10/10
·96 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Altay Cem Meriç’i instagram ve YouTube dan izleyen biriyim ancak ilk defa bir kitabını okudum. Altay hoca hızlı konuşan biri ve cümleleri çok derin, felsefik cümleler. İzlerken dahi geri sarıp tekrar dinlediğim olmuştur. Haliyle aynı durumu kitapta da yaşadım. Kitabın birinci bölümünde bazı cümleleri üç dört defa okumak zorunda kaldım. Tabii bu durum anlam derinliğinden dolayı olduğu için beni rahatsız etmedi. Kötülük problemi öğrencilerimin de bana çokça sorduğu bir mesele. Bu sebeple kitap bu konuya olan ufkumu oldukça genişletti. Önceden sorulara verdiğim cevaplar biraz sığ kalıyormuş onu farkettim. Altay hoca sayesinde artık çok daha geniş bir açıdan bakabilme fırsatı buldum. Ateizmin öne sürdüğü argümanların aslında ne kadar boş ve mesnetsiz olduğunu geliştirdiği akıl yürütmelerle çok net gösteriyor.
Kötülük ProblemiAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2026290 okunma
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Günümüzü anlamamızda (özellikle 90 sonrası doğan genç kuşak için ) oldukça yardımcı olacak bir kitap… Yazarın entelektüel birikimi ve dünyayı anlama/yorumlama konusunda elinden geldiğince objektifliği kitabın değerini daha da artırıyor. İdeolojiden kimlik siyasetine, laiklikten dinciliğe, kültürden ekonomiye, küreselleşmeden iklim değişikliğine kadar bir çok alanda görüşlerini net olarak ortaya koyup içinde bulunduğumuz zamana dair başlıca ipuçlarını vurgulamış. 2009 yılında yayınlanmasına rağmen oldukça güncel kalabilmiş bir eser…
Çivisi Çıkmış DünyaAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20194,148 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yanlış Hedef
7/10
·166 syf.··
2026 40. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:57
Yanlış Hedef – Domenico Starnone Bir yanlış mesajla başlayan hikâye, kısa sürede insanların arzularını, zaaflarını ve kendilerine anlattıkları hikâyeleri sorgulatan psikolojik bir romana dönüşüyor. 38 yaşındaki bir senarist, eşine göndermek istediği mesajı yanlışlıkla iş arkadaşı Claudia'ya gönderiyor. İlk bakışta küçük görünen bu hata, beklenmedik bir karşılık alınca giderek büyüyor ve karakterlerin iç dünyalarını açığa çıkarıyor. Kitap boyunca aldatma, sadakat, arzu, takıntı, evlilik ve orta yaş krizi gibi temalar işleniyor. Ancak benim için romanın asıl gücü, bunları bir aldatma hikâyesinin ötesine taşıyabilmesiydi. Çünkü okuduğum şey yalnızca bir ilişki hikâyesi değil; insanların kendi zihinlerinde kurdukları senaryoların, bazen gerçeğin önüne nasıl geçebildiğinin hikâyesiydi. Bir aldatma hikâyesini bir erkeğin zihninden okumak benim için oldukça ilginç bir deneyim oldu. Karakterin, karşı taraftan gördüğü küçücük bir ilgiyi zihninde büyütmesi, hatta bazen ortada olmayan duyguları bile gerçekmiş gibi kurgulaması dikkatimi çekti. Bu da bana aldatmanın kadınla ya da erkekle değil, insanın kendi arzuları ve zaaflarıyla ilgili olduğunu düşündürdü. Kitapta beni en çok düşündüren karakterlerden biri Carlo oldu. İlk bakışta yardımsever ve iyi niyetli görünen bu karakter, zamanla bana insan doğasını inceleyen bir gözlemci gibi görünmeye başladı. İnsanları bir araya getiriyor, fırsatlar sunuyor ve sonra ortaya çıkan sonuçları dikkatle izliyor. Bu yönüyle bana bir satranç oyuncusunu hatırlattı; taşları doğrudan hareket ettirmiyor ama oyunun gidişatını etkileyebiliyor. Ayrıca Starnone'nin hiçbir karakteri tamamen haklı ya da tamamen haksız göstermemesini çok sevdim. Bir karaktere yakın hissederken birkaç bölüm sonra ona kızmaya başlayabiliyorsunuz. Bu gri alanlar romanı
1000Kitap
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026159 okunma
Puan vermedi·92 syf.·
2026 8. kitabı
aslında biz kadınların çok iyi bildiği, içimizde bir yerlerde hep taşıdığı o tanıdık sızıyı ve isyanı anlatıyor. Kitabı okurken, sanki aynaya bakıp kendi ruhumun parçalanmışlığını gördüm . ​Buradaki kadın, modern dünyanın ya da toplumun beklentileriyle asimile edilmiş, bir kalıba sokulmuş ama özünü, o kadim köklerini ne yaparsa yapsın koparıp atamamış bizden biri. "Saçlarımı geri ver" çığlığı, aslında elinden alınan özgürlüğü, çalınan benliği ve hapsedilen kadınlığı geri istemenin o çok tanıdık, can yakıcı isyanı. ​İncelemeyi yazarken içimdeki o git gelleri o kadar net hissettim ki... Bir yanım toplumun o bitmek bilmeyen cehaletine, bizi sürekli bir şekle sokmaya çalışan ikiyüzlülüğüne karşı deli gibi öfkeli. Ama diğer yanım, o öfkenin hemen arkasında, bu topraklara ve insanına karşı o kadar büyük bir şefkat ve merhamet besliyor ki... İşte bu ikilem, insanı nefessiz bırakıyor. ​Kitaptaki o kadının anlam arayışı, aslında hepimizin her sabah uyandığında verdiği o gizli mücadele: "Ben kimim ve bu dayatmaların içinde kendimi kaybetmeden nasıl var olabilirim?" sorusu. O, ne geçmişin sığlığına teslim oluyor ne de modern dünyanın ruhsuzluğuna. Köklerinden aldığı o sessiz güçle, kendi küllerinden yeniden doğmanın yolunu arıyor.
