Puanım: 10 / 10 (Mart okumasının geç kalınmış incelemesidir)
10/10
·180 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 00:00
"Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu." Edebiyat tarihinin en büyük, en zamansız dehalarından birinin o meşhur zirvesine nihayet çıktım. Hamlet, sadece bir intikam ya da saray entrikası hikayesi değil; kelimenin tam anlamıyla insan zihninin, kararsızlığın ve varoluşun o en derin, en "Shakespearevari" aynası. Danimarka Prensi Hamlet’in, babasının hayaletinden öğrendiği o korkunç cinayetin ardından düştüğü o zihinsel dehlizleri okumak müthiş bir deneyimdi. Adamın o eyleme geçemeyişi, delilikle dahilik arasındaki o ince çizgide yürüyüşü, kendi zihniyle yaptığı o devasa felsefi kavgalar o kadar çiğ ve gerçek ki... Yüzyıllar önce yazılmış o tiratların, bugün bile insanın içindeki o en karanlık şüpheleri bu kadar net yakalayabilmesi gerçekten büyüleyici. Shakespeare’in o her cümlesi şiir gibi akan, metaforlarla dolu dili insanı hiç boğmuyor; aksine o tekinsiz, melankolik saray atmosferinin içine tamamen hapsediyor. Ophelia’nın hüznü, Claudius’un vicdan azabı, Hamlet’in o her kelimesi zeka fışkıran alaycılığı derken sayfalar su gibi akıp gidiyor. Klasiklerin o göz korkutan mesafeli havasından çok uzak, insan ruhunun en dürüst ve en çıplak halini izlediğimiz bir başyapıt. Dönüp dönüp tekrar okunacak, her okumada bambaşka bir cümlesiyle sarsacak cinsten. Puanım: 10 / 10
1000Kitap
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma
Puan vermedi·
Gazali'nin İhya adlı dev eserinden bir kısım, Dua ve Zikir. İçinde Muhammed Aleyhisselam'ın duaları var ki sadece bunun için bile okunmalı. Dua etme adabına dair bilmediklerimi öğrendim, mesela dua ederken edebi, süslü sözlerden kaçınmak, duada net olmak. Tavsiye ederim. Rabbimizin de buyurduğu gibi, duamız olmasa ne önemimiz var?
Dua ve Zikirİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2018877 okunma
Reklam
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 11:46
Yaşar Kemal yine bildiğimiz gibi. Bir Aşk destanı olan bu eser Paşa'nın kızına aşık olan Ahmet ve sevdiği kız Gülbahar' ın hikayesini konu alır. Yiğit Ahmet aşk uğruna ne varsa sonuna kadar yapmıştır. Tabi bu cesareti gösteren sadece Ahmet değil sevdiği kız Gülbahar da aynı şekilde her şeyi karşısına almıştır. Babasının onu ölüme götüreceğini bile bile bu yola baş koymuştur. Yalın bir dille yazılan bu eser sadece bir aşk destanı değil aynı zamanda Ağrı halkının birlik ve beraberliğini, geleneklerine bağlılığını, insan ve toplum psikolojisini net bir şekilde ortaya koymuştur.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Ölümsüzlük Hazzında Ben Olmak!
Puan vermedi·280 syf.··
2026 100. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:23
Oscar WildeOscar Wilde Dorian Gray'in PortresiDorian Gray'in Portresi eserinde gençlik, güzellik, hedonizm ve kapitalist güç bağlamında oluşan narsist bir kişiliğin doğuş, olgunluğu ve ölüşü üzerinden şekillenmiştir. Bu bağlamda eser sadece bir roman ya da öykü değil kendi hayatlarımızın içleminde buluna bir birey olarak dahi karşımızda duran bir kişinin anatomisi olarak okunabilir. Dorian Gray'in PortresiDorian Gray'in Portresi böümleri boyunca okuyucuyu kendi içine çeken ve dönem ingileteresinin her halini yansıtan bir noktada ortaya koymaktadır. Buradan hareketle de 'güneş batmayan ülke' imajının çöküntüleri, tortuları ve kirli sayfalarını anlatan Oscar WildeOscar Wilde aslında bize 'devlet' denilen siyasi erkin çukurlarını gezdirmektedir. Bu gezintinin biz okuyuculara sunduğu vaziyet düşünüldüğünde; siyasetin, adaletin ve halk üçleminde para baronlarının elindeki oyuncaktan ileri gitmediğini anlatmakta ve bunu yaparkende yarattığı kahramanın ışıltılı hayatından izlekler sunmaktadır. Esere ahlaki nosyonlardan ya da dini bağıntılardan yakınsak mercek tuttuğumuzda karşımıza yine bu iki olgu ve kavramın kapitalist yani maddi olanaklar düzleminde