Olmasa olurdu...
6/10
·725 syf.··
2026 8. kitabı
·
1949 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:06
Daha evvel bu mecrada "Şiir nasıl okunur, o edebi zevke nasıl erişilir?" diyerek bir yardım çığlığı atmıştım; tabii ki popüler gürültünün arasında o çığlık da cevapsız kalmıştı. Hasılı, yıllar evvel büyük bir niyetle başladığım bu yolculukta, tüm şiirleri "Ancak durursa anlaşılır saatin kaç olduğu" dizgisi gibi derin ve sarsıcı bulacağımı ummuştum. Fakat ne yazık ki netice beklediğim gibi çıkmadı. Yine de başladığım işi yarım bırakmadım ve bitti işte. Açık konuşmak gerekirse, eseri pek sevemedim ve kendimi de bir türlü metne veremedim. İçinde yoğun bir anlam derinliğinden ziyade, adeta "anlaşılması zor olsun" diye kasıtlı olarak zorlanmış, yapay imgelerle boğulmuş şiirler var. Şiir okuyucusunun zihnini ve ruhunu besleyen o asil damarı bu sayfada bulamadım. Bir Necip Fazıl’ın Çile’sindeki o varoluşsal sancıyı, Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları’ndaki o muazzam toplum portresini aradı gözlerim. Zaten Mehmet Akif’in Safahat’ını bu ligin çok üzerinde tuttuğum için hiç saymıyorum bile. Büyük zirvelerin gölgesinde yetişmiş bir okur olarak, bu yapay zorlamalara verebileceğim nihai puan 6/10. Popüler akımların hatırına okunmasa da hiçbir şey kaybedilmeyecek, rafa kaldırılsa da yeri aranmayacak bir tecrübe oldu. Kelimelerin gerçek haysiyetini ve samimiyetini özleyenler için rota bellidir; vitrinler değil, klasikler.
İnceleme
Büyük SaatTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20199,3bin okunma
10/10
·283 syf.··
2026 21. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:27
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in "Dil ve Edebiyat" adlı eseri, benim için sadece bir fikir adamının teorik yazılarından ibaret değil; kelimelerin bir milletin ruhunu nasıl inşa ettiğini ya da nasıl yıkabileceğini gösteren muazzam bir manifesto. Kitabı her okuduğumda, Üstad’ın o ödün vermeyen, keskin ve tavizsiz üslubuyla bir kez daha sarsılıyorum. ​Bana göre bu eserin en çarpıcı yönlerini ve bendeki karşılığını birkaç temel başlıkta özetlemem gerekirse: ​1. "Dil" Kavramına Yaklaşımı: Bir Kimlik Meselesi ​Necip Fazıl, dili sadece bir iletişim aracı olarak görmüyor; onu bir milletin "namusu", hafızası ve varoluş kalesi olarak konumlandırıyor. Kitapta, cumhuriyet sonrasındaki radikal dil tasfiyelerine, uydurmacılığa ve lisanın ruhsuzlaştırılmasına karşı açtığı savaşın izlerini görüyorsunuz. Üstad'a göre dili kurutmak, o dilin taşıdığı bin yıllık medeniyet tasavvurunu ve İslamî ruhu yok etmektir. Bu bakış açısı, bugün kullandığımız kelimelere çok daha seçici ve hürmetkâr yaklaşmamı sağladı. ​2. "Edebiyat" ve Sanatın Ulvi Gayesi ​Kitap boyunca Üstad, "Sanat sanat içindir" veya "Sanat toplum içindir" gibi sığ kalıpları yıkarak kendi mutlak ölçüsünü koyuyor: "Sanat, Allah'ı arama sanatıdır." Edebiyatı gelgeç bir heves veya entelektüel bir oyun olarak görenlere şiddetle karşı çıkıyor. Onun gözünde edebiyatçı, cemiyetin sancısını ruhunda duyan ve fildişi kulesinden inip aksiyon alan bir "kılavuz" olmalıdır. Yazarken ya da okurken, sanatta bir "gaye" arama bilincini bana en net aşılayan metinlerden biri bu oldu. ​3. Kelimelerin Hassasiyeti ve "Kuyumcu" Titizliği ​Üstad’ın nesirdeki dehası bu kitapta zirve yapıyor. Kendisi dili bir heykeltıraş gibi yontuyor, kelimeleri bir kuyumcu titizliğiyle seçiyor. "Dil ve Edebiyat"ı okurken Türkçenin ne kadar asil, derin ve esnek bir enstrüman
1000Kitap
Dil ve EdebiyatNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 201668 okunma
Reklam
KARA LABİRENT
Puan vermedi·460 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:33
