Bir Kadın Nasıl Yok Edilir?
10/10
·152 syf.·
2026 82. kitabı
“Bir kadın asılacak.” cümlesiyle başlayan bir kitabın zaten kolay bir şey anlatmadığı en başından belli oluyor. Ama roman ilerledikçe şunu daha net görüyorum: Mesele sadece bir kadının başına gelenler değil, o kadının herkesin gözünde başka bir şeye dönüşmesi. Melek karakteri bende en çok iz bırakan kısım oldu. Çünkü Melek’e bakınca tek bir insan görmüyorsun aslında. Herkes onu başka bir şey olarak görüyor. Kimi için kötü, kimi için kullanabileceği bir beden, kimi için de kurtarılması gereken biri. Ama kimse onu gerçekten olduğu gibi, bir insan olarak görmüyor. Bence kitabın en rahatsız edici tarafı da bu. Hüsrev karakteri ise beni en çok öfkelendiren karakter oldu. Çünkü gücü elinde tuttuğu için her şeyi yapabileceğini düşünüyor. Melek’i bir insan gibi değil, sahip olunacak bir şey gibi görüyor. Onun hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu sanıyor. En ağır tarafı da bunu normal görmesi. Okurken sürekli “bir insan bunu nasıl bu kadar rahat yapabilir?” sorusu aklımda kaldı. Melek’in yaşadığı durum da aslında sadece tek bir olay değil, bir düzenin sonucu gibi. Özellikle Hüsrev’in kurduğu bu yapı içinde Melek’in bir cinsel nesne gibi görülmesi ve erkekler tarafından sömürülmesi, onun ne kadar çaresiz bırakıldığını gösteriyor. Bu durum sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da onu yavaş yavaş yok ediyor. Kitapta en çok aklımda kalan cümlelerden biri şu oldu: “Hep susuyorlar. Suçluluğu kesin olanlar.” Bu bana sadece bireyleri değil, genel olarak bir sessizlik halini anlatıyor gibi geldi. Çünkü herkes bir şeyleri biliyor ama çoğu kişi bunu dile getirmiyor. Bu da aslında olanlara ortak olmak gibi. Bir de Melek’i anlatan çiçek benzetmeleri var. “Oysa, dalından koparılmış, vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir?” cümlesi özellikle çok ağır geliyor. Çünkü
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
9/10
·392 syf.··
2026 16. kitabı
Beklediğimden ve genelde bu temanın öncüsü olarak bilinen kitaplardan çok daha iyiydi. Genelde bu temadaki kitaplarla ilgili problemim karakterlerin iletişimsizliklerinin ve ayrı kalmalarının sebebinin boş olmasıydı ama burada çok gerçek ve hayattan bir neden olduğu için kolay empati kurabildim. Basit bir dili olmasına rağmen duyguları çok iyi anlatıyordu hissizliği de acıyı da neşeyi de çok sakin bir yerden net bir şekilde hissettirebiliyordu. En yakın zamanda no-name oyuncularla dizisinin çekilmesini bekliyorum :)
Gece ve SonraClaire Daverley · Domingo Yayınevi · 20241,179 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sessiz Kafesin Derin Yankısı: Denizin Tuzu Nereden Geliyor?
