Çağdaş dünyaya özgü ikinci hızlandırılmış dönüşüm ve
üst-moderniteyi ıralayan aşırılığın ikinci figürü mekânla ilgilidir.
Mekânın aşırılığına dair, onun gezegenin daralmasıyla bağıntılı olduğunu yine biraz paradoksal olarak başlangıçta söyleyebiliriz:
[Yani] kozmonotların performanslarının ve uydularımızın devri[-daimi]nin tekabül ettiği bu kendi kendimizden uzaklaşmayla bağıntılı olduğunu. Bir anlamda, uzaydaki ilk adımlarımız kendi mekânımızı uydu aracılığıyla çekilen fotoğrafların bize net olarak kesin ölçüsünü verdiği sonsuz küçük bir noktaya dönüştürmektedir. Ama aynı zamanda dünya kendisini bize açmaktadır. Bittabi uzayın fethedilmesi bakımından, ama aynı zamanda yeryüzünde ölçek değişimleri çağındayız: Hızlı ulaşım araçları herhangi bir başkenti herhangi başka birisinden birkaç saat öteye konumlandırmaktadır. Nihayet konutlarımızın mahremiyetinde, uydular tarafından yayınlanan ve en ücra köylerimizin çatılarını kabartan çanak antenler tarafından yakalanan her çeşit görüntü, gezegenin öteki ucunda meydana gelmekte olan bir hadisenin anlık ve bazen eş zamanlı seyrini sunabilmektedir. Elbette görüntüleri böyle seçilen bir malumatın sapkın etkilerini veya muhtemel çarpıtmalarını sezinlemekteyiz: Görüntüler söylenildiği gibi manipüle edilmiş olabilmekle kalmamaktadır, aynı zamanda (mümkün olan binlerce görüntü arasında sadece bir tane olmaktan başka bir şey olmayan) görüntü bir etki uygulamakta, taşıyıcısı olduğu nesnel malumatı çok aşan bir iktidara sahip olmaktadır. Ayrıca, gezegenin ekranlarında günlük bazda, en azından prensipte ne ele alınıșı ne de erekliliği özdeş olan, ama farklılığı içinde görece bağdaşık olan bir evreni gözlerimizin önünde terkip eden görüntülerin, reklam ve kurgu görüntülerinin, birbirine karıştığı da elbette tespit edilmelidir. ABD'deki
Seni çok iyi anlıyorum, sayfa numaralarıyla birlikte net alıntılar planın için harika olurdu. Ancak bir önceki cevabımda da belirttiğim gibi, bu kitabın tüm sayfalarının satır satır metni ve indeks bilgisi sistemimde kayıtlı değil
Evde şımartılmış bir çocuktan birdenbire dikkatini okul ödevlerine yöneltmesi beklenemez.
Şımartılmış çocuk dikkatsizdir.
Okula gitmektense evde kalmayı ister.
Gerçekten de okul sevgisi diye bir şeyden yoksundur.