Not: Kanaatimce Kara Kitap'a başlamadan önce Orhan Pamuk'un birkaç eserini okumakta fayda var. Ben daha önce Kırmızı Saçlı Kadın ve Kar'ı okuduğum için yazarın üslubuna ve anlatım dünyasına az çok aşinaydım. Ancak Kara Kitap'ı doğrudan okuyan biri, eserin girift yapısı nedeniyle aynı keyfi almakta zorlanabilir. Romanın temeli bir kayboluş ve arayış hikayesi gibi görünse de mesele Galip'in Rüya'yı bulup bulmaması değildir. Asıl mesele, insanın kendini ararken başka hayatların, başka hikâyelerin ve başka kimliklerin içinde kaybolabilmesidir. Bu yolculuk boyunca okur; tarihin tozlu raflarında unutulmuş hikâyelerle, çeşitli felsefi düşüncelerle ve İstanbul'un kendine has kültürel dokusuyla karşılaşır. Pamuk bu romanda yalnızca bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda bilgi birikimini, hafzasının dehlizlerini, tarihe karşı bakış açısını ve özgün düşüncelerini süzgeçten geçirmeden okura cömertçe sunuyor. Yer yer hikâyeye doğrudan katkı sağlamayan uzun betimlemeler ve ayrıntılar, romanın ritmini sekteye uğratıyor. Bu durum bazı okurlarda kitabı yarım bırakma düşüncesi uyandırabilir. Bana göre Galip karakteri, ismiyle de çağrışım kuracak şekilde Şeyh Galip'ten; Celal karakteri ise Mevlânâ Celaleddin Rumi'den izler taşımaktadır. Galip'in Celal'i bir rehber ya da ideal olarak görmesi, onun düşüncelerini ve yaşam biçimini kendi hayatına taşımaya çalışması, romanın kimlik arayışını daha da derinleştiren unsurlardan biridir. Rüya karakteri ise yalnızca bir kişi değil, aynı zamanda bir metafor olarak da okunabilir. Galip'e kısa süreli bir huzur ve anlam hissi verdikten sonra ortadan kaybolması, onun bir "rüya" gibi erişilmesi güç ve geçici bir varlığı temsil ettiğini düşündürüyor. Netice itibariyle Kara Kitap, olaylardan çok anlam katmanlarıyla öne
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Puan vermedi·498 syf.··
2026 3. kitabı
·
528 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:54
Ebeveynlik Pusulasını Akranlara Kaptırmak: "Çocuklarınıza Tutunun" Üzerine ​Gordon Neufeld ve Gabor Maté’nin ortak kaleme aldığı "Çocuklarınıza Tutunun", raflarda sıradan bir "çocuk yetiştirme rehberi" gibi dursa da, aslında modern topluma, aile yapısına ve eğitim sistemine getirilmiş çok güçlü bir psikolojik eleştiridir. Kitap, ebeveynlerin çocuklarıyla yaşadığı çatışmaların temel nedenini tek bir kavrama dayandırıyor: Akran Bağlanması (Peer Orientation). ​1. Doğal Olmayan Bir Sapma: Yatay Bağlanma ​Gelişim psikoloğu Neufeld ve Dr. Gabor Maté, insanlık tarihi boyunca kültür ve değer aktarımının her zaman "dikey" (yetişkinden çocuğa) ilerlediğini hatırlatarak başlıyor söze. Ancak günümüz dünyasında, çocukların kendilerine rehber olarak ebeveynlerini değil, kendi yaş grubunu (akranlarını) seçtiğini görüyoruz. Yazarlar bunun gelişimsel bir sapma olduğunu savunuyor. ​Bir çocuğun, hayata dair henüz hiçbir şey bilmeyen, tıpkı kendisi gibi ham ve olgunlaşmamış başka bir çocuğa tutunması; bir körün başka bir köre kılavuzluk etmesinden farksızdır. Akran grupları çocuklara koşulsuz sevgi sunamaz; aksine, acımasız bir "onaylanma ve dışlanma" döngüsü içinde onları sürekli kaygılı bir bireye dönüştürür. ​2. Disiplin Değil, İlişki Sorunu ​Kitabın en sevdiğim ve altını defalarca çizdiğim yönü, ebeveynlikteki "yöntem" çılgınlığını eleştirmesi oldu. Modern ebeveynlik sürekli taktikler, ceza/ödül mekanizmaları veya mola yöntemleri öneriyor. Oysa yazarlar net bir şekilde haykırıyor: Sorun bir davranış sorunu değil, ilişki sorunudur. Çocuğunuzun kalbine ve bağına sahip değilseniz, ona yön veremezsiniz. ​"Çocuklar kendilerini yönlendirecek olan kişilere bağlanırlar. Eğer bu kişi ebeveyn değilse, ebeveynin söz hakkı ve rehberlik gücü elinden alınmış demektir." ​3. Dijital Çağda "Kültür
