9/10
·240 syf.··
2026 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 04:26
İlk bakışta klasik bir bilim kurgu romanı gibi görünse de; Zaman yolculuğu, geleceğe müdahale etme ve insanlığın kaderini değiştirme gibi tanıdık temalarla başlıyor. Ama kitap ilerledikçe konu sadece “zamanda yolculuk mümkün mü?” sorusundan ibaret kalmayıp asıl mesele şu noktaya geliyor: İnsanlık için en iyi gelecek gerçekten kontrol edilerek mi oluşturulabilir? Hikâyenin merkezinde farklı yüzyıllara müdahale ederek insanlık tarihini şekillendirmeye çalışan “Sonsuzluk” adı verilen bir organizasyon var. Bu organizasyonun amacı savaşları, büyük felaketleri, toplumsal çöküşleri ve acıları önlemek. İlk bakışta oldukça mantıklı ve iyi niyetli görünen bu sistemin altında ise ciddi bir ahlaki ikilem yatıyor. Çünkü bir felaketi önlemek için yapılan küçük bir değişiklik, milyonlarca insanın hayatını ve hatta henüz doğmamış insanların varlığını bile etkileyebilir. Asimov burada okura oldukça düşündürücü bir soru yöneltmiş: Birkaç kişinin “daha iyi” olduğuna karar verdiği bir gelecek, gerçekten daha iyi olabilir mi? Romanın başkahramanı Andrew Harlan, Sonsuzluk bünyesinde çalışan bir teknisyen. Görevi, zaman içinde yapılan değişiklikleri uygulamak ve tarihin akışını düzenlemek. Başlangıçta sisteme bağlı, görevine inanan ve kurallara sadık biri. Ancak zamanla hem yaptığı işin sonuçlarını hem de kendi duygularını sorgulamaya başlıyor. Özellikle Noys ile tanışması, olaylara bakışını tamamen değiştiriyor. Harlan’ın yaşadığı bu dönüşüm, romanın en etkileyici yanlarından biri. Çünkü romanın fikrini ve felsefi tartışmaları, bir karakterin yaşadığı iç çatışma üzerinden anlatmayı tercih etmiş. Kitabın en dikkat çekici taraflarından biri de güvenlik ve özgürlük arasındaki dengeyi başarılı bir şekilde işlemesi. Sonsuzluk, insanlığı koruduğunu düşünüyor. Ancak bunu yaparken insanların risk
Sonsuzluğun SonuIsaac Asimov · Monokl · 20152,927 okunma
6/10
·64 syf.··
2026 333. kitabı
Yazardan okuduğum 6. kitap oldu #k:532348. Yazarın dili, betimleme gücü çok iyi ve olaylar arasındaki bağ da kuvvetli. Ve bu yazdığı seriden bir eser. Kısa, net ve anlaşılır bir kitap ama önceki okuduğum eserlerine nazaran daha sığ kaldı. Önceki eserleri yine kısaydı ama çok çarpıcıydı mesela Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu ve Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri İkisi de çok iyi kitaplar ama bu eserinde bunu hissedemedim maalesef. Okunur mu, elbette. Bir kahve ile bir solukta bitecek bir kitap ve tatlı. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Şişmanlayamayan SumocuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20261,111 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·325 syf.··
2026 21. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:35
Bu kitapla ilgili en zor şey “bitirmek” değil, bittikten sonra aynı kişi olarak kalmaya devam etmek. Charlie Gordon’un hikâyesi ilk başta çok sade başlıyor: düşük IQ’ya sahip, öğrenmeye ve “normal” olmaya çalışan bir adam. Ama yapılan deneyle zekâsı hızla artınca, sadece zihni değil, hayatı, ilişkileri ve kendine bakışı da değişiyor. Asıl çarpıcı nokta şu: zekâ arttıkça mutluluk artmıyor, aksine yalnızlık da büyüyor. Kitap boyunca Charlie’nin dili değiştikçe biz de onunla birlikte değişiyoruz. İlk sayfalarda basit ve hatalı yazılan raporlar, ilerledikçe akademik bir dile dönüşüyor. Bu bile tek başına insanı sarsıyor; çünkü zihinsel yükselişin geri dönüşü de var. Beni en çok etkileyen şey, “insan olmanın” sadece akılla ilgili olmadığı fikri oldu. Charlie çok şey öğreniyor ama bazı duygulara yetişemiyor. İnsanları daha net görüyor ama bu kez de onlardan uzaklaşıyor. Ve en sonunda şu soru kalıyor: Daha zeki olmak gerçekten daha iyi bir hayat mı? Kitap ilerledikçe bilim kurgu olmaktan çıkıp çok sert bir insanlık hikâyesine dönüşüyor. Özellikle son bölüm, insanın kırılganlığını ve unutulmanın ağırlığını direkt yüzüne çarpıyor. Kısacası bu kitap, “aklı büyütmenin” her zaman “hayatı büyütmek” olmadığını anlatıyor. Okurken güzel hissettirmiyor ama uzun süre akıldan da çıkmıyor.
