünyaydı. Benim Franch değil Fuat, Feride'nin Valerie değil Feride olduğu İstanbul'du. Ağır ağır aydınlanmaya başlayan ufka bakarak düşünmeye devam ettim: Ex oriente lux ( Işık doğudan yükselir.) Ama nasıl bir ışık bu? Paris'in sokaklarını, taş binalarını, zamanın tortusuyla kararmış heykellerini aydınlatan aynı ışık mı? Güneş aynı güneş mi, ay bildiğimiz ay mı? Bana değil gibi geliyordu o anda. Doğu'nun ışığı ya uyuyan güzelin üzerine düşüyordu ya da barbarların kılıçlarında parlıyordu ve bu sahnede beni derinden çeken, kendine bağlayan bir esrar vardı. Paris'te ya da Batı'nın hiçbir medeni ülkesinde öğrenemeyeceğim hayata dair bir sırrı Doğu bana verecekti...
Sayfa 62 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Niçin geri çekilmeli?" diyordu. "Bütün hayat benim için Bihter'in ayaklarına dökülen o resimlerle, satın alınan bu ilişkilerle mi geçecek? İşte bir kadın ki beni seviyor, henüz sevmiyorsa bile yarın sevecek; evet, bir kadın ki mutlak beni yahut bir başkasını sevecek... Şu halde niçin beni sevmeyip de başka birini sevmesine müsaade etmeli?
Sayfa 172 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Roman
Akşam. İşten çıktıktan sonra alışveriş yapan adam. Bir memur. Elinde torbalar ile eve dönüyor. Eşine, çocuklarına gidiyor. Memurun, arzuların elinde oyuncak olmayan, basit ihtiyaçlarını gideren yorgun hali Rıfat'a çekici geliyor. Ona özeniyor. Arzularını çoktan bitirmiş o memur, tüketmiş ya da belki arzular tarafından bitirilmiş, tüketilmiş. Bense, diye düşünüyor Rıfat, kendi içimde bulamadığım güzelliği dışımda arayarak, bu koca gövdem ile hala koşturup duruyorum. Arzuların beni tüketeceği filan yok, küçük, kaşındıran izleri var sadece oramda burada.
Sayfa 69 - Iletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Eskiden bu iki insana bakar, nasıl oluyor da derdim, hatları birbirine bu kadar bu kadar benzeyen iki insanın birisi bana, o ılık dünyayı verdiği halde ötekisi soğuk, çirkin, fakat hakiki dünyayı versin. O zaman hayal meyal hissetmiştim ki, yüzle ahlak arasında herhalde müthiş bir münasebet vardır. Güzel olan mukakkak güzel ahlaklıdır demeyeceğim. Sonra fena ruhlu güzel yüzün de, insanı perişan eden, mahveden sihrini de inkar etmeyeceğim. Yalnız şunu demek istiyorum ki, ahlakın yüze eklediği mimikler, hatta renkler, yüz, ahlak her ikisi güzelken de vardır. Fakat bunlar bu an, bu mekan içinde sevimlidirler. Ahlak bozulmazsa tertemiz, sevimli, hatta dostun bu halleri taklit edeceği gelmesi kadar dost, ılık devam ederler.
Sayfa 52 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Roman
Kaybederken kazanmayı şiirden gördüm Öyle bir harp meydanına döndü ki ömrüm Mağlup bir şah iken galip bir nefer-i merkum Yürüyorum sılaya, uyağımda ölüm.
Sayfa 73 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Şiir