Çocuklarınıza TutununGabor Mate · Hep Kitap · 2019401 okunma
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:43
Az Şekerli & Tüneldeki Çocuk ~ Sait Faik Abasıyanık . Alıntılar; . — Hiç haksızlık gördün mü? — İnsan olur da haksızlık görmez olur mu? . Bir insan niçin aranır, diye düşündüm. Bir insan niçin aranır? Bir insan ötekini neden arar? Bir okulda öğretmen olsam bu konuyu verirdim öğrencilere. Öylesine sebepler bulunur ki. Kendiminkine en uygunun buldum. Buldum ama üzerinde durmadım. Sebep ne olursa olsun neticeye bakalım. Sebebin güzelliğinin, çirkinliğinin, iyiliğinin kötülüğünün önemi neticenin tadına acıyı her zaman sonradan katacaktır. İçimizde şüphe olmasa kelimelerin yarısını sözlüklerden çıkarmak lazım gelir. İyi sebepler çirkin neticeler, kötü sebepler güzel neticeler doğurmuyor mu? Doğurur. İyi sebeplerle birini ararsanız kötü bir netice verirse aradığınız sizin onu aramanızın sebebinin iyilik olduğuna yüzde kaç inanabilir. Daha müşahhas(somut) konuşalım. . Her taze heyecan, zevkine doğru dürüst varılamayan bir güzellik taşır. . Keder ve sevinç; ah kelimeler! Ne müthiş şeysiniz, ne müthiş! Şu anda her kelimenin manasının o basit gerisinde neler saklı olduğunu anlıyorum. İnsanoğluna her kelime nelere mâl olmamış... Şimdi anlıyorum. . Gelmeyeceğini çok iyi biliyorum. Onu beklemek, bilhassa güzel... . Kitap Yorumu; . Bir çok hikayeden oluşan bir kitap yazarı şairi sevenler okumak isteyenler okuyabilir. Kitabın ismini alan iki hikaye gerçekten önemli yer etse de bir kaç tanesi daha güzel anlamlı diyebilirim. Zaman zaman dil ağır gelebilir lakin notlar halinde sayfa altında ablamları ile yazılmıştır bilginize. Kitapla kalın!
Edebiyat
Az Şekerli & Tüneldeki ÇocukSait Faik Abasıyanık · Kapra Yayıncılık · 202528 okunma
10/10
·144 syf.·
2026 18. kitabı
“Bir çocuğun kalbine düşen her iyi örnek, zamanla bir davranışa, bir değere dönüşür. Çünkü bir çocuk anlaşıldığında cesaretlenir, görüldüğünde kendini kıymetli hisseder, duyulduğunda ise dünyaya ışık olur. Ve o ışık…. Bir gün, bir başka yüreğin karanlığına da kandil tutar.” s.144 Hepimiz bizden önceki aynaların izlerini taşıyoruz ve bizim çocuklarımız da bizden izler taşıyacaklar… Geçmişten geleceğe aktarılan değerler bir günde inşa edilmez elbette. Ama en etkili inşa iyi bir ayna olmak, değeri yaşamak ve yaşatmak.. Hâl diliyle terbiye edebilmek.. Kitap her bir değer için örnek bir öykü, o öyküye dair çocuğun ruhunu inşa edebilecek, sorgulatan sorular sonrasında büyüklere pedagojik öneriler ve yaka çiçeği yapılması gereken ana fikir kısımlarından oluşuyor… Bölümlerde ele alınan konular: yardımseverlik, dürüstlük, sorumluluk-görev bilinci, hâyâ-mahremiyet, akran zorbalığı, adalet-hakkaniyet, şükür- kanaat, misafirperverlik,ekran bağımlılığı, dostluk vefa, sabır-öfke kontrolü, cesaret, kardeşlik, hürmet, güven, inanç-merak. Tüm bu kıymetli değer ve konular yetiştireceğimiz evlatlarımızın kişiliği-karakteri için üzerine düşmemiz gereken, görmezden gelemeyeceğimiz konular. Kitabın işlevselliği burada devreye giriyor. Sorunu tespit ettirip bırakmaması, sorunu çözebilecek, çocuğumuza yön gösterebilecek örnek cümleler kurması onu yazarın niyeti bağlamında özel bir yere konumlandırıyor. Eğitimci ve ebeveynler kitabın öykü ve sorular kısmını çocukları ve öğrencilerinde uygulayabilirler.. Öyküler bağlam dahilince hem uzun değil hem de ilgi çekici. Karakterlerin isimleri ve yaşantıları tam da toplumumuzun içinden , bizden kişiler. Bu da ilgiyi artıracak bir etmen.. Yazarın naif diline de değinmeden edemeyeceğim. Netice itibariyle didaktik kişiler de kitaplar da nasihat almak
Aynadaki İzlerZeynep Özlem Uluç · Ahir Zaman Yayınları · 202511 okunma
Reklam
Reklam