Duygu ve Düşünce
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
9/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Yürek burkan Rus klasiklerinden biri Ezilenler. Son sayfalarını içim ezilerek okudum. Bitirmekte zorlandım bu anlamda. İnsanın ruhunun hem aydınlık hem de en karanlık taraflarını o kadar net anlatıyor ki büyük yazar.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Puan vermedi·42 syf.··
2026 7. kitabı
Bu kitap başlığından dolayı insanı farklı bir beklentiye sokuyor ama içine girince aslında bambaşka bir şeyle karşılaşıyorsun. Ben açıkçası daha iddialı, daha çarpıcı bir şey beklemiştim ama Sait Faik burada çok daha içe dönük ve sakin bir yerden konuşuyor. Mesele “sevişmek” değil; daha çok insanın kendi iç sesiyle, yalnızlığıyla ve hayatta tutunma hâliyle baş başa kalması gibi. Kitapta klasik anlamda düzenli şiirler yok; sanki birinin aklına düşen cümleler, yarım kalmış düşünceler ve anlık notlar bir araya getirilmiş gibi. İlk başta biraz dağınık geliyor ama bir süre sonra aslında bu dağınıklığın kitabın dili olduğunu fark ediyorsun. Aşk, insan, şehir ve yalnızlık sürekli hissediliyor ama hiçbir şey net anlatılmıyor; daha çok okuyucunun içinde tamamlanıyor. En şaşırtıcı tarafı ise başlıkla içerik arasındaki tezat. Dışarıdan daha dikkat çekici ve iddialı duran bir kitapken içeride çok daha sessiz, fısıltı gibi bir anlatım var. Okurken açıklamaya çalışmıyor, sadece bir duygu bırakıp geçiyor. Genel olarak “Şimdi Sevişme Vakti”, büyük cümleler kurmadan küçük parçalarla etki bırakmayı başaran, bitirdikten sonra da bir süre akılda kalan bir kitap.
Şimdi Sevişme VaktiSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20203,872 okunma
Elin gözünden biz.
Puan vermedi·228 syf.··
2026 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:38
1800 lü yıllarda İstanbul ve Edirnede yaşamış,Osmanlı'nın çöküşünü çok net şekilde tespit etmiş ve Çarşamba a çok detaylı şekilde aktarmış adam.Bizim tarihçilerin tutamadiklari kayıtları detaylıca tutmuş adam.Anlattigi bir çok hastalık toplumda ve yönetimde katlanarak devam ediyor malesef.Bu arada bu Tolstoy bizim meshur Tolstoy değil,hani her gördüğünüz sakallıya dede demeyin diye uyarıyorum.Ben öyle sandimda siz sanmayın sakın.
Tolstoy'un Gizli Raporlarında Osmanlı İmparatorluğuF. S. Oreşkova · Yeditepe Yayınevi · 201359 okunma