zaafiyete uğradığı görülmektedir. Bu zaafiyet kahramnımızın sadomazoşit olduğu örüntüleri de okumaktayız. Bundan dolayı ne ahlaki bir ölçüt ne de dini bir nosyonun varlığından net bir şekilde söz edebilmekteyiz. Hatta eserde yer yer cinsiyet bağlamı düşünüldüğünde 'kadının' ikincil bir vatandaş ya da arzu nesnesinden öteye gidemediği ve sevginin sadece 'erotizm' temelinde değerlendirildiği de okunabilir. Oscar WildeOscar Wilde'ın Dorian Gray'in PortresiDorian Gray'in Portresi'nin ana ve etrafında kurmuş olduğu kavramları düşündüğümüzde 'gençlik, güzellik, hedonizm ve kapitalizm' bir nevi psikolojik arka planımızda yatan Sigmund FreudSigmund Freud'un id diye tanımlamış olduğu bireyin en arkeik yapısının anlatımı da anlaşılabilir. Bir nevi bireyin tüm yaşam ve yaşantı çeperini süreklilik diyagramı da
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899bin okunma
8/10
·264 syf.··
2026 167. kitabı
Soru 7 #okudumbitti Kitabı bitirdiğimde elimde tek bir duygu kalmadı; iç içe geçmiş bir sürü his vardı. Hem boğazım düğümlüydü hem de zihnim inanılmaz canlıydı. Richard Flanagan’ı ilk kez okuyorum ama şu an şunu net söyleyebilirim: Bu adamın kalemi “anlatmıyor”, hatırlatıyor. Sanki birinin yıllardır konuşamadığı bir şeyi, doğru yerinden tutup usul usul açması gibi… Kitabın merkezinde babanın savaş esareti var ama okurken anlıyorsunuz ki mesele yalnızca savaş değil; hafızanın kendisi. Bazı insanlar yaşadıklarını anlatamaz… çünkü anlatmak, tekrar yaşamak gibi gelir. Flanagan tam da o sessizliğin peşine düşüyor. Babasının hiç söz etmediği yılları kurcalarken aslında kendi hayatına, çocukluğuna, ailesinin kırılgan yerlerine de dokunuyor. Bu yönüyle kitap çok “insan”: Merak ediyor, çekiniyor, utanıyor, kızıyor, özlüyor… Ve okur olarak siz de onunla birlikte o duyguların içinden geçiyorsunuz. Benim en etkilendiğim taraf, kitabın “büyük tarih” ile “küçük hayat”ı aynı cümlede buluşturabilmesi oldu. Bir yanda kamplar, kömür madenleri, ölüm demiryolu gibi insanın içini karartan gerçeklik; diğer yanda bir oğulun babasına dair tamamlayamadığı boşluklar… Sonra bir bakıyorsunuz, o kişisel hikâye sizi Hiroşima’ya, bilime, edebiyata, insanlığın aklıyla yaptığı yıkıma kadar götürüyor. Üstelik bunu kuru bilgiyle değil, lirik bir akışla yapıyor. Bazı bölümlerde “ben şimdi ne okuyorum?” diye düşündüm; sonra da “tamam, hayat da böyle zaten” dedim: Tek bir türe sığmıyor, tek bir duyguya sığmıyor. Kitabın dili (çevirisiyle birlikte) bence en büyük gücü: Sert olayları anlatırken bile metin bağırmıyor; daha çok içeriden konuşuyor. Bu da etkisini artırıyor. Bir yerden sonra okurken sadece “anlamak” istemiyorsunuz, “tanıklık” ediyorsunuz. Ve kitap bittiğinde, sanki siz de bir süre bir
Soru 7Richard Flanagan · Sia Kitap · 20268 okunma
9/10
·252 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 10:00
Northanger Manastırı’nı okurken şunu net bir şekilde fark ettim: Bu kitabı, Gurur ve Önyargı’dan daha çok sevdim. Gurur ve Önyargı’yı sevsem de Northanger Manastırı beni çok daha fazla merakta bıraktı. Hikâye boyunca “bir şey olacak mı, şimdi ne çıkacak?” diye diye okudum ve bu duygu son sayfaya kadar kaybolmadı. Özellikle Catherine’in hayal gücünün iyice çalıştığı bölümlerde, ben de onunla birlikte beklentiye girdim. Sandık sahnesinde açıkçası “acaba gerçekten başka bir şey mi çıkacak?” diye düşündüm. O gotik hava bir an için insanı kandırıyor ama Jane Austen tam da bunu yapmak istiyor zaten. Neyse ki olaylar karanlık bir yere gitmedi; kitabın o hafif, ironik ve eğlenceli tonu korunmuş oldu. Genel olarak Northanger Manastırı benim için sürükleyici, yer yer gülümseten ve okurla bilinçli şekilde dalga geçen bir roman oldu. Jane Austen’ın daha klasik ve romantik anlatılarını seven biri olsanız bile, bu kitabın farklı havası bence kesinlikle şans verilmeyi hak ediyor.
1000Kitap
Northanger ManastırıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,716 okunma
Reklam
Reklam