7/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:01
​Brigitte Schwaiger’in bu incecik ama devasa bir psikolojik yük taşıyan romanı, okuduğum sarsıcı ve "gerçek" metinlerden biri oldu. Kitabı bitirdiğimden beri zihnimde bitmek bilmeyen sorular dönüp duruyor. Schwaiger, süslü edebiyat oyunlarına veya büyük trajedilere sığınmadan, o kadar sade bir dil kullanmış ki; insanı her sayfada durup düşünmeye, kendi hayatındaki görünmez duvarlarla yüzleşmeye zorluyor. ​Kitabın beni en derinden sarsan ve doğruluğuna hiç şaşırmadığım yanı, anlattığı her şeyin çıplak birer gerçek olmasıydı. ​Roman, bir kadının hayatı boyunca kendi iradesini eline almasına nasıl izin verilmediğini evrensel bir dille yüzümüze çarpıyor. Kadın, çocukluğundan itibaren hep bir başkasının beklentilerine göre şekillendirilmek zorunda bırakılıyor. Önce babanın kuralları, otoritesi ve sınırları içinde büyüyor; ardından bir özgürleşme umuduyla adım attığı evlilikte bu kez kocanın iradesine, onun isteklerine ve sosyal statüsüne teslim oluyor. Kadın hiçbir zaman sadece "kendisi" olamıyor; hep bir erkeğin gölgesinde, hep ikinci planda kalıyor. Avusturya burjuvazisinin göbeğinde de geçse, bu ataerkil kısır döngünün dili ve baskısı dünyanın her yerinde aynı. ​ ​Kitap boyunca anlatıcının iç dünyasındaki o bitmek bilmeyen sorgulamalarda kendimi buldum. Yazarımız benden 50 yıl önce aynı gün de doğmuş bu da tatlı bir tesadüf herhalde :) Kendi hayatında da çok düşünen, sürekli sorular soran ama o aradığı cevaplara bir türlü ulaşamayan biriyim. Bu durumun bir insana nasıl büyük bir eziyet çektirdiğini, insan ruhunu nasıl yavaş yavaş kemirdiğini o kadar iyi biliyorum ki... Zihindeki o seslerin hiç susmaması, anlam arayışının sürekli duvara çarpması insanı tarifi imkansız bir zihinsel yorgunluğa sürüükliyor. ​Schwaiger, insanın bu içsel sıkışmışlığını ve yalnızlığını o kadar
Denizin Tuzu Nereden GeliyorBrigitte Schwaiger · Sungur Yayınları · 198431 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:19
İçinde birçok kitaptan alıntılar ve konular bulabileceğimiz ama genel olarak tüm konu başlıkları kadınlar özelinde birleşmiş cumhuriyetten itibaren kadına kılık kıyafetine ve çalışmasına nasıl bakıldığıyla ilgili birçok fikrin yazıldığı çok güzel bir eser. Kadınlarla ilgili böyle bir çalışma daha önce yapılmış mı bilmiyorum ama araştırılmış ve üzerine yazılmış diğer inceleme ve yazıları da içine aldığı için bence çok kapsamlı. Ayrıca Fatma Aliye: Uzak Ülke kitabınında yazarı Fatma Barbarosoğlu olduğundan Fatma aliyeden de haliyle bolca bahsedilmiş. Uzak ülke kitabını da okumuş ve çok beğenmiştim. Burda Fatma aliyenin daha çok eserlerinden bahsediyor ve en sonda da 50₺ nin arkasında isminin olmasıyla ilgili yapılan eleştiriler ve çıkan haberlerden bahsediyor ki nerdeyse şimdiye kadar hiç gündemimde olmayan bir konuydu.. ama artık Fatma aliye kimdir ve neden paranın bir yüzüne resmini koymuşlar konusunda kafam ve fikrim çok net. Sadece bu yönüyle bile yazarın çok anlamlı bir iş yaptığını söyleyebilirim ve kendi adıma çok faydalandığımı belirtmeliyim. Tavsiye ederim İyi okumalar
Yeni Hayatın Yeni KadınlarıFatma Barbarosoğlu · Profil Kitap · 202513 okunma