Kahire Saçlarımı Geri VerNevâl El-Seddavi · Everest Yayınları · 2001420 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2026 4090. kitabı
Jodi Picoult yine zor bir konuyu alıp tam kalbimizin ortasına bırakmış. Bir Daha Bak, annelik, kimlik ve “doğru” bildiğimiz şeylerin aslında ne kadar kırılgan olduğu üzerine düşündüren bir roman. Okurken sık sık “Ben olsam ne yapardım?” diye kendime sordum ve net bir cevap veremedim. Kitap, bir annenin kızının aslında yıllar önce kaybolan başka bir çocuk olabileceğini fark etmesiyle başlıyor. O andan itibaren hikâye hem duygusal hem de vicdani bir çıkmaza sürükleniyor. Bir yanda büyütüp sevdiğin çocuk, diğer yanda gerçeğin peşinden gitme zorunluluğu… Picoult bu çatışmayı öyle gerçekçi işlemiş ki karakterlerin yaşadığı paniği ve çaresizliği hissetmemek mümkün değil. En sevdiğim tarafı, olaylara tek bir açıdan bakmaması oldu. Her karakterin haklı olduğu bir yer var ve bu da hikâyeyi daha çarpıcı yapıyor. Ancak bazı bölümlerde tempo biraz düştü, özellikle orta kısımda tekrar hissi yaşadım. Buna rağmen sonlara doğru artan gerilim ve duygusal yoğunluk kitabı toparlıyor. Dili akıcı, konusu sarsıcı ama okuması kolay bir roman değil. Özellikle ebeveynlik temasına duyarlı olanlar için fazlasıyla etkileyici olabilir. Beni en çok düşündüren şey şu oldu: Gerçek her zaman mutluluk getirir mi? Genel olarak duygusal, sorgulatan ve yer yer iç burkan bir kitaptı. Picoult’un tarzını sevenler için güçlü bir okuma deneyimi, ama hafif bir şey arayanlara göre değil.
Bir Daha BakJodi Picoult · April Yayıncılık · 2019308 okunma
10/10
·283 syf.··
2026 21. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:27
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in "Dil ve Edebiyat" adlı eseri, benim için sadece bir fikir adamının teorik yazılarından ibaret değil; kelimelerin bir milletin ruhunu nasıl inşa ettiğini ya da nasıl yıkabileceğini gösteren muazzam bir manifesto. Kitabı her okuduğumda, Üstad’ın o ödün vermeyen, keskin ve tavizsiz üslubuyla bir kez daha sarsılıyorum. ​Bana göre bu eserin en çarpıcı yönlerini ve bendeki karşılığını birkaç temel başlıkta özetlemem gerekirse: ​1. "Dil" Kavramına Yaklaşımı: Bir Kimlik Meselesi ​Necip Fazıl, dili sadece bir iletişim aracı olarak görmüyor; onu bir milletin "namusu", hafızası ve varoluş kalesi olarak konumlandırıyor. Kitapta, cumhuriyet sonrasındaki radikal dil tasfiyelerine, uydurmacılığa ve lisanın ruhsuzlaştırılmasına karşı açtığı savaşın izlerini görüyorsunuz. Üstad'a göre dili kurutmak, o dilin taşıdığı bin yıllık medeniyet tasavvurunu ve İslamî ruhu yok etmektir. Bu bakış açısı, bugün kullandığımız kelimelere çok daha seçici ve hürmetkâr yaklaşmamı sağladı. ​2. "Edebiyat" ve Sanatın Ulvi Gayesi ​Kitap boyunca Üstad, "Sanat sanat içindir" veya "Sanat toplum içindir" gibi sığ kalıpları yıkarak kendi mutlak ölçüsünü koyuyor: "Sanat, Allah'ı arama sanatıdır." Edebiyatı gelgeç bir heves veya entelektüel bir oyun olarak görenlere şiddetle karşı çıkıyor. Onun gözünde edebiyatçı, cemiyetin sancısını ruhunda duyan ve fildişi kulesinden inip aksiyon alan bir "kılavuz" olmalıdır. Yazarken ya da okurken, sanatta bir "gaye" arama bilincini bana en net aşılayan metinlerden biri bu oldu. ​3. Kelimelerin Hassasiyeti ve "Kuyumcu" Titizliği ​Üstad’ın nesirdeki dehası bu kitapta zirve yapıyor. Kendisi dili bir heykeltıraş gibi yontuyor, kelimeleri bir kuyumcu titizliğiyle seçiyor. "Dil ve Edebiyat"ı okurken Türkçenin ne kadar asil, derin ve esnek bir enstrüman
1000Kitap
Dil ve EdebiyatNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 201668 okunma