* " Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. Dünyadaki bütün felaketlerin uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir."
Sabahattin Ali' nin Sevgili Eşi Aliye Ali ve kızı Filiz Aliye olan mektupları Yapı Kredi Yayınları tarafından bir araya getirilmiştir. Ve yayınlarının editörleri tarafından titizlikle düzenlenmiştir. Mektuplarda ki şahısların Sabahattin Ali'yle olan yakınlıkları kim oldukları dipnotlar ile belirtilmiştir.
Ayrıca eserde Sabahattin Ali' nin eşine nişanlı ve evlendikten sonra ki mektuplarının değişimlerine tanık olacaksınız.
Sevgili yazarımızın nişanlı iken eşine karşı büyük bir aşkla yazdığı mektupları evlendikten sonra geçim sıkıntıları ve kaçak aranıyor olması nedeniyle biraz dil değiştirir. Ve bu durum ister istemez okuyucuda tebessüme neden olur.
Romantiklik ne yazık ki çoğu ilişkide evlilikten sonra azalır ve bu istisna kabul etmeyen durumlardandır. Eseri okurken Sabahattin Ali'nin büyük aşkına kızına olan düşkünlüğüne bir bir sıkıntı ile boğuşurken ailesinin en ufak dertlerine bile yetişmeye çalıştığına şahit olacaksınız.
Neden daha önce cesaret edemedin dedi.". İşsiz olduğum zaman? Açlıktan süründüğüm zaman? Şimdikinden hiçbir farkım olmadığı, bir sanatçı,bir erkek, aynı Martın Eden olduğum zaman?
"Martın Eden " kendi halinde kimseye zararı olmayan genç yoksul bir denizcidir. Bir gün "Artur" adında burjuva sınıfına mensup sayılan bir genci bir grup serserinin elinden kurtarır. Artur bu iyiliği karşılıksız bırakmaz ve Martin' i yemeğe davet eder. Martin "Morse Ailesi" tarafından çok sıcak karşılaşır. Özellikle "Ruht" Artur ' un kız kardeşi Martın' e çok kibar yaklaşır.
Martın, Ruht' dan çok etkilenir ve ikisinin arasında ki çekim okuyucuyu heyecanlı bir aşk serüveninin adresine götürür.
Martın ile Ruht' birbirinden her konuda farklıdır. Maddi ve manevi anlamda hiç bir şekilde eşit değillerdir. Fakat Martin' in Ruht'a olan aşkı onu inanılmaz derece de hırslı biri yapar. Ruht kadar kültürlü olmak için elinden gelen herşeyi yapar. Kitap okur, kütüphanelere üye olur, düşünürlerin felsefesini inceler. Kazandığı tüm parayı kitaplara harcar. Çektiği tüm maddi sıkıntılara rağmen tüm vaktini okumaya ve ya yazmaya harcar. Yazdıklarından para kazanmak için her yolu dener fakat şansı bir türlü yaver gitmez.
Ruht Martın 'in babasının yanında işe girmesini yazma işini bir kenara bırakmasını ister. Fakat Martın basma kalıp düzene karşıdır hayallerinden vazgeçmek istemez ve olaylar bu noktada başlar...
Bu kitapta Martın ile çıkacağınız yolculukta onun hayalleri idealleri ve aşkı uğruna verdiği mücadeleye tanık olacaksınız
Bruno" babası yüksek rütbeli bir asker olan, Alman bir ailenin en küçük çocuğudur. Ailesi ile birlikte Berlin' de gayet mutlu bir yaşam sürerken birden bire ev halkının taşınma hazırlığı içine girdiğini ve annesinden kıyafetlerini valize yerleştirmesi için hizmetlileri olan Maria' ya yardımcı olması gerektiğini işitir.
Berlin' e veda etme düşüncesi hem Bruno hemde ailesi için kolay olmayacaktır. Taşınma gerekçeleri babasının işi yüzünden olmuş olsada bu durum Bruno' ya her açıdan mantıksız gelmiştir. 'Out With' e gelmeleri için tek nedenin babasının işini kötü yapması ve " Fury" denen liderin de onları buraya sürdüğü fikrine bağlar.
Evlerinin etrafındaki devasa uzunlukta tel örgülerle kapanmış olan arazide ki çizgili pijamalı insanları görünce neye uğradığını şaşırır ve tüm o insanların neden aynı desende giyindiğini anlamakta güçlük çeker.
Tel örgüleri arkasında gördüğü ve tanıştığı" Shmuel" adındaki yahudi çocukla arkadaşlığı Bruno ' nun "Out With" e alışmasını büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. John Boyne' " Çizgili Pijamalı Çocuk" kitabında bizleri hiç karşılaşmak istemeyeceğimiz tel örgüleri arkasına götürüyor
Eserde köyden şehire iyi bir iş bulma, para kazanma, yoksulluktan kurtulma gibi sıradan ama hayati nedenlerle giden üç arkadaş İflahsızın Yusuf, Köse Hasan 've Pehlivan Ali'nin başından geçenleri anlatır.
Anca beraber kanca beraber diye çıkılan yolda ilk zorlukta yarı yolda bırakılan dostluklar, her ucu paraya dayanan iyilikler, kuruş kuruş kazanılan yevmiyeden alınan haksız komisyonlar, bir kilo pamuktan daha değersiz ırgatlar, şehir ile köy hayatının acımasız ve keskin ayrımları, hiç uğruna yok olup giden hayatlar, et parçasıymış gibi bahsedilen kadınlar, ve daha fazlası o dönemin adeta fotoğrafı çekilmişcesine ezber bozan bir tasvirle 'Bereketli Topraklar Üzerinde ' de anlatılmıştır.