✿ Kendine Hoş Geldin✿
Puan vermedi
• YORUMUM: Bu kitap 165 sayfa ve tam 29 alıntı paylaştım(⁠ ⁠ꈍ⁠ᴗ⁠ꈍ⁠) Her satrına alıntı yapmamak için kendimi zor tuttum. Yazar, gençliğimin vazgeçilmezi ve öyle de olmaya devam ediyor(⁠ ⁠ꈍ⁠ᴗ⁠ꈍ⁠) Miraç Çağrı Aktaş’ın yazdıkları hayatın içinden, düşündüren, sana kucak açan, iyi hissettiren türden. Gerçekleri net ve sakince söylüyor <⁠(⁠ ̄⁠︶⁠ ̄⁠)⁠> Bir çırpıda okunup geçilecek türden. Bu kitaptan; kendi değerini bilmeyi, artık net görmeyi(etrafındaki insanlara karşı), hayallerinin ve hedeflerinin peşnden gitmeyi öğrendim(⁠◠⁠‿⁠◕⁠) •KONUSU:Kendine Hoş Geldin, hayatın koşturmacasında, kırgınlıklarında ve başkalarının beklentileri arasında kaybolmuş ruhlar için tasarlanmış bir "eve dönüş" rehberi. Kitap, dış dünyaya kapatılan kapıları ardına kadar kendi içine açmayı; sana zarar veren insanlara karşı net sınırlar çizmeyi ve aynadaki o asıl değerli insanla -yani kendinle- yeniden barışmayı anlatıyor. Uzun, yorucu teorilerle değil; hayatın tam içinden, sakin ve şefkatli bir sesle sana şu gerçeği hatırlatıyor: "Başkalarına hoş geldin demeyi bırak, artık kendine hoş geldin." Kendine Hoş Geldin
1000Kitap
Kendine Hoş GeldinMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 201912,5bin okunma
Göçmüş kediler bahcesi /Bilge Karasu
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bilge Karasu'nun Göçmüş Kediler Bahçesi'ni bitirdiğimde elimde net cevaplardan çok sorular kaldı. Belki de kitabın en güçlü yanı buydu. Çünkü Karasu okuruna bir şeyler öğretmeye çalışan bir yazar değil; onu düşünmeye, görmeye ve fark etmeye davet eden bir yazar. Bu kitapta balıklar, kediler, deniz ve ağaçlar yalnızca hikâyenin bir parçası değil. Her biri insanın kendisine, yalnızlığına, değişimine ve yaşamla kurduğu ilişkiye açılan bir kapı gibi. Karasu'nun satırlarında doğa bir dekor olmaktan çıkıp yaşayan bir varlığa dönüşüyor. Belki de bu yüzden kitap boyunca kendimi sık sık durup etrafıma bakarken buldum. Son zamanlarda en çok keyif aldığım şeylerden biri doğanın içinde olmak; ağaçları izlemek, çiçeklerin kokusunu duymak, gökyüzüne bakmak ve sessizliği dinlemek. Bu nedenle Göçmüş Kediler Bahçesi bana yabancı bir dünyanın kapısını açmaktan çok, zaten içimde filizlenmeye başlamış olan bir duyarlılığı görünür kılmış gibi geldi. Edebi açıdan bakıldığında kitap, olaylardan çok atmosferiyle yaşayan bir eser. Kimi zaman bir masal, kimi zaman bir düş, kimi zaman da felsefi bir sorgulama gibi ilerliyor. Bu nedenle okurken "Ne oldu?" sorusundan çok "Ben burada ne hissettim?" sorusu önem kazanıyor. Kitap, anlamını her okurun kendi deneyimiyle tamamladığı metinlerden biri. Kitabı kapattığımda aklımda kalan soru ise şu oldu: "Yaşamı gerçekten görüyor muyuz, onu derinden hissediyormuyuz yoksa sadece yanından geçip gidiyor muyuz?" Kimler kitabi okurken zevk alir diye sorarsanız Hayatı fethedilecek bir yer değil de, dikkatle bakılması gereken bir gizem olarak gören okurlara, felsefe severlere hitap edebilir derim. Göçmüş Kediler Bahçesi, size dünyaya biraz daha yavaş, biraz daha dikkatli ve biraz daha derinden bakmayı hatırlatan kitaplardan biri olacak.
Göçmüş Kediler BahçesiBilge Karasu · Metis Yayınları · 20171,558 okunma